|
Her Kaybedişin
Ardından Gölgemizde Yalnızlık...
Her aşk dikenli
teller ardında bir hazin kanayıştır ve her ömür de bu kan revâna
yataklık yapan sunak taşı..
Katlanılması için benliğimizdeki anaforların burgaçlarında verdiğimiz en
ağır imtihandır Aşk..
Çamura ve kire bulanmadan bâzen sonu vuslâttır ki hazzın doruk
noktasında
ellerimizdeki revnâklı piyâlelerden yudumlarcasına mest ü hayrân
zihinlerimiz esrik,çoğu kez ise sonu hicrândır ki ciğerimizi lime lime
etmiş baldıran zehriyle,ağzımızdaki ısırganlardan damlayan kan misâli
bir
hüsrân ve bir yürek yangınıdır..
Bomboş bir çaba ve bomboş bir yaşamdır artık elimizde kalan..
Bu kaybedişler neden zor gelir insana?Her şeyi ile hayâtınıza girip
yaşam
biçiminizi işgâle yeltenip de akışına yön vermesine izin verdiğiniz
kişinin bir de bakmışsınız ki;bakışları bakışlarınıza,anıları
anılarınıza,kokuları kokularınıza karışmıştır ve‘O’artık ‘SİZ’olmuştur
siz
ise zaten o girdâba kapılıp saman çöpü misâli akışa râm olmuşsunuz
bile..
Bu bir birliktelik gibi görünüyor olsa bile ayrılık her an kapımızda
nöbettedir..Gün saat ve ân geldiğinde o kapıdan çıkan gidecek,kalan ise
ondan kalanlara kâfûr kokulu bir mum dikip seremonilerde
yitecektir..Aslında ondan kalanlar da ondan olduğuna göre demek ki
onunla
herşeyi yollamamışız..Anılarla yaşamayı da öğretecektir Aşk..
Gülüşü kulağınızda resimleri,şiirleri,mektupları,mesajları ve bir de cep
telefonunuza kaydettiğiniz artık hükmü geçersiz bir telefon numarasıdır
size kalanlar..Ondan ve Aşktan..
Oysa ki bu yitirişin ardında güzel olan ondan bize kalanlardan oluşmuş
bir
içsel güzellikler demetidir ki engin ufuklar açmıştır gönlümüzde ve bir
anlamda kayıplarımızdır kazancımız olanlar..
Ve sonrası...
Şimdilerde;
Evleri beyaz badanalı ve cumbalarının ferforjelerinden hoş ıtırlar saçan
sardunyalar,akşamsefâları ve fesleğenler sarkan,bahçesindeki
kameriyelerin
pergolalarında baygın renkleri ile begonviller ve yaseminler geceme
görsel
bir armoni katan,denize kıyısı olan bir kasabadayım..
Aşk yorgunluğuma ilâç olacak bir beklenti içinde gökyüzünde süzülen
martıları seyrediyorum ve beyâz kanatlarına özgürlüğün,mavinin ne denli
yakıştığını görüp mırıldanıyorum içimden..
‘‘-Keşke iki mavi arasında yok olsam da tüm sırlarımı bu iki mavi
arasına
gizlesem ve aşkın ağrıtan yanından ezgiler fısıldasam, yürek kabarmasına
benzeyen dalgalarına!...’’
Bilirim ne sırlar gizlidir koynunda bu lâcivert münhanilerin..Kızıldeniz
ki yıllarca saklamamış mıdır Firâvun’u derinliklerinde ve Hz.Musa’ya
kılâvuz olup da yarılıp onu karşı kıyıya geçiren de yine bu ser verip de
sır vermeyen tuzunu âşıkların gözyaşlarından alıp hüzünlü aşk
hikâyelerini
bir anne şefkâti ile dinleyip kendini kıyılara çarpan deniz değil
midir?!
Deniz kızlarının fısıldadığı acıklı,lirik aşk şarkılarını duyarız
gecenin
sessiz bir ânında..Ve yangınlarını anlatan âşıkların her damlasına
akıttığı gözyaşlarının hikâyelerini,sevdâlarını bu sırlı deli maviden
alıp
hokkamıza,yine bununla çekeceğiz temize yüreğimizdeki ak sayfalarda..
Ve siz Eyy!..
Güneş,mehtâp,yıldızlar ve yakamozlar!..Şahit olun denizin bağrındaki
sırdan sancıya ve ortak olun gizine ki hafiflesin yükü..Çünkü aşk
sonsuza
kadar acıtır..
Neşe
Yeşilova
Şiir Eklenme Tarihi:
Eylül 2004
 |
 |
|
Foto: C. İstikbal |
|