|
Küçük İstavrit
küçük
istavrit
yiyecek bir şey sanıp
hızla atıldı çapariye
önce
müthiş bir acı duydu dudağında
gümbür
gümbür oldu yüreği
sonra
hızla çekildi yukarıya
aslında
hep merak etmişti denizlerin üstünü
neye benzerdi acep gökyüzü
bir
yanda büyük bir merak
bir yanda ölüm korkusu
ne
çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu
küçük
istavrit anladı
yolun sonu
koca
denizlere sığmazdı yüreği
oysa
şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende
cansız
uzanıvermiş dostlarına değiyordu
minik yüzgeci
insanlar
gelip geçtiler önünden,
bir
kedi, yalanarak
baktı
gökyüzünün içine
yavaşça
karardı dünya
başı
da dönüyordu
son
bir kez düşündü
derin maviyi beyaz mercanı
bir
de
yeşil
yosunu
işte
tam o anda eğilip aldım onu
yürüdüm deniz kenarına
bir öpücük kondurdum başına
iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle
saldım denizin sularına
bir
an öylece bakakaldı
sonra
sevinçle dibe daldı gitti,
tüm
kederimi söküp atarak
teşekkürü de ihmal etmemişti
birkaç değerli pulunu elime
avuçlarıma bırakarak...
balıkçı
ve kedi şaşkın baktılar yüzüme
sorar
gibiydiler, neden yaptın bunu niye…,
"bir
gün" dedim "bulursam kendimi
yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz,
son
ana kadar
hep
bir umudum
olsun
diye."
Serdar
SIRALAR
(Sn.
Fatma YONSEL'e teşekkürler! )
(Ocak
2001)

|