|
19-30 Kasım 2001 Tarihleri
arasında Londra'da yapılan IMO 22. Genel Kurulu (22nd IMO Assembly)
Hakkında Rapor
Cahit İstikbal
19-30 Kasım 2001 Tarihleri arasında
Londra’daki IMO Genel Merkezinde yapılan Genel Kurulda denizden can
güvenliği, terörizm ve sığınmacılar konuları ön plana çıktı. Türkiye
Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu ile birlikte 28
Kişiden oluşan geniş bir heyet tarafından temsil edildi.
Türkiye’yi 22. Genel Kurulda temsil eden
Delegasyon Üyeleri ve temsil ettikleri kurumlar şunlar:
-
Prof. Dr. Ramazan Mirzaoğlu, Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanı
-
Dr. Mustafa Korçak, Denizcilik Müsteşarı
-
Ahmet Ağar, Denizcilik Müsteşar Yardımcısı.
-
Hücum Tulgar, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel
Müdürü
-
Halit Çevik, İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık Genel Müdür
Yardımcısı, Dışişleri Bakanlığı.
-
Burak Özügergin, Denizcilik Dairesi Başkanı, Dışişleri Bakanlığı
-
Tuğrul Biltekin Üçüncü Katip, Londra Büyükelçiliği
-
Yarbay Kemal Battal, Genelkurmay Başkanlığı
-
Albay Şener Kır, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
-
Albay M. Kırtaş, Sahil Güvenlik Komutanlığı
-
Fikret Hakgüden, Genel Müdür Yardımcısı, Denizcilik Müsteşarlığı
-
Prof. Dr. Osman Kamil Sağ, ITÜ Denizcilik Fakültesi Dekanı
-
Kapt. Cahit İstikbal, Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği ve Türkiye
Denizcilik İşletmeleri
-
Dr. S. Karagül, Hudut ve Sahiller Genel Müdürü.
-
A. Sevingel, Daire Başkanı, Denizcilik Müsteşarlığı
-
Kapt. Aslan Dede, Daire Başkanı, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma
İşletmeleri Genel Müdürlüğü
-
Müh. T. Kaya, Baş Sörveyör, Denizcilik Müsteşarlığı
-
Cem Orkun Kıraç, Denizcilik Müsteşarlığı
-
Kapt. Levent. Çangal, Gemi Sörvey Yetkilisi, Denizcilik
Müsteşarlığı
-
Kapt. Aziz Y. Yıldırım, VTS Operatörü, Denizcilik Müsteşarlığı
-
Doç. Dr. Sezer Ilgın, Hukuk Danışmanı, Türk Deniz Hukuku Derneği
-
Nilüfer Oral, İstanbul Bilgi Üniversitesi
-
Y. Okumuş, Danışman, Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanlığı
-
Doğan Urcan, Denizcilikten Sorumlu Devlet Bakanlığı
-
Kapt. Enver Yetkili
-
Dr. Nihan Ünlü, Hukuk Araştırmacısı
-
Kapt. Ayhan Çekiç, Denizcilik uzman-danışmanı, Türkiye
Büyükelçiliği, Londra
-
Mehmet Hatip, Genel Sekreter Yardımcısı, DTO
IMO Genel Kurulu Hakkında Kısa
Bilgi
Bilindiği üzere, Uluslararası Denizcilik
Örgütü (International Maritime Organization, IMO) Birleşmiş Milletler
tarafından 1948 yılında kabul edilen bir konvansiyon ile temeli atılan
ve 10 yıllık bir süreden sonra da 21. Üye olarak Japonya’nın katılımı
ile 1958 yılında resmen çalışmalarına başlayan bir Birleşmiş Milletler
organıdır. Bu örgüt 1982 yılına kadar Hükümetlerarası Denizcilik Danışma
Örgütü (IMCO) adı ile bilinmekte idi.
Bu kez 22. si yapılan Genel Kurul ise,
IMO’nun en yetkili idari organıdır
ve üye ülkelerin katılımı ile her iki yılda bir toplanır. Genel
Kurul’un görevleri, IMO’nun Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenmiştir ve bu
görevler şunlardır:
1.
Her düzenli oturumda, asil üyeler arasından, diğer oturuma kadar
görevli olmak üzere başkan ve iki yardımcısını seçmek,
2.
Sözleşmede yapılmış olan diğer hususlardaki kuralların
işlerliğini kararlaştırmak,
3.
Konsey üyesi olacak ülkeleri seçmek,
4.
Konsey raporlarının incelenmesi ve kabulü, Konsey tarafından
kendisi ile ilgili görülen her türlü sorunlar üzerinde karar vermek,
5.
Örgütün çalışma programını onaylamak,
6.
Örgütün parasal düzenlemelerini kararlaştırmak ve bütçeyi kabul
etmek,
7.
Örgütün masraflarını incelemek ve hesaplarını onaylamak,
8.
Kendisine havale edilen konuları inceleyerek gerekli tavsiye ve
önerilerde bulunmak ve Konsey tarafından Genel Kurul’a havale edilip de
Genel Kurul tarafından kabul edilmeyen tavsiye ve teklifleri,
nedenlerini belirterek Konsey’e iade etmek;
9.
Deniz Güvenliği Komitesi (MSC)’nin, Örgüt tarafından kendisine
gönderilen iz güvenliği ile ilgili kanunların, veya bu kurallarda
yapılacak düzeltmelerin kabulünü ilgili devletlerin onayına sunmak;
10.
Gelişen ülkelerin özel gereksinimlerini hesaba katarak teknik
işbirliğini ilerletmek için uygun olabilecek bazı faaliyetleri kabul
etmek,
11.
Deniz Güvenliği Komitesi, Hukuk Komitesi, Deniz Çevresini Koruma
Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi veya IMO’nun diğer birimleri
tarafından geliştirilmiş olan herhangi bir uluslararası sözleşmenin
düzenlenmesini kabul etmek veya uluslararası sözleşmelerde kabul edilen
uygun işlemleri takip etmek; herhangi bir uluslararası konferansa davet
konusunda kararlar almak.
Açılış ve Genel Sekreter W.
O’Neil’in Açılış Konuşması
Genel
Kurulun açılışında konuşan IMO Genel Sekreteri William O’Neil, “11
Eylül tarihinde ABD’ye yapılan saldırı, bütün dünyaya yayılan şok
dalgaları oluşturdu. Bunun yan etkileri halen yaşamımızın her alanını
etkilemektedir. Eski alışkanlıklar, değerler tehdit altındadır ve hatta
zaman içinde gelişerek bir noktaya gelmiş olan temel ekonomik ve sosyal
yapılar sorgulanmaya başlanmıştır.” Dedi.
Genel
Sekreter, denizde güvenlik ve can güvenliğinin, IMO’nun öncelikli
konular listesinde şimdi her zamankinden daha üst sırada birinci
öncelikli konu olarak yer aldığını bildirdi.
Konuşmasında
düşük standarttaki gemiler konusuna da değinen O’Neil, “Günümüz
dünyasındaki siyasi ve ekonomik belirsizlik de ayrı bir baskı
oluşturmaktadır.Zayıf ekonomik koşullar kaliteden taviz vermeyi ve
standartlarda düşüklüğü tercih edilir kılmaktadır. Bizim en zor
görevlerimizden birisi bunun olmamasını sağlamaktır. Gemilerin bakım
tutumunun iyi yapılması her zaman önemlidir, ancak, eğer ticari
koşulların gerektirmesi yüzünden gemilerin ömürlerinin uzatılması söz
konusu ise, bu önem hayati düzeydedir. Bunun gibi, endüstri için iyi
eğitilmiş ve uygun nitelikteki insan kaynaklarının yetiştirilmesi ve
bulundurulması için yeterli kaynakların ayrılmasına da devam edilmesi
gerekmektedir ve bu da gemiadamları ile başlar” dedi.
Geniş
kapsamlı konuşmasında Genel Sekreter ayrıca zorunlu uygulama tarihleri
yaklaşan ISM Kodu ve STCW Sözleşmesi’nin altını çizdi. “Zorunlu ISM
Kodu, gemilerin güvenli yönetimi ve çalışması ile deniz kirlililiğinin
önlenmesi için uluslar arası standartlar getirmektedir. Bu Kod,
gemilerin belirlenen ölçüde güvenli olarak çalışmalarını sağlamak üzere
karadaki yönetime doğrudan sorumluluk getirmektedir. Şimdiye kadarki
bulgular ISM uygulamasının etkilerinin olumlu olduğu ve dünya
genelindeki deniz taşımacılığı şirketleri bünyesinde amaçlanan güvenlik
kültürünün oluşturulmasına başlandığı yönündedir.” Diyen Genel
Sekreter, gelecek birkaç yıl içinde, denizcilik dünyası STCW 95 ve ISM
Kodu’nun her ikisinin birden yararlarının endüstrinin güvenlik
kayıtlarına da yansıdığını görmeyi bekldiğini söyleyerek IMO üyesi
ülkeler bu kuralları etkin ve titiz bir biçimde uygular ve bunda
devamlılık sağlarlarsa bunun başarılacağından emin olduğunu kaydetti.
Genel
Sekreter, sözlerini “ISM Kodu ve STCW 95’in endüstri için yüksek
beceriye sahip, eğitimli, sertifikalı ve etkin bir yönetim altında iş
gücünün temin edilmesi yönündeki potansiyelinin bütünüyle realize
edilmesini sağlamalıyız. En yüksek standartlara uyum sağlama isteğinde
olan ancak yeterli kaynağı bulunmayan ülkelere yardımcı olmaya devam
etmeliyiz. Sekreterya olarak, Üye Hükümetlere ve onların aracılığıyla
daha geniş denizcilik camiasına en iyi ve en etkin maliyetle hizmet
verebilmek üzere işlemlerimizi, çalışma düzenlerimizi ve teknoloji
kullanımımızı gözden geçirmeye devam etmeliyiz. Ve, hepsinden önemlisi,
hepimiz, en iyi çalışmanın ödüllendirildiği ve kalitenin ortaya
çıkarılmasının özendirildiği koşulları yaratmak için çaba göstermeye
devam etmeliyiz.” Diyerek noktaladı.
(William
O’Neil’in konuşmasının tam metni için Ek-1’e bakınız)
İngiltere Denizcilik Bakanı’nın Konuşması
IMO Genel
Sekreteri William O’Neil’den sonra, İngiltere Denizcilik Bakanı David
Jamieson, ev sahibi ülke adına her genel kurulda olduğu gibi bir konuşma
yaptı. Jamieson, , tek cidarlı tankerlerin devre dışı bırakılması
konusunda dünya genelinde uluslar arası anlaşmanın büyük bir hızla
sağlanması şeklinde ortaya çıkan işbirliği ruhu ve deniz çevresinin daha
fazla korunması için ortak istekten dolayı İngiltere’nin IMO’ya
minnettar olduğunu belirtti. Kolay Bayrak ülkelerini eleştiren David
Jamieson, “bir Bayrak Devletinin kayıt ücretini cebine indirmekten
daha fazla şeyler yapması gerektiğini düşüncesindeyiz” dedi.
Jamieson, şöyle devam etti:
“Uluslar
arası Sözleşmelerde anlaşmaya varılması ile iş bitmiş olmuyor. Mevcut
standartların etkin ve birörnek uygulanmasının sağlanması IMO’nun
öncelikli görevidir. Bütün bayrak Devletleri kuralları uygulamak
konusunda uluslararası yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine
getiriyor olsalar, Birleşik Krallık da Liman Devleti Kontrolü işiyle
böylesine uğraşmak zorunda kalmayacak ve bundan bizzat mutluluk
duyacaktı. Ne yazık ki durum böyle değil. Eğer düzenleme getirdiğimiz
denizcilik endüstrisinin küresel bir gereksinim olduğunu söylüyorsak-ki
öyledir, o zaman düzenlemeyi yapanların başarısından da küresel ölçüde
yararlanmamız gerekir. Bu anlayışa direnç gösterenlere IMO hoşgörülü
davranmaz.”
Konuşmasında
sık sık övdüğü IMO’ya zaman zaman hafifçe çatmaktan da geri kalmayan
İngiltere Denizcilik Bakanı, “IMO’nun büyük deniz kazalarından sonra
tepki gösterme konusunda hayranlık duyulacak bir sicili vardır. Bununla
birlikte, büyük yolcu gemilerinin güvenliği için halen yapmakta olduğu
çalışma, Örgütün reaktif olduğu kadar proaktif de olabileceğinin çok
önemli bir göstergesi sayılmalıdır. Bu yüzden biz Genel Sekretere bu
konuyu öne çıkardığı için minnettarız.” Dedi.
Jamieson,ufukta
bulutların görülmekte olduğunu belirterek,geçtiğimiz yıl korsanlık ve
silahlı soygun amacıyla gemilerin uğradığı saldırıların sayısındaki
artışa değindi. “Bu, dünya denizcilik taşımacılığı işiyle
uğraşanların hakkında artık bir şeyler yapmaları gerektiğine Birleşik
Krallık olarak inandığımız bir tehlikedir.Öncelikle inanıyoruz ki şimdi
gerekli olan, hükümetler arasında uluslar arası işbirliğinin
arttırılmasıdır. Herhangi bir Hükümetin “bu konu bizi ilgilendirmiyor”
iddiasında bulunması; tehlikelidir, açıklıkla söyleyeyim, havadadır ve
kabul edilemez. Eylül ayında hepimiz açıkça gördük ki taşımacılığın
bizzat kendisi uluslar arası tahrip için kullanılan bir araç haline
gelebiliyor, korsanlık ve terörizm düzensizliğin belirtileridirler ve
inanıyorum ki bu Örgüt düzeni ve barışı geri getirmek için kendine düşen
görevi yapacaktır.” Dedi.
David
Jamieson, denizde görev alacak personelin kalitesinin önemini özellikle
vurguladığı konuşmasında, en yeni geminin bile, eğer iyi eğitilmemiş,
aşırı çalışan mürettebatla donatılmış ve yetersiz bir yönetimle
işletilmekte ise, standart altı sayılması gerektiğinin altını çizdi ve
benzer şekilde, yetkili denizcilik İdarelerinin de uygun eğitimi almış
yöneticilerle yeterli bir şekilde donatılmaları gerektiğini söyledi.
(David
Jamieson’un konuşmasının tam metni için Ek-2’ye bakınız)
ABD
Sahil Güvenlik Komutanı Amiral James Loy’un konuşması
Görüşmelerin
2. Günü, ABD Sahil Güvenlik Komutanı Amiral James Loy bir konuşma
yaparak 11 Eylül saldırısı ve sonrasında denizcilik alanında alınması
gereken önlemlere değindi. Amiral James Loy, şöyle dedi:
“11
Eylülden önce, havacılıktaki herkes ticari uçaklara ticaret ve
zenginliğin sembolü olarak bakmaktaydılar. Sivil havacılık ekonomilerin
kalkınmalarına yardım eder, dünyayı birbirine bağlar ve bizim yaşam
kalitemizi arttırır. 11 Eylül günü teröristler bu ticaret araçlarını
nefret silahlarına dönüştürdüler. Hedefler, Amerikan ekonomik ve askeri
gücünün sembolleri idi. Ancak bu hedefler kolaylıkla Big Ben ya da
Parlamento binası, ya da Kuala Lumpur’daki kuleler, veya zafer anıtı
olabilirdi. Başkan Bush’un da açıklıkla ortaya koymuş olduğu gibi,
Birleşik Devletler 11 Eylül saldırılarını savaş fiili olarak
görmektedir, yalnızca Amerika’nın mali ve siyasi merkezlerine bir
saldırı değil, aynı zamanda bizzat özgürlüğe bir saldırı. Amerikan
özgürlüğüne değil. Bizzat, hepimizin özgürlüğüne bir saldırı.”
Birleşik
Devletlerin bu üzüntüyü yaşarken yalnız olmadığının altını çizen ABD
Sahil Güvenlik Komutanı, her biri IMO üyesi olan 80’den fazla ülkenin,
Dünya Ticaret Merkezindeki felakette vatandaşlarını kaybettiğini
belirtti..
11 Eylül’den
alınan en büyük derslerden birisinin, bütün ulusların yüzyüze olduğu
tehdidin dramatik bir biçimde değişmiş olduğunu kaydeden Amiral Loy,
“11 Eylül’de görmüş olduğumuz yeni bir şeydi, uçak kaçıranlar ticari
uçuşları yalnızca toplu katliamı amaçlayan insan güdümlü silahlara
dönüştürdüler. Bu olayı düşünce süzgecimizden geçirmeli ve deniz
çevremizin zafiyetini anlamalıyız. Denizde can güvenliği konusundaki
bildiklerimizi yeniden değerlendirmeliyiz.” Dedi. 10 Eylül günü,
trajik olaylardan bir gün önce, ADD Sahil Güvenlik Teşkilatının çalışma
bütçesinin %1ini denizcilik/liman güvenliği(can) için ayırmakta olduğunu
söyleyen Amiral Loy, bugün,çalışma bütçelerinin %57 sini bu konuya
ayırmış durumda olduklarını ve bunun temel bir değişim olduğunu
belirtti. Amiral James Loy, şöyle devam etti:
“Kesinlikle inanıyorum ki bizim denizcilik sektörümüz dünya ekonomisi
içerisinde en değerli ve en hassas olanıdır. Gemilerimizi,
denizcilerimizi, limanlarımızı ve okyanuslarımızı terörizmden korumak
için yapmamız gerekenleri düşünmek bile güç ve cesaret kırıcı gibi
görünebilir. Dikkatlerimizi iki düşünce üzerinde odaklamalıyız.
Birincisi, tarihimizde hep bir trajediyi bekledik ve ondan sonra ancak
harekete geçtik. Exxon Valdez’i, Amoco Cadiz’i, Achille Lauro’yu,
Erika’yı hatırlayınız. Havacılık sektöründen aldığımız bu alarm bizi
uyandırmalı ve bu defa aynı hataya düşmemeliyiz. İkincisi, 11 Eylül’de
aslında nerede hata yaptığımızı anlamalıyız. Hata bizim önleme
sistemimizde, mücadele sistemimizde, emercensi durum yönetimi
paradigmamızda değildi. 11 Eylül oldu çünkü havacılık alanındaki çok
belirgin uyarı sinyallerine kulak asmadık. Gemilerimizin, limanlarımızın
ve suyollarımızın zafiyetini bilerek, denizcilik alanında gerekli
önlemleri almalıyız. Bu, bilginin paylaşıldığı, herkesin elini taşın
altına koyduğu bir biçimde olacak ve biz su üzerinde hareket eden
gemiler, insanlar ve yükler ile ilgili bilmemiz gereken her şeyi
öğreneceğiz. Her iki durumda da, kendimizi doğru olan ne varsa yapmaya
hazırlamalı ve iyi çalıştığımız takdirde her şeyin üstesinden
geleceğimize inanmalıyız.”
Amiral Loy,
denizde can güvenliğinin sağlanması ve terörizmle mücadele etmek üzere
ne gibi önlemler alınacağının belirlenmesi amacıyla bir çalışma grubu
oluşturulması önerisinde de bulundu. Diğer üyelerin önereceği konular
ile birlikte bu çalışma grubunun şu konularda çalışma yapabileceğini
belirtti:
·
Gemilere otomatik tanıma sistemi (AIS)
konumlandırılması ile ilgili hususları gözden geçirmek,
·
Gemilerde, liman kuruluşlarında ve
kıyıdan açıkta konumlanmış terminallerde güvenlik planları gereksinimini
değerlendirmek,
·
Kimlik bilgisinin doğrulanması ve
gemiadamlarının geçmişleriyle ilgili güvenlik sorgulaması gereksinimini
gözden geçirmek,
·
Yüklenme limanından varış limanına kadar
konteynırlar için bir güvenlik zinciri oluşturmak.
ABD Sahil
Güvenlik Komutanı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sayın
Başkan, Seçkin Meslektaşlarım, Dünya Ticaret Merkezinde ben de kişisel
dostlarımı ve ABD Sahil Güvenliği Teşkilatı mensuplarını kaybettim. ABD
Deniz Kuvvetleri Pentagon’da yeni düzenlenmiş bürolarında çalışmakta
olan 27 kişiyi kaybetti. Burada temsil edilmekte olan 80 delegasyon
içlerinde kadınlar ve çocukların da olduğu vatandaşlarını kaybettiler.
Dünyanın büyük dinlerinden birini yanlış yorumlayan ve bunun arkasında
gizlenen isimsiz, cisimsiz düşman tarafından katledildiler. Bu Örgütün
hayati önemdeki çalışmalarını sürdürürken, hepimiz birleşerek özgürlük
ve dürüstlük saflarında yerlerimizi alalım, çocuklarımıza ve gelecek
kuşaklarımıza daha güvenli ve daha iyi bir dünya bırakmak üzere bir
araya gelelim. "
(Amiral
James Loy’un konuşmasının tam metni için Ek-3’e bakınız)
Genel
Kurul için Başkan seçimi
21. Genel
Kurul a başkanlık eden Finlandiya'nın İngiltere Büyükelçisi Perti
Salolainen, açılış konuşmalarının ardından görevini yeni seçilen
Başkan'a devretmeden önce kısa bir konuşma yaptı. Salolainen, IMO'nun
kendi başkanlığı döneminde meydana gelen Erika kazası sonrasında çok
etkili bir çalışma yaptığını belirtti.
Yapılan
Başkanlık seçiminde ise Gambia'dan Devlet Bakanı Edward Singhatey
Başkanlığa, İspanya Deniz Ulaştırması Genel Müdürü Luis Lopez-Sors
Gonzalez ile Kore Cumhuriyeti Deniz Güvenliği Bakan Yardımcısı
Gap-Sook Lee Başkan Yardımcılıklarına seçildiler.
Ayrıca Genel
Kurul bünyesinde oluşturulan çalışma komiteleri için de başkan seçimi
yapıldı. Buna göre;
·
Komite 1 (Hukuk
Komitesi): Büyükelçi
Orlando Allard,Panama'nın IMO Daimi Temsilcisi.
·
Komite 2 (Teknik Komite:
J.J. Angelo, ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı Standartlar Bölümü
Başkanı.
Komite
başkanlıklarına seçildiler.
Konsey
Seçimleri
IMO'nun
2001-2003 döneminde Konsey üyeliğini yapacak 32 ülke için seçimler 23
Kasım Cuma günü yapıldı. Konseyde yer alacak (A) Kategorisi için 8
Ülke, (B) Kategorisi için 8 Ülke ve (C) Kategorisi için de 16 Ülke için
sandalye bulunmaktaydı.
IMO'ya her
yıl ödenmesi gereken katkı payını ödemeyen 20'ye yakın ülkenin oy
kullanma hakları para ödeyinceye kadar askıya alındı. Bu ülkeler
arasında Pakistan gibi ülkeler de vardı.
Yapılan
seçimde A ve B kategorilerinde her zaman olduğu gibi aday ülke sayısı
ile sandalye sayısı eşit olduğundan bu kategorilerde seçimler
acclamation (alkışlama) gibi demokrasinin güzel bir yöntemi ile
yapıldı.C kategorisi için ise aday sayısı sandalye sayısından daha çok
olduğu kapalı oy usulü ile seçim yapıldı. Seçimler sonucunda, her üç
kategoride Konsey üyeliğine seçilen toplam 32 ülke belli oldu.
A
Kategorisi: Çin, Yunanistan,
İtalya, Japonya, Norveç, Rusya Federasyonu, İngiltere ve ABD.
B
Kategorisi:Arjantin, Brezilya,
Kanada, Fransa, Almanya, Hindistan, Hollanda, İsveç.
C
Kategorisi: Seçimlerde C
kategorisi için seçilen ülkeler ve oyları şöyle:
1.
Malta............ ..........110
2.
Bahama Ad.............109
3.
Kore Cumh..............107
4.
G. Kıbrıs..................105
5.
Singapur...................105
6.
Filipinler..................102
7.
G. AfrikaCumh.......102
8.
Avustralya..............101
9.
İspanya...................101
10.
Endonezya...............96
11.
Meksika...................93
12.
Panama....................93
13.
Türkiye...................87
14.
Polonya...................86
15.
Nijerya.....................85
16.
Mısır........................81
Bu sonuçlara
göre önceki dönemde Konsey üyeliği yapan Finlandiya ve Fas yeni dönemde
seçilemezken, Nijerya ve Polonya önceki dönemde üye değilken bu
ülkelerin yerine Konsey üyeliğini aldılar.
Bu arada, IMO
Sözleşmesinde 1993 yılında yapılan yeni düzenleme uyarınca, Konsey
üyelerinin sayısı 7 Kasım 2002 tarihinden itibaren 32'den 40'a çıkacak.
Buna göre A Kategorisi 10, B Kategorisi 10 ve C Kategorisi 20 Ülkeden
oluşacak. 22. Genel Kurulda seçimler yapılırken 7 Kasım 2002 tarihinden
itibaren sandalyesine oturacak bu 8 ülkenin de seçimi yapıldı. Buna
göre:
A
Kategorisine ilave 2 Ülke:
Panama, Kore Cumhuriyet.
B
Kategorisine ilave 2 Ülke:
Bangladeş, İspanya
C
Kategorisine ilave ülkeler: (A
ve B Kategorisine geçişler dolayısıyla boşalan üyelikler de dahil) Şili,
Danimarka, Gana, Honduras, Kenya, Lübnan, Venezuela.
IMO Konsey
seçimlerindeki a, b, ve c grupları için şu kriterler göz önüne alınıyor:
- (a) grubundaki sekiz üye, Uluslararası Gemi Taşimacılığı
hizmetleriyle yoğun olarak uğraşan ülkelerden seçiliyor.
- (b) grubundaki sekiz üye, Uluslararası Deniz Kaynaklı Ticaret ile
yakından ilgili ülkelerden seçiliyor,
- (c) grubundaki 16 üye, üstteki iki madde kapsamında olmayan ancak
seyir ve deniz taşimacılığına özel ilgisi olan ve dünyanın büyük
coğrafi alanlarının temsi edilmesini sağlayacak olan ülkelerden
seçiliyor.
Bu şekilde Konsey 32
ülkeden oluşuyor. Ancak konsey içerisinde alınacak kararlarda oylama
yapılırken a, b ve c grubu oyları eşit ağırlığa sahip bulunuyor. Genel
Kurul’dan sonra IMO’nun en yetkili organı olan Konseyin IMO içerisinde
çok önemli ve saygın bir işlevi var. Konseyin görev ve yetkileri şöyle
sıralanıyor:
- Konsey üyeleri Genel Kurul’un bir sonraki oturumuna kadar görevde
kalır, görevinden ayrılan üyeler ise yeniden seçilebilir.
- Konseyin toplanabilmesi için 21 üyenin bulunması ile yeterli
çoğunluk oluşturulmuş sayılır. Konsey, bir ay önceden yapılan davetle
başkanın veya üyelerden en az 4’ünün isteğiyle görevlerinin gereğini
yerine getirebilecek sıklıkta toplanır. Toplantılar konseyin
belirleyebileceği herhangi bir yerde yapılabilir.
- Konsey, Deniz Güvenliği Komitesi, Hukuk Komitesi, Deniz Çevresini
Koruma Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi ve diğer örgütlerin
birimlerinin önerilerini göz önünde tutarak, Genel Sekreterlik
tarafından hazırlanan taslak programı ve bütçe hesaplarını dikkate
alır ve bunları hesaba katarak Organizasyonların genel itibar ve
önceliklerine göre onların bütçe ve çalisma programlarını Genel
Kurul’a tanıtır ve sunar.
- Deniz Güvenliği Komitesi, Hukuk Komitesi, Deniz Çevresini Koruma
Komitesi, Teknik İşbirliği Komitesi ve diğer örgütlerin birimlerinin
raporlarını, teklif ve tavsiyelerini alır ve bunları Genel Kurul’a
iletir; Genel Kurul’un oturumu olmadığı zaman Konsey’in yorumları ve
tavsiyeleri ile birlikte bilgi için üye ülkelere gönderir.
- Genel Kurul’a Örgütün parasal durumlarını kendi yorum ve
tavsiyeleri ile birlikte sunar.
Genel
Kurul’da görüşülen önemli konular ve alınan kararlar:
11 Eylül
terör eylemleri sonrası IMO Genel Kurulu’nda denizde can güvenliğinin
arttırılmasına yönelik düşünülen önlemler:
22. IMO
Genel Kurulu, 11 Eylül Tarihinde ABD’de gerçekleştirilen terörist
saldırılar ve bunun sonrasında gösterilen küresel boyutta tepkinin
sürdüğü bir dönemde gerçekleşti ve denizde can güvenliği ve deniz
araçlarının terör amacıyla kullanılmasının önlenmesi konuları Genel
Kurulun öncelikli konusunu oluşturdu.
Genel Kurul,
alınacak önlemler çerçevesinde Aralık 2002’de bir diplomatik konferans
toplanması konusunda fikir birliğine vardı. Bu konferansta deniz
taşımacılığının uluslar arası terörizmin hedefi olmasının önlenmesi,
gemi ve liman güvenliğinin arttırılması konularında yeni kuralların
oluşturulması amaçlanıyor. Bu karar, Genel Sekreter William O’Neil
tarafından hazırlanan “Gemilerin güvenliğini,
yolcuların ve mürettebatın can güvenliğini tehdit eden terör
eylemlerinin önlenmesi ile ilgili kuralların gözden geçirilmesi”
başlıklı IMO Kararının kabul edilmesinden sonra alındı. Genel Kurul
ayrıca IMO’nun teknik işbirliği programına 1,5 Milyon Pound daha ilave
edilerek gelişmekte olan ülkelere denizde can güvenliği ile ilgili
eksikliklerini belirlemeleri için yardım etmek üzere kullanılmasını da
kararlaştırdı.
“Gemilerin
güvenliğini, yolcuların ve mürettebatın can güvenliğini tehdit eden
terör eylemlerinin önlenmesi ile ilgili kuralların gözden geçirilmesi”
başlıklı IMO Kararı gerek gemi üzerinde gerekse sahilde güvenliği
arttırarak gemilere karşı limandayken ya da seyir halindeyken
yapılabilecek terörist saldırıları önlemek ve ortadan kaldırmak amacıyla
var olan uluslar arası hukuksal ve teknik kuralların gözden geçirilmesi
çağrısında bulunuyor.
Genel Kurulda konuyla ilgili yaptığı konuşmada Genel Sekreter O’Neil,
Konseyin yönlendirmesi ile ve diğer endüstri kuruluşları da dahil olmak
üzere uluslar arası örgütlerin çalışmalarını da dikkate alarak IMO’nun
hızla harekete geçmesini deniz taşımacılığına yönelik olabilecek terör
eylemlerini önleyecek ve ortadan kaldıracak girişimleri bir an önce
sonuçlandırmasını beklediğini söyledi.m O’Neil, ayrıca BM Genel
Sekreteri Kofi Annan’ın ABD’deki saldırıların hemen sonrasında
açıkladığı “Masum sivillerin hayatına kasteden hiçbir eylem, gerekçesi
ne olursa olsun kabul edilemez. Eğer herkesin üzerinde fikir birliğine
varacağı bir uluslar arası prensip olacaksa, o da bu olmalıdır”
şeklindeki görüşlerini paylaştığını belirtti.
Denizde Can Güvenliği ile ilgili konferans, Deniz Güvenliği
Komitesi’nin 2002 Sonbaharında yapması planlanan toplantısı ile paralel
bir zamanlamada toplanacak ve MSC Tarafından önerilecek yeni kurallar ya
da eski kurallarda yapılacak düzeltmeleri dikkate alacak. Bu konuda
alınacak önlemler SOLAS XI. Bölümde var olan “deniz güvenliğini
arttırmak için özel önlemler” içerisine konulacak, belki başlığın “can
güvenliği” (Security) sözcüğünü de içerecek şekilde düzeltilmesi
düşünülüyor.
Oturumlararası bir Çalışma Grubu Mayıs 2002 tarihindeki Deniz Güvenliği
Komitesinden önce toplanarak Karar’da öngörülen gözden geçirme işlemi
için çalışmalara başlayacak. Bu çalışma grubu, üzerinde tartışılacak
olan konuların bir listesini yapacak. Bu çalışmanın sonuçları MSC’ye ve
muhtemelen Hukuk ve Kolaylaştırma Komitelerine gönderilecek ve çalışma
planı ve zaman çizelgesi yapılacak. Oturumlararaı Çalışma Grubu ABD
tarafından finanse edilecek ve bu çalışma grubu MSC’e bir rapor sunacak,
ayrıca bu çalışma grubu Mayıs 2002’deki MSC Toplantıları esnasında da
kendi çalışmalarına devam etmek üzere toplanacak.
Genel Kurul esnasında ABD Delegasyonu tarafından
bu konuyla hangi alanlarda çalışmalar yapılması gerektiği konusunda
bazı önerilerde bulunuldu; bunlar içerisinde gemilere otomatik tanıma
sistemi (AIS) konumlandırılması ile ilgili hususları gözden geçirmek,
gemilerde, liman kuruluşlarında ve kıyıdan açıkta konumlanmış
terminallerde güvenlik planları gereksinimini değerlendirmek, kimlik
bilgisinin doğrulanması ve gemiadamlarının geçmişleriyle ilgili güvenlik
sorgulaması gereksinimini gözden geçirmek, Yüklenme limanından varış
limanına kadar konteynırlar için bir güvenlik zinciri oluşturmak gibi
önlemler bulunuyor.
Mülteciler ve sığınmacılarla ilgili konular ve kabul edilen A.920 (22)
No.lu Karar:
22. Genel
Kurul’da,Genel Sekreter tarafından sunulan ve ticaret gemilerinden arama
ve kurtarma yardımı çerçevesinde kurtarılan kişilerin iltica ve sığınma
talepleri ile ilgili konularda bir Genel Kurul Kararı (Assembly
Resolution) (A.920 (22)) kabul edildi. Karar, kurtarılan kişiler
hakkında yapılacak işlemlerde uygulanmakta olan usuller ve güvenlik
kurallarının detaylı bir şekilde gözden geçirilmesini tavsiye ediyor.
Konuyla
ilgili konuşmasında Genel Sekreter O’Neil, “Konu bütün yönleriyle gözden
geçirilmez ve uygun önlemler alınmazsa, bu tür olaylar IMO’nun denizde
zor durumda kalan kişiler için küresel ölçekte uygulamaya soktuğu arama
ve kurtarma sisteminin bütünlüğüne olumsuz etki yapabilir” dedi.
O’Neil, bu
tür olaylara eşgüdüm içerisinde müdahale edecek denizde ve karada hizmet
veren bütün kuruluşların hazırlıklarını arttırmak için erken ve hızlı
hareket edilmesi gerektiği tavsiyesinde bulundu.
O’Neil
ayrıca yürürlükteki mevzuatın gözden geçirilmesinin ilgili bütün
taraflar arasında eşgüdüm ve işbirliğinin güçlendirilmesini sağlayarak
kurtarılan kişilerin milliyetleri ve bulundukları koşullar ya da
konumları ne olursa olsun hızlı ve etkin bir şekilde güvenli bir yere
ulaştırılmalarını temin edeceğini kaydetti.
“Denizde
Kurtarılan Kişilerle İçin Güvenlik Kuralları ve İşlem Yöntemleri”
Başlıklı A.920 (22) sayılı IMO Kararında, seyir halinde ya da demirde
olsun, küçük tekneler de dahil olmak bütün gemilerde bulunan insanların
can güvenliğinin sağlanmasına yönelik IMO Kural ve Tavsiyelerine
değiniliyor. Karar, IMO’nun mevcut bu unsurlar arasında var olan
boşlukları, devamsızlıkları, belirsizlikleri ve diğer yetersizlikleri
ortaya çıkaracak şekilde gözden geçirmesini talep ediyor.
Deniz
Çevresinin Korunması ile ilgili konular ve IMO Kararları:
Güvenlikle
sığınmacılar konuları Genel Kurul’da görüşülen ana konulardı ancak IMO
için her zaman önem taşıyan deniz çevresinin korunması konuları da ele
alındı ve bu konuda alınacak Kararlar tartışıldı.
Atmosfere
bırakılan emisyon gazı miktarının azaltılmasının önemini vurgulayan
A.929 (22) No. Lu Karar, Hükümetleri MARPOL 73/78’in yeni eki Annex VI
olarak hazırlanan ve gemilerden kaynaklanan hava kirliliği hakkında
kurallar getiren 1997 Protokolünü kabul etmeleri yolunda uyarıyor. Bu
protokolün kabul edilmesi konusunda bugüne kadar istenilen sayıya
ulaşılamadı, imzalayan ülkelerin sayısı da halen yürürlüğe girmesine
yeterli değil. Kabul edilen Karar ayrıca bu protokolü uygulayabilmek
için teknik yardım talebinde bulunan üye ülkelere destek sağlamaları
için Hükümetlere çağrıda bulunuyor. Eğer 31 Aralık 2002 Tarihi
itibariyle yürürlüğe girmesi için gerekli sayıya ulaşılamazsa, Deniz
Çevresini Koruma Komitesi (MEPC) durumu değerlendirecek ve üye
Devletlerin bu Protokolü kabul etmemelerinin nedenlerini araştırarak bir
çözüm bulmaya çalışacak.
MARPOL 73/78
Sözleşmesini imzalayan taraflara Ek I, II ve V uyarınca Özel Alanlar
ilan etmeleri ve bu konuda IMO’ya öneride bulunmaları konusunda yardımcı
olacak yeni Anahatlar da kabul edildi. Bu anahatlar ile birlikte,
Özellikle Duyarlı Deniz Alanları’nın belirlenmesi ve dizayn edilmeleri
konusundaki yeni Anahatlar da benimsendi. Bilindiği üzere Özellikle
Duyarlı Deniz Alanları (Particularly Sensitive Sea Areas, PSSA’s)
ekolojik, sosyo-ekonomik veya bilimsel anlamda özel önem arz eden ve
uluslararası deniz taşımacılığı faaliyetlerinden zarar görme potansiyeli
bulunan deniz alanlarını ifade ediyor ve IMO bu gibi alanları korumak
üzere kurallar geliştirmiş bulunuyor.
Yeni
Anahatlar, konuyla ilgili bütün tarafların; Sahil Devletlerinin, Bayrak
Devletlerinin, çevreyi koruma ve deniz taşımacılığı çevrelerinin
isteklerini karşılayacak şekilde düzenlenmeye çalışıldı.Ayrıca düzenleme
yapılırken gerekli bilimsel, teknik, ekonomik ve çevresel bilgilerin
toplanarak değerlendirilmek üzere IMO’ya sunulması esasına göre hareket
edildi. Halen IMO tarafından kabul edilen iki adet PSSA bulunuyor,
bunlar Avustralya’daki Great Barrier Reef ile Küba’daki Sabana Adalar
Bölgesi.
MEPC
tarafından başarıyla yürütülerek bir Uluslar arası Sözleşme ile
sonuçlandırılmış bulunan zararlı karine boyalarının kullanılmasının
yasaklanması ile ilgili çalışmalar hakkında bir Karar da 22. Genel
Kurulda kabul edildi. Bu Karar ile bu yılın başlarında toplanan
diplomatik konferansta kabul edilmiş bulunan Zararlı Karine Boyama
Sistemlerinin Kontrolü Hakkında Uluslar arası Sözleşme’nin bir an önce
ve etkin bir şekilde uygulamaya konulması çağrısında bulunuyor.
Diplomatik Konferansta kabul edilen bir Karar, Sözleşme’nin gecikme
olmaksızın yürürlüğe girmesi konusunda Üye Devletlerin özel özen
göstermelerini zaten talep etmekteydi. Sözleşme ile kabul edilen kurala
göre, organotin içeren karine boyalarının gemilerde kullanımı 1 Ocak
2003 tarihi itibariyle yasaklanıyor. Yukarıda değindiğimiz Genel
Kurul’da kabul edilen Kararda ise Hükümetleri kendi iç hukuk
düzenlemeleri uyarınca onayladıkları, kullanımını kısıtladıkları ya da
yasakladıkları her karine boyama (Anti-fouling) sistemi hakkında
olanağı ölçüsünde en kısa zamanda IMO’ya bilgi vermeleri yolunda
uyarıyor ve Genel Sekreter’den de bu bilgileri toplayarak ulaşılabilir
halde bulundurmasını talep ediyor.
Genel Kurul
ayrıca Zararlı ve Tehlikeli Atıkların Denizde Taşınması Sonucu Meydana
Gelebilecek Zararın Tazmini ve Sorumluluğu başlıklı 1996 Tarihli
Sözleşmenin (HNS Kodu) üye devletlerce kabul edilmesinin teşvik edilmesi
hakkında bir Karar’ı da benimsedi.Bu aynı zamanda kirlilikten zarar
görenlerin zararlarını karşılayacak bir tazminat rejimi oluşturulması
için IMO’nun göstermiş olduğu çabanın öneminin de bir göstergesiydi.
Kabul edilen Karar’da HNS Sözleşmesini bugüne kadar sadece 6 Devletin
imzalamış olduğu belirtilerek bütün Üye Devletler bu Sözleşmenin
uygulamaya geçirilmesine yüksek öncelik vermeleri ve kendilerini bu
Sözleşmeyi imzalamaktan alıkoyan uygulamadaki zorluklar varsa bunları da
çözüme kavuşturmaları konusunda çağrıda bulunuyor. Bu amaçla Hukuk
Komitesi bünyesinde bir Haberleşme Grubu (Correspondence Group)
oluşturulmuş bulunuyor.
Denizde
Çalışanların Sorunları ile ilgili konular:
Genel Kurul,
IMO/ILO ortak çalışma grubunca taslağı hazırlanan A.931(22) no.lu
Karar’ı da kabul etti. Bu Kararda Donatanların çalıştırdıkları
gemiadamlarının kişisel yaralanma ve ölümleri halinde sorumlulukları
inceleniyor ayrıca gemiadamlarının işten çıkarılmalarında mali güvence
sağlanması konusunda önerilerde bulunuluyor. Kararda mali güvence
sistemi ile ilgili Anahatlar da bulunuyor. Karar ayrıca bu sistemlerin
sertifikalandırılmasına yönelik tavsiyeleri de içeriyor.
ISM Kodu
Genel Kurul’da ISM Kodu’nun ulusal Denizcilik İdarelerince uygulanması
hakkında bir dizi Anahatlar’ın gözden geçirilmiş yeni düzenlemelerini
benimsedi. Bilindiği gibi Temmuz 2002’de ISM Kodu kapsamına ikinci ve
son grup gemler de alınacak.ISM Kodu, gemilerin yönetimi ve
işletilmelerinde uluslar arası güvenlik standartlarını belirliyor. 22.
Genel Kurul’da kabul edilen Anahatlar ise bir denizcilik şirketinin
güvenli yönetim sisteminin ISM Kodu ile uyumlu olup olmadığının
belirlenmesinde kullanılacak temel prensipleri getiriyor. Bu
prensipler, hem her bir gemi için Uyumluluk Belgesinin düzenlenmesi ve
daha sonraki kontrollerinde, hem de Güvenli Yönetim Belgesi’nin
düzenlenmesi ve ara kontrollerinde kullanılacak.
Teknik
İşbirliği
Genel Kurula
katılan bir çok delegasyon gelişmekte olan ülkelerde IMO standartlarının
ve sözleşmelerinin uygulanması konusunda teknik işbirliğinin kilit
unsur olduğunun altını çizdiler. Teknoloji transferinin IMO’nun
hedeflerine ulaşılmasında giderek artan önemi vurgulanırken, bilgi ve
teknik uzmanlık alışverişini de içerecek şekilde teknik yardımın önemi
çerçevesinde Teknik İşbirliği Komitesi’nin görev alanının genişletilmesi
önerisinde bulunuldu. Bu bağlamda pek çok delegasyon Teknik İşbirliği
Komitesinin çalışma yaptığı konularda daha detaylı görüşmelere olanak
tanınması amacıyla iki yıllık süre içerisinde toplantı günü sayısının
beşe çıkartılmasını önerdiler.
Büyük
Yolcu Gemilerinin Güvenliği
Genel Kurul,
Deniz Güvenliği Komitesinin Genel Sekreter tarafından yapılan öneriyi
dikkate alarak büyük yolcu gemilerinin güvenliği ile ilgili yürütmekte
olduğu çalışmayı kaydetti. Ayrıca yapılmakta olan çalışmaya rehberlik
edecek stratejik hedefleri ve konuya analitik yaklaşımı sağlayacak
anahatları onayladı. Ayrıca bu konuda görev verilecek komite ve alt
komitelerle ilgili güncelleştirilmiş bir çalışma planı da onaylandı.
Dökme Yük
Gemilerinin Güvenliği
Genel Kurul
ayrıca geçen iki yıl süresince Deniz Güvenliği Komitesinde dökme yük
gemilerinin güvenliği konusunda devam eden çalışmaları da kaydetti. Bu
kapsamda yine MSC toplantıları esnasında oluşturulan çalışma grubu ve
konuyla ilgili özel görevler verilen alt komitelerin yaptığı katkılar
not edildi. Not edilen çalışmalar içerisinde özellikle dökme yük gemisi
Derbyshire’ın batmasından sonra yeniden açılan resmi soruşturmanın
sonucunda ortaya çıkan önerilerle ilgili neler yapılacağı konusunda MSC
74 toplantılarında yürütülen çalışmalar ve konuyla ilgilenen üye
Hükümetlerce dökme yük gemileri hakkında yürütülen FSA (Biçimsel
Güvenlik Değerlendirmesi- Formal Safety Assessment) çalışmalarının
raporları da bulunuyordu.
IMO
Bütçesi ve Çalışma Planı
Genel Kurul,
2002-2003 yıllarını içeren gelecek iki yıllık dönem için çalışma planı
ve bütçe üzerinde anlaştı. Buna göre bütçe 39,531,100 Pound olarak
belirlendi.Genel Kurulayrıca 2008 yılına kadar uzun vadeli çalışma
planını da onayladı. Bu uzun vadeli planda her bir Komitenin üzerinde
çalışacağı konular temel çerçevede gösteriliyor.
Onaylanan
Konferanslar
Genel Kurul,
var olan kurallarda düzeltmeler yapmak ya da yeni kuralları kabul etmek
üzere aşağıdaki konferansların toplanmasını kararlaştırdı:
·
Ocak 2002:
Yolcuların ve yolcu bagajlarının denizyolu ile taşınması hakkındaki
Atina Konvansiyonu’na (PAL 1974) bir protokolün eklenmesi için
diplomatik konferans.
·
Aralık 2002:
Denizde can güvenliği hakkında Konferans.
·
2003:
1992 Fon Sözleşmesi’ne bir protokol eklenmesi için Dipşomatik Konferans.
·
2003 Yılı Sonları: Balast suyunun idaresi: Balast suyu ile taşınan zararlı sucul
organizmaların transferinin önlenmesi için balast suyu idaresi
yöntemlerini belirten yeni zorunlu kurallar.
22.
Genel Kurulda Kabul Edilen Kararlar:
Genel
Kurulda kabul edilen Karar’ların sayısı (Assembly Resolutions) 34 adet
olup; yukarıda değinilen konular dışında kalan Karar’lar arasında
Örgütün 2002-2003 çalışma dönemi için çalışma programı ve bütçesi ile
ilgili olanlar ve yine Örgütün deniz taşımacılığının güvenliği ve
gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesi konularda yaptığı
çalışmalarla ilgili teknik hususlar bulunmakta idi.
Genel
Kurulun kapanışında konuşan Genel Sekreter O’Neil, Karar’ların kabul
edilmesinin bu konularda yapılan kapsamlı çalışmaların son aşaması
olduğunu söyleyerek bunun IMO’nun var oluş sebebi olduğunu da vurguladı.
O’Neil ayrıca Genel Kurul’un Kararları arasında sığınmacılarla ilgili
olanlar, terörizmle ilgili olanlar ve denizde can güvenliğine yönelik
olanların özellikle altını çizdi ve bunlara birinci önceliğin verilmesi
gerektiğini tekrar vurguladı. O’Neil; “Bu son derece önemli bir Genel
Kurul oldu, Örgüt olarak bizi yeni faaliyet sahalarına taşıdı ve yeni
iki yıllık dönemde bu çalışmaları yapmak üzere kolları sıvayacağız”
dedi.
Genel
Kurul’da kabul edilen Karar’lar ve numaraları şunlar:
-
A.902 (22)
|
Genel Sekreter’in atanması |
-
A.903 (22)
|
Sivil Toplum Örgütleri ile ilikiler |
-
A.904 (22)
|
Üye
Ülkelerce Ödenmemiş katkı – Çalışma Sermayesi Fonu |
-
A.905 (22)
|
Hesapların ve kontrol raporlarının sunulması |
-
A.906 (22)
|
2002-2003 yıllarını içeren 22. Mali Dönem için çalışma
programı ve bütçe |
-
A.907 (22)
|
Örgütün uzun vadeli çalışma planı (2008’e kadar) |
-
A.908 (22)
|
Bölüm yöneticileri ve daimi temsilcilerin haklarının ve
muafiyetlerinin uzatılması konusunda ev sahibi ülke ile Anlaşma.
|
-
A.909 (22)
|
IMO’da politika belirlenmesi: Örgütün hedefleri ve politikalarının
ortaya konulması. |
-
A.910 (22)
|
COLREG’de (Uluslararası Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü) yapılan
düzeltmeler. |
-
A.911 (22)
|
IMO
kural ve standartlarına yapılacak referansların birörnek kaleme
alınması. |
-
A.912 (22)
|
A.881 (21) no.lu Kararı devreden çıkartan bayrak Devletinin kendi
performansını değerlendirmesi ile ilgili yeni Karar. |
-
A.913 (22)
|
ISM
Kodu’nun İdareler tarafından uygulanmasına yönelik gözden
geçirilmiş Anahatlar. |
-
A.914 (22)
|
Bayrak Devleti Uygulamaları’na daha fazla güç kazandırmaya yönelik
kurallar. |
-
A.915 (22)
|
Gelecekteki küresel seyir uydu sistemi (GNNS) için gözden geçirilmiş
politikalar ve gereksinimler. |
-
A.916 (22)
|
Seyirle ilgili olayların kaydedilmesi ile ilgili Anahatlar. |
-
A.917 (22)
|
Otomatik Tanıma Sistemlerinin (AIS) gemilerde kullanılması için
Anahatlar. |
-
A.918 (22)
|
Standart Deniz Haberleşmesi Kalıpları (Standard Marine Communication
Phrases) |
-
A.919 (22)
|
1979
tarihli Denizde Arama ve Kurtarma Hakkında Uluslararası
Sözleşme’nin kabulü ve uygulanması. |
-
A.920 (22)
|
Denizde
Kurtarılan Kişilerle İçin Güvenlik Kuralları ve İşlem Yöntemlerinin
gözden geçirilmesi. |
-
A.921 (22)
|
STCW
Sözleşmesine 1995 yılında yapılan düzeltmeler sonucu değişen IMO
Kararları. |
-
A.922 (22)
|
Korsanlık suçlarının ve gemilerde silahlı soygun olaylarının
soruşturulması için çalışma yöntemleri. |
-
A.923 (22)
|
Sahte isimle kimliği değiştirilen gemilerin (Phantom Ships) sicile
kaydedilmesinin önlenmesi. |
-
A.924 (22)
|
Gemilerin güvenliğini, yolcuların ve mürettebatın can güvenliğini
tehdit eden terör eylemlerinin önlenmesi ile ilgili kuralların
gözden geçirilmesi. |
-
A.925 (22)
|
1993
Torremolinos Protokolü’nün ve 1995 STCW-F Sözleşmesi’nin yürürlüğe
girmesi ve uygulanması. |
-
A.926 (22)
|
Marpol 73-78 in Ek VI- Kural 14(3) uyarınca dizayn edilen kükürt
dioksit emisyon kontrol bölgelerinde düşük kükürt içeren bunker
yakıtlarının temin edilmesi ve kullanılması. |
-
A.927 (22)
|
MARPOL 73-78 uyarınca Özel Alanların dizayn edilmesi için Anahatlar
ve Özellikle Duyarlı Deniz Alanları’nın belirlenmesi ve dizayn
edilmeleri için Anahatlar. |
-
A.928 (22)
|
Gemilerde kullanılan zararlı karine boyalarının kontrolü ile ilgili
Sözleşme’nin erken ve etkin uygulanması. |
-
A.929 (22)
|
MARPOL 73/78 EK VI’nın yürürlüğe girmesi. |
-
A.930 (22)
|
Gemiadamlarının işlerini kaybetmeleri olaylarında mali güvence
getirilmesi hakkında Anahatlar. |
-
A.931 (22)
|
Gemiadamlarının kişsel yaralanmaları veya hayatlarını kaybetmeleri
durumlarında Donatanların sorumlulukları hakkında Anahatlar. |
-
A.932 (22)
|
Zararlı ve
Tehlikeli Atıkların Denizde Taşınması Sonucu Meydana Gelebilecek
Zararın Tazmini ve Sorumluluğu başlıklı 1996 Tarihli Sözleşmenin (HNS
Kodu) uygulanması. |
-
A.933 (22)
|
Dünya Denizcilik Üniversitesi’ne süresi uzatılabilir mali destek. |
-
A.934 (22)
|
Trieste’deki IMO Uluslararası Denizcilik Akademisi için süresi
uzatılabilir destek. |
-
A.935 (22)
|
IMO
Uluslararası Deniz Hukuku Enstitüsü için süresi uzatılabilir mali
destek. |
Deniz
Güvenliği Komitesi’nin (MSC) tarihindeki ilk olağanüstü toplantısı
22.
IMO Genel Kurulu esnasında IMO Tarihinde ilk defa olarak Deniz Güvenliği
Komitesi olağanüstü toplandı. MSC’nin bu 1. Olağanüstü Toplantısı 27 ve
28 Kasım tarihlerinde yapıldı. Olağanüstü toplantının amacı, STCW
Sözleşmesini tam olarak uygulayan ülkelerin listesinin (Sık kullanılan
adıyla Beyaz Liste’nin) güncelleştirilmesi idi.
Genel
Sekreter William O’Neil, toplantılar esnasında 8 ülkenin daha yapılan
incelemeler sonunda STCW Sözleşmesini tam olarak uyguladığının
anlaşıldığını bildirdi. Böylelikle Beyaz Liste’yi oluşturan ülkelerin
sayısı 102 Üye Ülke ve 1 Gözlemci Üye Ülke olmak üzere 103’e yükseldi.
STCW
Sözleşmesi (Eğitim ve Vardiya Standartları Hakkında Uluslararası
Sözleşme), 1995 yılında yeniden gözden geçirilmiş ve birtakım
değişikliklere uğramıştı. Bunlar, 1978 tarihli ilk STCW Sözleşmesi
üzerinde yapılan bir kısım değişikliklerdi. 1978 yılından itibaren
denizcilikte kaydedilen gelişmeler ve Sözleşmenin o tarihe kadar yapılan
uygulaması gözden geçirilerek 1995 yılında sonuçlanan bir çalışma ile
gemiadamlarının asgari yeterlilik standartları ortaya konulmuştu. Gözden
geçirilmiş STCW 95 sözleşmesi ise 1 Şubat 1997 Yılında yürürlüğe
girmişti. IMO tarafından yayınlanan beyaz liste, prensip olarak, ilgili
bütün taraflara, bu listeye alınmış olan bayrak devletlerinin verdikleri
sertifikaların bu Sözleşme ölçütlerini karşıladığı mesajını veriyor.
Beyaz listede
yer almayan devletlerin bayraklarını taşıyan gemiler, Liman Devleti
Kontrolleri açısından ilk hedef durumunda olacaklar. Beyaz Liste’de yer
alan Bayrak Devletleri, bu listede yer almayan devletler tarafından
verilmiş sertifikaya sahip olan gemiadamlarını kendi bayraklarını
taşıyan gemilerde çalıştırmama yoluna gidecekler. Eğer bu gibi
gemiadamlarını çalıştırmak isterlerse, 1 Şubat 2002 tarihinden itibaren
Bayrak devleti tarafından onaylanmış ve sertifikanın Bayrak devletince
tanındığını gösterir bir belge düzenlemek durumunda olacaklar. 1 Şubat
2002 Tarihinden itibaren, gemi kaptanları ve zabitler, Bayrak devletince
verilmiş STCW 95 sertifikaları bulundurmak zorunda olacaklar. 1978 STCW
Sözleşmesi uyarınca düzenlenmiş olan sertifikalar ise sona erme
tarihlerine kadar geçerliliğini koruyacaklar.
28 Kasım 2001 İtibariyle Beyaz Liste’de
yer alan ülkeler
- ABD
- Almanya
- Antigua ve
Barbuda
- Arjantin
- Avustralya
- Azerbaycan
- Bahama
- Bangladeş
- Barbados
- Belçika
- Belize
- Birleşik
Krallık**
- Brezilya
- Bulgaristan
- Cezayir
- Çek Cumhuriyeti
- Çin
- Danimarka*
- Dominik
- Ekvator
- Endonezya
- Estonya
- Etiyopya
- Fas
- Fiji
- Fildişi Sahili
- Filipinler
- Finlandiya
- Fransa
- G. Kıbrıs
- Gana
- Güney Afrika
- Gürcistan
- Hırvatistan
- Hindistan
- Hollanda
- Honduras
- Hong Kong ***
- İran
- İrlanda
- İspanya
- İsrail
- İsveç
- İsviçre
- İtalya
- İzlanda
- Jamaika
- Japonya
- Kanada
- Kiribati
- Kolombiya
- Komoros
- Kore Cumhuriyeti
- Kore Demokratik
Halk Cumhuriyeti
- Küba
- Latvia
- Liberya
- Litvanya
- Lüksemburg
- Macaristan
- Madagaskar
- Maldivler
- Malezya
- Malta
- Marshall Adaları
- Mauritus
- Meksika
- Mısır
- Mikronezya
- Myanmar
- Nijerya
- Norveç
- Pakistan
- Panama
- Papua Yeni Gine
- Peru
- Polonya
- Portekiz
- Romanya
- Rusya Federasyonu
- Saint Vincent ve
Grenadines
- Samoa
- Senegal
- Singapur
- Slovakya Cumh.
- Slovenya
- Solomon Adaları
- Sri Lanka
- Şili
- Tayland
- Tonga
- Trinidad ve
Tobago
- Tunus
- Tuvalu
- Türkiye
- Ukrayna
- Uruguay
- Vanuatu
- Venezüella
100.
Vietnam
101.
Yeni Zelanda
102.
Yugoslavya
103.
Yunanistan
*Faroe Adaları’nı da içerir.
** Isle of Man, Bermuda, Cayman Adaları ve Gibraltar’ı da içerir.
*** Gözlemci Üye
Ek-1
IMO Genel Sekreteri William O’Neil’in 22.
IMO Genel Kurulu Açılış Konuşması
Sayın
Başkan, Sayın Bakanlar, Seçkin Delegeler, Bayanlar ve Baylar;
22. Genel
Kurulu dünyanın büyük bir belirsizlikle yüzyüze olduğu bir dönemde
açıyoruz. 11 Eylül tarihinde ABD’ye yapılan saldırı, bütün dünyaya yayılan
şok dalgaları oluşturdu. Bunun yan etkileri halen yaşamımızın her alanını
etkilemektedir. Eski alışkanlıklar, değerler tehdit altındadır ve hatta
zaman içinde gelişerek bir noktaya gelmiş olan temel ekonomik ve sosyal
yapılar sorgulanmaya başlanmıştır.
Bu
gelişmelere karşı, denizcilik endüstrisinin kısa dönemde ve daha gerçekçi
olarak orta dönemdeki geleceğinin ne olacağını kestirmek olanaklı
değildir. Şimdiden belli taşımacılık türlerinde gemi fazlalığı ve
navlunlarda düşüş yaşıyoruz, ve görülüyor ki küresel ekonomide belirgin
bir kötüye gidiş olursa, bunu denizcilik sektöründeki düşüş de bunun
arkasından gelecektir. Bu Genel Kurul, IMO’nun çalışmalarını gözden
geçirmek ve gelecek iki yıl için rotasını onaylamak için toplandığından,
içerisinde hareket etmekte olduğumuz değişen koşulların da bilincinde
olmamız gerekmektedir.
Bu ortam
içerisinde, güvenlik ve can güvenliği, her zaman olduğundan daha fazla
önem kazanmaktadır ve öncelikler listesinin en başında yer almaktadır. BM
Güvenlik Konseyi’nin 28 Eylül’de almış olduğu uluslar arası terörizm ile
geniş çaplı önlemler ve stratejiler ile mücadele etmek yönündeki karar da
bu gerçeği doğrulamaktadır. Deniz taşımacılığı ve denizcilik yapıları
tehdit altındadır ve bundan dolayı bu Genel Kurul’un dikkatlerine terörizm
konusunda bir Karar’ı sunabilmek için girişim başlatmış bulunmaktayım. Ek
olarak, Hukuk Komitesi’ne geçen Ekim ayındaki toplantısı esnasında bu
konuyla ilgili IMO Anlaşmaları olan Deniz Güvenliğine karşı Yasadışı
Fiillerin Önlenmesi hakkında IMO Konvansiyonu ve Sabit Platformların
Güvenliğine Karşı Yasadışı Fiiller konulu Protokol’ü gözden
geçirebilecekleri önerisinde bulundum. Komite, bu konuyu öncelikli gündem
maddeleri arasına almayı kararlaştırdı. Ben umuyorum ki, önerilen Karar’a
paralel olarak, Deniz Güvenliği Komitesi (MSC) ve Kolaylaştırma Komitesi
(FAL) bu konuyla ilgilenerek gerekli çalışmaları yapacaklardır. IMO’nun şu
anda yalnızca yolcu gemilerini kapsamakta olan can güvenliği ile ilgili
önlemlerini LNG Gemileri gibi diğer hassas alanları da içerisine alacak
şekilde genişletmesi gerektiği konusunda tabii ki hiçbir tereddüt
bulunmamaktadır.
Can
güvenliği ile ilgili yeni ortaya çıkmış bulunan bu vurgulamadan bağımsız
olarak, denizcilik endüstrisi yeni ticari gereksinimlerin yeni teknolojik
gelişmelerin etkilemesi doğrultusunda gelişmesini sürdürmektedir. Sonuç
olarak, IMO’dan düzenleyici yapıyı zamanında ve uygun bir şekilde sürekli
olarak ayarlaması beklenmektedir. Endüstrinin güvenlik kayıtlarındaki
devam eden uzun vadeli gelişme ve gemilerden kaynaklanan kirlilikte
görülen azalma, bu alanda IMO’nun başarılı olduğunun kanıtlarını
oluşturmaktadır.
Lloyd’s
Register Dünya Kaza İstatistikleri’ne göre, dünya filosu içerisinde
kaybedilen (batan) gemilerin oranı düşüş göstermeye devam etmektedir. 1995
yılında, dünya filosundaki her bin gemiden üçü kaybedilmişti. 2000 yılında
ise buna eşdeğer rakam her bin gemide 1,9 geminin kaybı şeklinde
gerçekleşmiştir. Petrolden kaynaklanan deniz kirliliği konusundaki temel
araştırmalar, gemiler ile taşınan yıllık petrol miktarı ile denize dökülen
petrol miktarı arasındaki oranda da benzer bir düşüşe işaret etmektedir.
Hepimizin bütün denizcilik endüstrisinde kalitenin yükseltilmesine
odaklanmamız gibi, buna da IMO’nun büyük katkısı olmuştur.
Malların
deniz yoluyla güvenli, güvenilir ve zamanında taşınması tüketicilerin
beklentilerinin artmaya devam ettiği modern küresel ekonominin dayanağını
oluşturmaktadır. Denizcilik, artık dünyanın mal üretimi işleminde tümleşik
parçası olan karmaşık mantık zincirinin doğrudan bileşeni olmuştur. Sonuç
olarak, deniz taşımacılığında kalitenin arttırılması yönündeki talep ve
baskı, günümüzde malların teslim edilmesi mekanizmasının işin en önemli
kısımlarından biri olduğunu anlamış bulunan müşterilerden gelmektedir.
Bununla
birlikte, daha önce de belirttiğim gibi, günümüz dünyasındaki siyasi ve
ekonomik belirsizlik de ayrı bir baskı oluşturmaktadır.Zayıf ekonomik
koşullar kaliteden taviz vermeyi ve standartlarda düşüklüğü tercih edilir
kılmaktadır. Bizim en büyük zorluklarımızdan birisi bunun olmamasını
sağlamaktır. Gemilerin bakım tutumunun iyi yapılması her zaman önemlidir,
ancak, eğer ticari koşulların gerektirmesi yüzünden gemilerin ömürlerinin
uzatılması söz konusu ise, bu önem hayati düzeydedir. Bunun gibi, endüstri
için iyi eğitilmiş ve uygun nitelikteki insan kaynaklarının yetiştirilmesi
ve bulundurulması için yeterli kaynakların ayrılmasına da devam edilmesi
gerekmektedir ve bu da denizciler ile başlamaktadır.
Bu, yeni bin
yılın ilk Genel Kurulu bizim için geride bıraktığımız ve çok şeylerin
başarılmış olduğu, IMO’nun temel hedefleri yönünde büyük adımların
atıldığı döneme dönüp bakmak üzere bir vesile olmuştur. Fakat, belki de
daha önemlisi, uluslar arası deniz taşımacılığının güvenliğini arttırmak
ve gemilerden çevreye gelebilecek zararı daha da azaltmak için ortaya
çıkan yeni imkanlar ve yeni zorluklar konusuna eğilmemiz için de bir
vesile olacaktır.
Seçkin
delegeler, hatırlayacağınız gibi IMO’ya yeni bin yılda rehberlik edecek
politikaların ana itici gücü, iki yıl önce, Genel Kurul, IMO Komitelerine
dikkatlerini IMO’nun çalışma kapsamı içerisinde belli kilit sahalara
yoğunlaştırması yönünde bir Karar’ı kabul ettiğinde belirlenmişti. Bunlar
arasında kamuoyuna önemi arttırmak, mevcut IMO Standartları ve
düzenlemelerinin özellikle de yenilenen STCW Sözleşmesinin ve ISM Kodu’nun
etkin ve birörnek uygulanmasını sağlamak, yolcu gemileri ve dökme yük
gemileri ile ilgili güvenlik ve çevresel konuları belirlemek, MARPOL
Sözleşmesi’nin henüz yürürlüğe girmemiş bulunan EK’lerinin geniş çapta
erken kabul görmesini sağlamak ayrıca IMO’nun teknik işbirliği
programlarına öncelik vererek güçlendirmek ve Teknik İşbirliği
Programı’nın geliştirilmesine süreklilik kazandırarak etkin uygulanmasını
sağlamak bulunmaktaydı.
Bu Genel
Kurul’un çalışmaları sırasında da duyacağınız gibi, bu hedefler IMO’nun
üzerine aldığı görevlerin yerine getirilmesi için geçtiğimiz iki yıllık
dönemde esas teşkil etmişlerdir ve, geride yapacak çok şey kalmış olsa
da, bu konularda ve pek çok diğer önemli alanda büyük ölçüde gelişmeler
sağlanmıştır.
Her ne kadar
yeni kurallar oluşturmaktansa var olan kuralların uygulanması üzerinde
yoğunlaşılması kabul edilmiş ise de, mevcut kurallar manzumesi
içerisindeki belirlenen boşlukların kapatılması için de önemli ölçüde çaba
gösterilmiştir. Bu dönemde dört diplomatik konferans toplanmış, bunlardan
her birisi önemli bir kuralın kabul edilmesi şeklinde başarı ile
sonuçlanmıştır. Özellikle, bu önlemler IMO’nun deniz kirliliğinin
önlenmesi ve sonucunda ortaya çıkabilecek zararın hafifletilmesi
konularına olan büyük ilgisini de belirgin bir şekilde ortaya koymuştur.
İlk olarak,
Mart 2000 Tarihinde, 1999 Petrol Kirliliğine Karşı Hazırlık, Mücadele ve
İşbirliği Sözleşmesi’nin zararlı ve tehlikeli atıklar konusundaki
prensiplerini genişleten protokol imzalandı.
Daha sonra,
Eylül 2000’de, Petrol Kirliliği Fonu’nun yük olarak petrol taşıyan
gemilerden kaynaklanan petrol kirliliğinden zarar görenlerin bu
zararlarını tazmin etme mekanizmasını oluşturmak amacıyla kurulmasına
esas teşkil eden 1971 Sözleşmesi’ni imzalayan taraf ülkeler, bu fonun
1992 fonu ile değiştirilmesinin erkene alınmasında anlaşmaya vardılar. Bu
fon, ödenecek tazminat miktarının sınırını yükseltiyor, ve bugünün maliyet
yapısı içerisinde daha gerçekçi koşullar içeriyor.
Bununla
birlikte, bir süredir gemilerde yakıt olarak bulundurulan petrol
türevlerinin de çevreye büyük bir tehdit oluşturduğu ve bunun mevcut da
mevcut tazminat rejiminin kapsamı içerisinde bulunmadığı ortaya
konulmaktadır. Bu yüzden, geçtiğimiz Mart ayında, sistemdeki bu boşluk IMO
tarafından Bunker Kirliliğinden Doğan Zararın Tazmini Hakkında Sözleşme
kabul edilerek dolduruldu. Bu, 30 yıl önce ilk oluşturulduğunda Hukuk
Komitesince başlatılan bir çalışmanın da bitimi demekti, ki bu çalışma da
gem kaynaklı kirliliğin bütün zarar gören tarafları için etkin bir şekilde
zararın giderilmesi ve tazmin edilmesi amacıyla uluslar arası birörnek
kurallar geliştirilmesi çalışmasıydı.
En son kabul
edilmiş olan sözleşme, deniz çevresine etkisi bakımından belki de en büyük
öneme sahip olan bir Sözleşmedir. Zararlı Karine Boyası Sistemlerinin
Kontrolü Hakkında Sözleşme, gemilerin karine boyalarında zararlı
organotinlerin kullanılmasını yasaklamakta ve gemi dış kaplamalarında
gelecekte kullanılması muhtemel zararlı maddelerin de önlenmesi
mekanizmasını oluşturmaktadır. IMO’nun karine boyaları ile ilgilenmesi
Paris Komisyonu’nun IMO’dan tributilin (TBT) nin gemi boyalarında
kullanılmasının kısıtlanmasını istediği 1988 tarihine dayanmaktadır ve
böylelikle bu çalışma sonuçlandırılmıştır.
Bütün bu
önlemler, ortaya çıkması muhtemel sorunları önceden belirleyip onlara
karşı gerekli çalışmayı zamanında yapmak yönündeki büyük çabanın doruğa
çıktığının göstergeleridir. Bu tür bir proaktif yaklaşım her zaman tercih
edilir ancak, bazen, olaylar mevcut durumun önüne geçebilir ve belirli
durumlar karşısında çok çabuk karşılık vermek gerekebilir.
Geçtiğimiz
iki yıla damgasını vuran tek bir olay göstermek gerekirse bu Erika
tankerinin Aralık 1999’da Fransa’nın Kuzey sahilinde batması olabilir.
Batma ve bunun sonucunda meydana gelen deniz kirliliği denizcilik
endüstrisinin hem içinden hem de dışından çok şiddetli t |