|
Teknik Bakış................................................................03.03.2003 |
|
MARPOL Atık Alım Tesisleri ve Ülkemizdeki
Durum |
 |
|
Cahit Yalçın
 |
Gemilerden kaynaklanan deniz
kirliliğinin başlıca nedeni gemilerin atıklarını
denize boşaltmalarıdır. Gemilerden kaynaklanan
deniz kirliliğini önleme anlaşması (MARPOL) ’e
göre gemiler, denize boşaltılması yasak olan
atıkları ve atıklarının işlem görmesi sonucu kalan
kalıntıları depolamak zorundadır.. Gemiler,
kirletici atıklarından kurtulmak için boşaltımına
izin verilen atıkları denize boşaltmakta, izin
verilmeyenleri de işleme tabi tutarak (yakma,
ayırma v.s.) kalanları seyir esnasında
depolayarak, limanlardaki atık kabul tesislerine
boşaltmaktadırlar. Bu nedenle, limanlarda
gemilerde oluşan atık ve kalıntıları, gecikmeye
neden olmayacak şekilde alacak katı ve sıvı kabul
tesislerinin olması gerekir. Yani denizlerin
gemiler tarafından kirletilmesini önlemenin en
etkin yolu, gemilerin seyir süresince
depoladıkları katı ve sıvı atıklarını
limanlardaki kabul tesislerine boşaltmalarıdır.
MARPOL’un muhtelif maddeleri
gereği , ülke limanlarında gemilerin atıklarını
kabul etmeye yeterli alım tesislerini kurdurmak ve
çalıştırmak zorunluğu anlaşmaya taraf devletlere
düşmektedir. Bu maddeler devlete liman atık alım
tesislerini kurma ve çalıştırma zorunluluğu değil,
ülkedeki liman ve terminallerinin atık alım
tesislerini çalıştırmasını sağlama yükümlülüğü
yüklemektedir. MARPOL ‘un bu konuda kastettiği ve
muhatap aldığı ülke makamı, ülkenin denizcilik
idaresi yani ülkemiz için “Denizcilik
Müsteşarlığı” dır. Bu konuda IMO kaynakları çok
açık bir şekilde muhatabın “Maritime
Administration” olduğu tanımlamasını yapmaktadır.
Ülkemizde halen bazı çevrelerde MARPOL’un atık
alım tesisleri konusunda muhatabının Çevre
Bakanlığı olduğu yönünde tartışmalar vardır.Bu
yanlış anlaşılmaların önlenmesi için IMO nun konu
ile ilgili rehber yayınlarına, açıklamalarına
(Örnek: IMO yayını “MARPOL, HOW TO DO IT” ) ve
diğer taraf ülkelerdeki uygulamaya bakılması
yeterli olacaktır. Zaten Birleşmiş Milletler
Denizcilik Örgütü’nün tüm mevzuatının muhatabı
ülkelerin denizcilik idareleridir. Çevre
Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler’deki muhatabı
Çevre Programı (UNEP) dır. Çevre Bakanlığı, çevre
politikalarının tespit ve koordinasyonuyla yükümlü
iken Denizcilik Müsteşarlığı, denizlerde, deniz
araçlarından kaynaklanan kirlenmeyi önleyecek her
türlü tedbirleri almakla yükümlü bir kuruluştur.Bu
bağlamda Liman atık alım tesislerinin
oluşturulması ve çalıştırılması konusunda
ülkemizde sorumlu makam Denizcilik
Müsteşarlığıdır.
Liman atık alım tesisleri konusunda
MARPOL’un muhatabı olan Denizcilik Müsteşarlığı,
2002 yılı içinde konu ile ilgili çalışmalarını
yoğunlaştırmış ve ilgili yönetmelik taslağını
oluşturmuştur. Bu yönetmelik ABD ve AB nin konu
ile ilgili mevzuatına uygun olarak hazırlanmış
düzenlemeler içermektedir. Taslak şu anda ilgili
tüm kurum ve kuruluşların görüşleri için
değerlendirme safhasındadır.
MARPOL’un isteği olan atık alım
tesislerinin kurulmasında, yıllarca birçok ülke
hükümeti, bu konudaki ağır mali zorunlulukları
bahane göstererek yavaş davranmıştır. Halbuki ne
MARPOL ne de benzeri hiçbir uluslar arası
anlaşmada bu tesisleri devletin kuracağı veya
tesislerin bedava hizmet vereceği
söylenmemektedir. Devletler, burada sistemi
kurucu, kuralları koyucu ve denetleyici görev
yapmakla zorunludur. Tesisleri asıl kuracak ve
çalıştıracak olanlar liman işleticileridir. Onlar
da sundukları bu hizmete karşın makul ve
masraflarını karşılayıcı ücreti asıl muhatap yani
“müşteri” olan gemilerden alacaklardır.Böylece,
tesis kuran işletmeci, masraflarını karşılayacak,
kullanıcı olan gemi bir miktar ücret karşılığında
dahi olsa, atıklarını verebileceği bir tesis
bulabilecek, çevre de korunmuş olacaktır.
Sistemin çalışmasında esas rolü
üstlenen liman işletmecileri, “yağ ve yağlı
atıklar”, “tehlikeli sıvı atıklar”, “foseptik
suları” ve “çöp alımı” tesislerinden limanlarına
gelen gemi tonaj ve tiplerine uygun olanını ya
kendileri kuracak veya bu hizmet için 3. şahıslar
ile anlaşma imzalayacaklardır. Daha sonra bir
“atık yönetim planı” hazırlayacaklar ve bu plan
ile idareye ve 3. şahıslara atık kabul tesisleri
ve hizmetleri hakkında bildirim ile taahhütlerini
açıklayacaklardır.Anlaşmalar imzalanıp tüm yetkili
mercilerden izinler alındıktan sonra da isteyen
gemilere ücreti karşılığında atık alım hizmeti
verilecektir.Şu anda ülkemizde, özellikle büyük
limanların çoğunda çöp ve sintine suyu kabulü için
tesisler mevcuttur. Ancak bu tesislerin çoğu liman
işletmecilerine kanuni bir zorlama veya yaptırım
olmadığı için çalıştırılmamaktadır.Bazı
işletmelerde, gemilerden çöp kabulü için ücret
otomatikman kesilmesine rağmen hizmet
verilmemekte, gemi kaptanı da parasını ödediği
halde çöpünü verememekte ve denize atmaktadır.
Denizcilik Müsteşarlığı atık alım
tesisleri ile sorumluluğumuzun uluslararası
kısmını (MARPOL) düzenleyecek ve atıkların gemiden
alınmasına kadar olan kısmının düzgün işlediğini
denetleyecektir. Planlama, izin, hizmetin gemilere
sunumu ve kullanımı ile bu tesislerin her zaman
kullanıma hazır ve yeterli olduğunu ve gemiler
tarafından rahatlıkla kullanıldığını görecek ve
denetleyecek, aksi halde caydırıcı yaptırımlar
uygulayacaktır. Gemiden alınan atık, bu aşamadan
sonra aynı evsel veya şehirsel atıklar gibi
ülkenin iç mevzuatına tabi olduğundan bundan
sonrası Çevre Bakanlığı ve yerel yönetimlerin işi
olup onlar da liman işletmecilerinin ve onlar
adına çalışan müteahhit şirketlerin gemilerden
aldıkları atıkları iç mevzuata uygun olarak
aldıklarını, taşıdıklarını, sakladıklarını ve
bertaraf ettiğini denetleyeceklerdir. Burada
önemli olan nokta, idarenin yaptırımlar ve izinler
konusunda atık alım tesisini çalıştıran 3.
şahısları değil, liman işletmecilerini muhatap
alması ve yaptırımları onlara uygulamasıdır. Çünkü
MARPOL ile sorumluluk liman işletmecilerine
verilmiştir. İdare, atık alım tesislerini işleten
veya çalıştıran özel veya tüzel kişilikleri
muhatap almayacaktır. Bu tip kişi ve firmalar,
(örneğin atık tankeri sahipleri veya çöp toplama
firmaları) liman işletmeleri ile anlaşma
imzalayacak, onların nam ve hesabına çalışacaklar
ve adına çalıştıkları liman işletmeleri tarafından
denetlenecektir. İdarenin kendisini yakından
denetlediğini bilen ve limanının kapatılması gibi
ağır yaptırımlara muhatap olmak istemeyen liman
işletmesi de bu kontraktör firmaların aldıkları
atıkları çevreye uygun bertaraf etmeleri için
konuyu yakından denetlemek zorunda olacaktır. Eğer
alınan atığın nihai dönüş yeri yine deniz olacaksa
veya çevre koruma kuralları gözetilmeden işlem
görecekse yapılan onca uğraşının ve gösterilen
çabaların heba olacağı açıktır.Bu nedenle Çevre
Bakanlığı ile yerel yönetimlere de bertaraf
işlemlerini düzenleme, izleme ve kontrol
konularında önemli görevler ve sorumluluklar
düşmektedir.
Sistemin istenen şekilde çalışması
MARPOL olduğu kadar AB mevzuatına uyumun da bir
gereğidir. Ülkemizde bulunan 167 adet liman,
iskele ve terminallerde AB üyesi ülkelerde görülen
sistemin benzerinin kurulacağı ve çalışacağı gün
fazla uzakta değildir. Çağdaş ve çevre dostu
tesisler çalıştıkça ülkemiz daha temiz denizlere
sahip olacak, her türlü toplantı ve uluslararası
ortamda prestijimiz yükselecektir.Bunun faydasını
hem mevcut nesiller hem de mirasçımız olan
çocuklarımız görecektir.
Yazarın Diğer Yazıları
|