|
TÜRKİYE’DE LİMAN
MASRAFLARI ve ÜCRET – HİZMET PROBLEMLERİ
|
Kapt. Cahit YALÇIN* |
 |
Liman işletmeciliğinde sihirli ve her yerde geçerli bir tek ücret
politikası yoktur. Her bir liman işletmesi konumuna, trafiğine,
uzmanlığına, yöre şartlarına, çevre limanlardan gelen rekabete göre
bir ücret ve fiyatlandırma politikası izler. (veya izlemelidir) Bunun
için liman yöneticilerinin profesyonel düşünmesi ve limanın özerk,
dinamik, stratejik ve lojistik yönetilmesi şarttır. Hantal bir yapı
ile, çevredeki şartlara bakmadan “bizim şartlarımız bu, isteyen gelir,
isteyen gelmez” anlayışı ile işletilen bir limanın gerçek
potansiyelini kullanabilmesi ve çevresine optimum fayda sağlaması
mümkün değildir. Stratejik konumu sebebi ile yüksek kapasite ile
çalışan veya yüksek değerli özel yüklere hizmet veren bir liman veya
hızlı verimlilik sağlayarak gemiyi rakiplerine göre daha kısa sürede
yükleyen/boşaltan bir liman daha rahat bir ücret politikası
izleyebilirken, trafik kaybeden, rakipleri yanında dezavantajı olan
bir liman da hizmet ücretlerini aşağıya çekebilmelidir. Uygun liman
ücretleri, kısa mesafe taşımacılığında karayolundan deniz yoluna yük
çekmekte, tersi durumda karayolu taşımacılığına kayış olmaktadır.
Ek olarak, limanların değeri veya karlılığı sadece işletmesinden
sağladığı kar ile değil, kendisi zarar etse bile, bölge sosyal
yapısının bir parçası olarak getirdiği ekonomik canlılık, arka
plandaki onlarca sektörü beslemesi ve yöreye getirdiği genel zenginlik
konuları ile değerlendirilir. Bunları yerine getirirken kar etmesi,
veya en azından zarar etmemesi de artı bir değer oluşturur.Bu nedenle,
direk kar sağlamaya yönelim ülke ve yöre açısından zararlı
sonuçlar doğurmaktadır. Örnek olarak, özelleştirilen limanlarımızda
ödenen parayı en kısa sürede geri almak için aşırı ticari düşünülmesi
ve bunun sonucunda özellikle yolcu turizmine hizmet veren limanlarda
yeteri kadar yolcu gemisi trafiği çekilememesi yöre esnaf ve
turizme bağlı işyerlerinin zararına olabilmektedir. Yolcu trafiğinde
Yunanistan bizim çok altımızda liman ücretleri ile çok daha fazla
sayıda yolcu gemisi çekmekte, kaybettiği liman gelirlerinin belki 50
kat fazlasını turizm geliri olarak kazanmaktadır.
Liman ücretlerinin yüksekliği konusunda dünyanın her yerinde devamlı
süregelen tartışmalar vardır. Her zaman, gemi armatörleri, her türlü
taşımacılık masraflarını, bunun içinde de liman masraflarını minimize
etmek ve kendi çıkarlarını korumak için, liman işletmecileri de
masraflarını çıkartmak, yeni yatırımlar yapmak ve kar etmek için
mücadele etmektedirler.Limanlar ve Armatörler birbirleri sayesinde
para kazanırlar.Makul bir ortak noktada buluşmaları her ikisinin de
devamı için şarttır.Bu çekişme serbest rekabet ve arz-talep ile ilgili
piyasa şartlarında bir yerde oturmaktadır.Bir ülkeye gelen veya o
ülkeden çıkan yükler konusunda bu kurallar geçerlidir. Fakat, ülkenin
ticaretine ek katkı sağlamak için bu kapsama girmeyen diğer
taşımacılığın cezbedilmesi de son derece önemlidir ve ülkemizde de
çözülmesi gereken sorun buradadır. Bu problem, limanlarımızın
karlarından fedakarlık etmelerini gerektiren bir konudur ve çözülmesi
halinde ülkemiz “fazladan” gelir sağlayacaktır. Burada
bahsedilen ve ülkemize ek kazanç sağlayabilecek bu taşımacılık,
transit yük ve konteyner taşımacılığı ve yolcu trafiğidir.
Limanlarımızın ortalama kapasite kullanımları %45 ler seviyesinde
olduğundan bazı şeyleri yanlış yaptığımız açıktır. Eğer ücretlerde
indirim, hizmetlerde iyileştirme ve verimlilikte yükselme yapmak
zorunda isek bunu başkaları için değil, kendi ülkemiz ve kendi
ticaretimiz için yapmak zorundayız. Daha çok sayıda gemiyi
limanlarımıza getirmek zorundayız.Bunu, limanlarımız daha çok kazansın
diye değil, ihraç ürünlerimizde navlunu düşürerek mallarımızı rekabete
açmak için, transit taşımacılıkta ve yolcu gemisi turizminden daha çok
pay alabilmek için yapmak zorundayız. Dışişleri bakanlığı tarafından
yapılan “Ulaştırmanın dış ticaretimizdeki lojistik önemi” başlıklı
araştırmada da liman ücretlerimizin yüksekliği teyit edilmiş, Türk
limanlarının tüm Avrupa ve Akdeniz içinde Karadeniz limanları
ile birlikte en pahalı limanlar olduğu belirtilmiştir. Aynen krizdeki
bir işletmenin yapması gerektiği gibi fiyatları indirerek veya hizmeti
iyileştirerek ticareti çekme ve “sürümden kazanma” sistemi
uygulanmalıdır.
Tüm Türk limanlarının liman masraflarının yüksek olduğunu savunmak
hatalıdır.Her liman, kendi sunduğu hizmete göre
değerlendirilmelidir.Rakibinin 5 günde yüklediği gemiyi 1 günde
yükleyen ve aynı masrafları alan bir liman pahalı değildir. Bu yüzden
ülkemizdeki dinamik ve verimli yönetilen bazı özel iskeleler/limanlar
için pahalı demek doğru değildir. Liman masraflarında hiçbir indirim
yapmadan gemi sahiplerinin masraflarını azaltmak mümkündür. Eğer
limanlarda verimlilik arttırılabilirse masraflar azalır. Verimliliğin
arttırılması demek, liman yönetim kalitesinin artması, yani: gemilerin
limanda kalış sürelerinin azaltılabilmesi, hizmetlerde dakiklik ve
sürat sağlanması ve liman işçilerinin hatası ile oluşan yük
hasarlarının azaltılması demektir. Bu, direk olarak gemi sahibine
kazandırılmış para anlamındadır. Gemiler, pervanesi döndükçe para
kazanır. Liman süresi onlar için kayıptır. Birçok limanımızda,
özellikle kamu limanlarında iş verimi oldukça düşüktür. Halbuki çok
basit bazı düzenlemelerle ve eğitim faaliyetleri ile yük elleçleme
hızlarında ciddi iyileştirmeler yapmak mümkündür.Bazen çok basit- 5-10
milyon TL lik bir yük sapanının varlığı veya yokluğu, o yükün
elleçlenmesini birkaç kat etkilemektedir. Bu tip birçok örnek vardır.
İşçilerin ruh hali, çalışma denetimi olup olmaması gibi faktörler çok
basit faktörlerdir ama çok ciddi gecikmelere yol açabilmektedir.Avrupa
limanlarının veriminin yüksek olması hiç de komplike olmayan, bazı
basit yük avadanlıkları ve iş disiplini faktörlerine dayanmaktadır.
Avrupa’da gemi ambarına çalışmaya inen bir işçinin orada yatıp
kestirmesi veya işi yavaştan alması çok basit önlemlerle ortadan
kaldırılmıştır. Örneğin postalara saatlik değil elleçlenen yük bazında
ücret verme, işini erken bitiren postaya erken paydos verme, ikramiye
verme uygulamaları oldukça kolay adapte edilebilecek uygulamalardır.
Liman işletmesinde ticaret zihniyeti olduğunda, dinamik yöneticiler
ile bu problemler çok kolay çözülmektedir. Bazı kamu limanlarında
adeta “ne kadar az gemi gelirse, bize o kadar az iş çıkar” zihniyeti
halen devam etmektedir. Bir Kuzey Avrupa limanında 16 saatte yüklenen
3000 M/T karışık yük, Türk kamu limanlarında 3-4 günde
boşaltılmaktadır.Bir gün evvel ısmarlanan bir kreyn veya yüzer vinç,
gemi bordasına 3-4 saat geç gelebilmekte ve kimseye bir hesap
sorulamamaktadır.Yarım saatlik paydoslar bir saat, yemek paydosları 2
saat uygulanmakta, postalar başlamaları gereken saatten en az yarım
saat geç başlamakta, yarım saat erken bitmektedir. Parası peşin
ödenmiş birçok hizmet “lütfen” ve acentelerin büyük gayret ve ekstra
masrafları ile alınabilmektedir.Şark zihniyeti ile verim
alınamamaktadır. Limancılıkta dinamik, verime dayalı, kontrollü, diğer
limanlarla rekabet eden bir işletme gereklidir. Yan yana bulunan ve
masraf tarifesi aynı olan biri özel diğeri kamuya ait iki limanda
verim hızları arasında 3 kat fark vardır. Birinde gemiler sıra
beklemekte, diğerine haftada bir gemi gelmektedir.
Türk limanlarındaki liman masraflarının yüksek yada alçak olması
nisbi bir konudur.Bu konuda örneğin Kuzey Avrupa limanlarındaki
ücretler bizim limanlarımız için bir ölçü olarak alınamaz. Orada hem
rekabet şartları, hem hizmet şartları farklıdır. Ülkeler iç içe geçmiş
olup sınırlar kalkmıştır. Fransa’nın Le Havre limanı ile Almanya’nın
Hamburg limanı arasında aynı hinterland’a hizmet veren binlerce
terminal vardır ve bunlar birbirleri ile kıyasıya mücadele etmek
zorundadır.Bizim rakiplerimiz:
-
Transit konteyner taşımacılığında: (Mersin ve İzmir limanları
için) Akdenizde merkez görevi gören İtalya, Malta ve Yunanistan
limanları,
-
Yolcu turizminde (Bodrum, Kuşadası, Antalya ve Alanya limanları
için) Yunanistan ve Kıbrıs limanları,
Orta Asya ve Türk cumhuriyetleri ile İran, Irak, vb. ülkelere yapılan
transit taşımacılıkta (Trabzon, Mersin ve İskenderun limanları için)
Doğu Karadeniz Rus ve Gürcü limanları ile Doğu Akdeniz limanlarıdır.
Özellikle; Beyrut limanının işletmesini Dubai liman idaresi
üstlenmiştir ve çok faal bir limancılık anlayışı ile önemli yatırımlar
yapmaktadırlar.
Limanlarımız ve sadece fiyat politikalarını değil,
kapasitelerini, verimliliklerini ve sundukları hizmetleri bu rakiplere
göre avantajlı olmak için belirlemelidirler.
Bugün, Akdenizde transit konteyner taşımacılığında İtalyan Malta ve
Yunanistan limanları merkez durumundadır. Yolcu gemisi trafiğinde GKRY
ve Yunanistan limanları çok avantajlıdır.
Ek bir çalışma olarak, sadece yolcu trafiği alan Alanya, Bodrum ve
Kuşadası gibi limanlarımız, otellerde görüldüğü şekilde yolcu
gemilerine özel kış tarifeleri uygulayabilirler. Bu tarifelerde,
yaz tarifelerine oranla önemli indirimler yapılarak maliyet
seviyesinde, veya az üzerinde hizmetler verilebilir. Bu uygulama hem
limanın boş kalmasını önler, hem de yerel ekonomi için önemli faydalar
sağlayabilir.
Ülkemizden Avrupa’ya yönelik TIR taşımacılığında karayollarında
uygulanan geçiş kotaları yüzünden büyük zorluklarla
karşılaşılmaktadır. Verilen geçiş kotalarının çoğu daha yılın ilk
yarısında tükenmektedir.Avrupa ülkeleri geçiş belgelerini sınırlama
yöntemi ile Avrupa’nın en büyüğü olan TIR filomuzu engellemektedir.Bu,
uzun vadede sürdürülebilir bir uygulama değildir. Bu yüzden, uygun
liman ücretleri ile desteklenmiş Ro-ro taşımacılığı, Türk ihraç
ürünlerinin mevcut hatlara ek olarak örneğin Marsilya ve Barselona
limanlarından Avrupa pazarına ulaşması için büyük önem arz etmektedir.
Kamu limanlarımıza, özellikle TCDD limanlarına
(Haydarpaşa-Mersin-İskenderun-Derince-İzmir- Samsun ve Bandırma)
Deniz ticaret odaları, Ticaret ve sanayi odaları, Meslek
kuruluşlarından önemli tepkiler vardır.Mevcut sistemin limanları
uzaktan idare etmeye çalışması, özerklik olmaması, bürokrasi, aşırı
istihdama rağmen iş verimsizliği, eski araç ve yük donanımları,
rekabete dayanmayan yönetim biçimi, yönetimde profesyonel kadrolardan
çok politik kadrolar bulunması, gelişen teknoloji ve yük sistemlerine
ayak uydurulamaması sonucu özelleştirme tek çare haline gelmiştir.
Düşük maliyet ve yüksek hizmet performansı sağlanmadan ülkemiz bu
tesislerinden gerekli miktarda yararlanamayacaktır.Bunun için de
işletmecilik anlayışının değiştirilmesi gerekmektedir.
Limanlarda, gemilerden alınan masraflar, verilen hizmetin maliyeti ile
bir orantı içermelidir. Örneğin bir traktörün römorku ile 15 dakikalık
bir çöp alma işlemi için 30 000 GT luk bir dökmeciden 1200 $ tahsil
etmek, hatta bazen bu hizmeti bile vermeden parayı almak büyük bir
haksızlıktır.
Liman içinde bazı hizmetlerin, depoların veya rıhtımların özel
firmalara kiralanması, hem limanın gelirlerini arttırıcı hem hizmet
kalitesini yükseltici hem de hizmet verilen gemi sayısı arttıkça beher
gemiye verilen hizmet ücreti düşürülebileceğinden armatörlerin
masrafını azaltıcı bir uygulamadır.EU liman ve liman hizmetleri
talimnamesi, (Directive on ports and port services-COM 2001/35)
romörkaj ve yük elleçleme gibi birçok hizmetin (Güvenlik gerekçesi ile
pilotaj hizmetleri rekabet dışında tutulmuştur) her limanda en az iki
ayrı firmaya verilerek rekabete açılmasını istemektedir. Daha uygun
bir ücretle ve rekabet şartlarında hizmet verilince kapasite
kullanımında artış olmakta, hem kiralayan firma hem de liman
kazanmaktadır. Ancak bu hizmetler, kar etmeye dayalı açık arttırma
gibi yöntemlerle değil, en iyi servis/ücret oranı gözetilerek kiraya
verilmelidir. Avrupa Birliğinde bu talimat yasalaşınca, bir AB üyesi
olan ülkemizde de kabul edilip uygulanabilir.
GT a dayalı masraf uygulaması limanlar için çok kolay uygulanan ve
nispeten şeffaf bir uygulama olmakla birlikte bazı önemli
haksızlıkları da beraberinde getirmektedir.Bunlar arasında;
- En başta, 1969
tonaj konvansiyonu kabul edilirken yok denecek kadar az olan Ro-ro
ile araba taşıyıcı gemilere ve ambar kapaksız konteyner gemilerine
haksız rekabet söz konusudur. Bu gemiler, kendileri ile aynı
miktarda yükü kapak üzerinde taşıyan bir konteyner gemisine
nazaran 2-3 kat fazla GT’a sahiptirler.Bu uygulama alçak bordalı
gemi inşaatını yaygınlaştırmakta olduğu için gemi güvenliğini de
olumsuz etkilemektedir. Dünyada bu tip yüksek bordalı gemileri
haksız rekabetten korumak için bir “düzeltme katsayısı” (corrective
coefficient) formülü birçok limanda (Örn: Belçika limanları)
uygulanmaktadır. Bu durumda bu tip bir geminin liman masrafları
hesaplanırken örneğin 2.5 gibi bir faktör “bölen” olarak
kullanılmaktadır. Bu durumda yapılacak bir iyileştirme özellikle
ro-ro taşımacılığında önemli avantajlar sağlayabilecektir. Mevcut
durumda, örneğin İtalya’ya olan ro-ro trafiğinde Yunanistan,
ülkemizden önemli miktarda müşteri cezbedebilmektedir.
Yunanistan’ın en önemli feribot limanlarından Agoumenitza ve
Pire’de 150 metre boyundaki bir feribotun günlük rıhtım
kirası 30 $ dır.bizde ise bunun yaklaşık 10 katıdır.
- Pilotaj
uygulamasında GT yerine gemi boyu x pilotaj mesafesi daha doğru
olarak görülmektedir.
- Römorkaj
masraflarında, römorkörlerin ücretini itekledikleri cismin
tonajına değil, kendi makine güçlerine veya çekme güçlerine göre
ve manevra başına veya zaman bazlı olarak tahsil eden bir uygulama
daha mantıklıdır.
- Katı ve sıvı
atık alım masraflarında, GT un tek kriter olarak uygulaması adil
değildir. Bu yüzden katı atıklarda gemideki kişi sayısı x yolculuk
uzunluğu x gemi tipi , sıvı atıklarda da yakıt tipi x tüketim
miktari x yolculuk uzunluğu x geminin yaşı ve teknik durumu
parametreleri göz önüne alınmalıdır.
Verilmeyen/istenmeyen hizmet için ücret alınması uygulaması
-atık alım hizmetleri gibi bazı istisnalar hariç- yanlıştır. Ayakbastı
ücreti gibi, hiçbir hizmet vermeden alınan ücretler tekrar gözden
geçirilmelidir.
Römörkaj masraflarında yapılabilecek iyileştirmeler :
- Aslen gemi
manevrasında romörkörlerin yaptıkları iş, itekledikleri veya
çektiklerin geminin boyu veya tonajı ile değil, kendi makine
güçleri ve çekme kuvvetleri ile orantılıdır. Bir romörkör için 60
metrelik gemi ile 150 metrelik gemiyi iteklemek arasında, veya
5000 Gt luk bir gemi ile 22000 GT luk gemiyi iteklemek arasında
bir fark yoktur. Bu yüzden, romörkör ücretleri saatlık ve romörkör
tiplerine göre ayrı ayrı olmalıdır. Manevra başına bir sabit ücret
alınıp, örneğin 1 saati geçen manevralarda saatlik ek ücret alma
sistemi, veya yedekleme mesafesine göre bir ücretlendirme sistemi
uygulanabilir.
- Bazı limanlarda
şamandıralar ile düz rıhtımlardan kalkış manevraları son derece
kolaylıkla mümkün olmaktadır.Bu tip manevralarda kaptan isteği ve
kılavuz kaptan onayı ile kalkış manevralarında bir romörkör
indirimi hava müsadeli mümkün olmalıdır.
- Herhangi bir
nedenle, hizmet verilmez ise ücret alınmamalıdır.Ülkemizde bazı
limanlardaki romörkörler manevra sırasında gemilere yardımcı
olmaktan çok engel olmaktadır.Eğitimsiz personel ve hantal
römorkörler manevra güvenliğini tehlikeye atacak kadar büyük
hatalar yapmaktadırlar.
- Geminin baş
iter, kıç iter, çift pervane vb. gibi teknik özellikleri varsa,
hava müsadeli kaptan isteğine göre 1 romörkör indirimi mümkün
olmalıdır.
- Limana düzenli
gelen ve yerel koşullara aşina gemiler için yine kaptan isteğine
göre 1 romörkör indirimi mümkün olmalıdır.
- Halat almayan ve
manevra yapmayan, ancak hazırolda bekletilen romörkörlerin
ücretleri bir miktar indirimli alınmalıdır.
- Tehlikeli madde
taşıyan gemilerde römorkör indirimi uygulanmamalıdır.
- Normal manevra
mahallinden önce başlayan manevralarda, makinesiz, dümensiz veya
donanımsız gemilerde römorkaj ücreti ekstra olarak alınabilir.
Atık alım hizmetlerinde yapılabilecek iyileştirmeler :
- Şu anda
uygulanmakta olan GT başına ücret alınmasına dayalı sistem son
derece pahalıdır. 20000 GT luk bir dökmeci “handysize” geminin çöp
alım ücreti 800 $, sıvı atık alım ücreti de 1200 $ gibi inanılmaz
yüksek miktarlardadır. (Antalya lim.) Üstelik, bu ücretler
alındığı halde, bazı yerlerde hizmet verilmesinde büyük
isteksizliklerle karşılaşılmaktadır. Bu uygulama deniz çevresini
koruma açısından çok yanlış ve aynı zamanda da yakışıksızdır.
Halbuki, örnek olarak İspanya limanlarında, alınan miktara göre
ücretlendirme yapılmakta, 1,2 m3 çöpe 65 $ ücret kesilmektedir.
- Atık alım
hizmetleri konusunda esas sorumluluk MARPOL gereğince liman
işletmelerine değil, idareye düştüğü için Denizcilik Müsteşarlığı
ve Çevre Bakanlığı bu konuda belirleyici rol oynamalıdır. Bu
konuda, EU 2000/59 numaralı liman atık alım tesisleri
talimatnamesi (directive on port reception facilities) örnek
olarak alınmalıdır. Bu talimnamede tüm atık konuları ücretlendirme
dahil açıklanmaktadır.
- Hizmete uygun
ücret alınmalıdır. 15 personelli bir yük gemisi ile aynı GT sahip
1500 yolculu bir yolcu gemisi aynı parayı ödemekte, ancak aynı
miktar çöp üretmemektedir.Kişi sayısı, son atık verme limanından
sonra geçen zaman, geminin teknik durumu ve çöp yönetim
kaabiliyeti, taşınan yük tipi (yük artıkları için) kriterleri
gemide çıkan çöpün miktarını belirlemektedir. Bu faktörleri göz
önüne alarak bir ücret skalası tesis edilmelidir. Çevre açısından
en iyisi atık alım ücretinin hizmet verilirse değil, otomatikman
kesilmesidir.Gemilerin çöplerini denize atmalarını kesinlikle
engellemek için otomatik ücretlendirme, yani hizmet verilmeden
ücret alınması sistemi uygulanmalıdır. Bir cazipleştirme önlemi
olarak çöpünü verdiğini kanıtlayan gemilere ücretin bir kısmını
geri ödeme sistemi uygulanabilir.
- Çöp sertifikası
olan gemilerde, ülkemizde bazı limanlarda yanlış bir uygulama söz
konusudur. Bu sertifikada yazılı olan depo, sıkıştırıcı, yakıcı
gibi çöp kontrol sistemlerinin ne olduğuna bakılmadan gemiye
sertifika varsa çöp ücretinden muafiyet tanınmaktadır. Halbuki
hiçbir kontrol sistemi çöpü % 100 yok etmez. Bu nedenle sertifika
ticareti yaygınlaşmıştır.Bu tip sertifikalar kontrol edilmeli,
hatta belirtilen cihazların faal olduğu ve kullanıldığı kontrol
edilmeli, gemide bulunan sisteme göre alınan ücrette belli
miktarlarda indirim yapılmalıdır.25 günlük yoldan gelen gemiden,
veya 1 aydır hiçbir limana çöp vermemiş bir gemiden sırf çöp
sertifikası var diye çöp alınmaması yanlış bir uygulamadır.
- Atık su alınması
işlemlerinde, kabul edilen hesaplama yöntemleri ile gemide çıkacak
yağlı su miktarı bulunmalı, gemide bir sonraki limana kadar
yetecek boş saklama hacmi olup olmadığı incelenmeli, yoksa atık
alınması zorunlu tutulmalıdır.
- Avrupa
limanlarında sıvı atık verilmesini teşvik için atıklarını
veren gemilere barınma ücretlerinde indirim yapılmaktadır.
- Basit sistemler
adil olmadıkları için kombine sistemler uygulanması gereği
görülmektedir. Bu sistemlerde hesaplamalar, atık takibi, gemi
kontrolü vb işlemler zaman alıcı olduğundan atık hizmetlerinin bu
işi yapacak özel firmalara verilmesi limanların işini
kolaylaştıracaktır. Ancak bu tip firmaların hizmeti gereğince
verdiği yakından takip edilmelidir.Sistemin çalışmasının PSC ile
liman idareleri tarafından kontrol edilmesi gerekliği EU da kabul
görmektedir.
Yükleme-boşaltma
masraflarında yapılabilecek iyileştirmeler:
- Yükleme ve
boşaltma işlemlerinde hızı arttırmak,
- Hizmetleri
(rıhtımları) kiraya vermek ve rekabete açmak
- Gelişmiş
teknoloji kullanarak tamamen kendi imkanları ile yük işlemleri
yapabilen gemilere indirimler tanınabilir.
Rıhtım ücretlerinde yapılabilecek iyileştirmeler:
- Yüksek bordalı
gemilere GT haksızlığını gidermek için düzeltici
katsayı uygulanabilir. “corrective coefficient”
- Sadece barınma,
kumanya, personel değişimi, bakım, ikmal vb. gelen gemilere özel
indirimler uygulanabilir.
- Çevre dostu
sertifikalı gemilere indirim uygulanabilir.
- Modern dizaynlı
ve daha güvenli gemilere (SBT, çift cidarlı tekne vb) indirimler
uygulanabilir.
- Avrupa birliği
bayraklı gemilere bir miktar indirim yapılabilir.
- Uygun limanlarda
demir yerlerinden ücret alınmayabilir.
- Rıhtım sayısı az
olan limanlar, büyük gemileri cezbetmek için buna uygun bir
barınma ücreti oluşturabilirler. (tonaj arttıkça ekonomikleşen)
Sonuç olarak, başta da belirtildiği gibi, her liman için geçerli
sihirli bir fiyatlandırma sistemi yoktur.Her liman kendi yük
hareketlerine, konumuna, trafiğine ve ticaret özelliklerine göre ya
sırf masraflarını karşılayan veya kar etmeye dayalı bir ücret sistemi
uygulamak zorundadır. Limanlarımızın birer firma gibi çalışması ve
değişikliklere kolayca adapte olup politika geliştirmeleri çağımızın
bir gereğidir.Bunun için de profesyonel ve esnek yönetim sistemleri
gereklidir.Bazı özel limanlarımızda başarıyla uygulanan bu lojistik ve
stratejik yönetim sistemlerinin genele yayılması ile problemlerimiz
azalacaktır.
*
PSCO / Başkılavuz Antalya Bölge Müd.
| Yazarın Diğer Yazıları: |
|
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit
Yalçın 2004
|
| |
|