|
Teknik
Bakış................................................................30.04.2004 |
Liman Atık Alım Tesisleri Yönetmeliği
|
 |
|
Cahit Yalçın
 |
Türk limanları için Atık Alım Tesisleri
Yönetmeliği (Gemilerden Atık Alım Hizmeti Yönetmeliği) 11 Mart 2004 tarih ve
25399 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.Böylece MARPOL
sözleşmesinin önemli bir gereğinin yerine getirilmesi konusunda somut bir
adım atılmış oldu. Bir IMO sözleşmesi olan MARPOL, bir deniz kirliliği
önleme yöntemi olarak imzacı hükümetlere limanlarında gemilerin atıklarını
kabul eden tesisleri kurdurma ve çalıştırma zorunluğu yüklemiştir.IMO’nun
ülkemizdeki muhatabı olan Denizcilik Müsteşarlığı, bu yönetmeliği çıkartarak
hem önemli bir hukuki boşluğu doldurmuş, hem de bir uygulama açığımızı
kapatmak için en önemli adımı atmış oluyor. Uygulamanın gereği açısından tüm
ilgililerin (limanlar ve atık alım firmaları) yönetmeliği dikkatli bir
şekilde incelemesi ve uyum için gerekli işlemlere derhal başlaması
gerekmektedir.Yönetmelik Türkiye içindeki tüm liman ve terminalleri kapsıyor
ve buna göre her bir limanın yöneticisi veya işleticisi söz konusu limanı
kullanan tüm gemilerin ihtiyaçlarına uygun ve yeterli atık alım tesislerini
kuracak ve gemilerde gereksiz yere bir gecikmeye yol açmadan çalıştıracak.
Yönetmelikte “liman” şu şekilde tanımlanmış:
Liman: Balıkçı ve gezinti tekneleri
de dahil olmak üzere tüm gemilerin muhtelif faaliyetlerinde kullanabilmeleri
amacı ile insan eli ile inşa edilmiş ve donatılmış, tersaneleri de içeren
kıyı ve deniz yapıları.
Bu tanım; liman, terminal, rıhtım, iskele,
şamandıra tesisi, onarım tersanesi, gemi söküm tesisi, balıkçı barınağı,
marina gibi yapı ve işletmelerin tümünü kapsıyor.
Yönetmelik, Türkiye’deki tüm limanların atık
alım tesislerine sahip olmasını, Uluslar arası sefer yapan gemilere hizmet
veren tüm limanlar ile 10 adet gırgır tipi balıkçı gemisinin barınmasına
elverişli balıkçı barınakları ve 50 taneden fazla yat için bağlama yeri olan
marinaların da “Atık yönetimi uygunluk belgesi” alması gereğini hükmediyor.
“Atık yönetimi uygunluk belgesi; liman, barınak veya marinanın atık yönetimi
konusunda yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu gösteren bir belge olarak
belirtiliyor. Her limanın aldığı belgenin en azından “MARPOL Ek-V” yetkisine
sahip olacağı, ek olarak limana gelen gemilerin tonajlarına, tiplerine ve
servis sahalarına göre “MARPOL Ek-I” , “MARPOL Ek-II”, “MARPOL Ek-IV”
yetkilerine de sahip olacağı açıklanıyor. Buna göre örneğin 120 yatın
bağlama yapabileceği bir marina işleticisi veya 15 gırgıra barınma imkanı
veren bir barınak işleticisi sadece “MARPOL Ek-V” için belge alırken,150 GT
dan büyük uluslararası çalışan ve MARPOL Ek-II de listelenmiş yüklerden
birini taşıyan bir kimyasal tankerin yanaştığı bir liman tesisi, tüm ekleri
kapsayan bir belge almak için gereken şartları karşılamak zorunda
olacaktır.Sadece 150 GT dan küçük kuru yük gemilerinin yanaştığı bir liman
işletmecisi, sahip olması gereken belgede “MARPOL Ek-IV” ve “MARPOL Ek-V”
yetkilerinin gereğini yapacaktır.Buna göre Ülkemizdeki limanların büyük
çoğunluğunun “MARPOL Ek-I,IV ve V” yetkileri olan Atık yönetimi uygunluk
belgesi sahip olmaları gerekmektedir. Liman tanımından dikkat edileceği gibi
ülkemizdeki tamir, onarım tersaneleri ve gemi söküm tesisleri de aynı normal
limanlar tanımı içerisine alınmıştır.Yani yukarıda açıklandığı şekilde her
bir tersane ve söküm tesisi de tamir veya söküm için kabul ettiği gemilere
uygun atık alım tesislerini işletecek ve atık yönetimi uygunluk belgesini
alacaktır.
Yönetmelik, limanlarda servis verecek olan atık
alım tesislerini liman işletmelerinin kendilerinin kurma zorunluğu
getirmiyor. Liman yöneticileri eğer kendilerine ticari olarak ve uygulama
açısından daha uygun geliyor ise atık alım hizmetleri için üçüncü şahıslar (taşaron
firmalar) ile anlaşma yapmak, ortak tesis kurmak ve müteahhit veya bu iş
için kurulmuş firmaları kullanmak konusunda serbestler. Limanlar kendileri
işletme kurmak veya üçüncü kişilerin hizmetlerini kullanmak konusunda bu
serbestliğe sahipler ancak dikkat edilmesi gereken nokta, her bir atık alım
tesisinin mutlaka çevre ve yerel yönetim mercilerinden gerekli izinleri ve
işletme izinlerini almış olmasının zorunluluğudur.Yani liman işleticisi eğer
atık alım hizmetlerini kendi imkanları ile verecek ise izinleri kendi
alacak, hizmetler için üçüncü şahıslar ile anlaşma imzalayacak ise de bu
şahısların gerekli tüm çalışma izinlerine sahip olduğunu kontrol edecektir.
Bu düzenleme, gemilerden alınan atıkların liman kapısından çıktıktan sonra
ülkemiz çevresini kirletmemesi için yapılmış bir düzenleme olarak görülüyor.
Gemilerden alınan atıklar artık o andan sonra ülkemizin iç sorunu haline
gelmektedir ve ülkemizin atık yönetimi ile ilgili tüm mevzuatına
tabidir.Atığın liman kapısından sonra nihai bertaraf mahalline kadar
izleyeceği yol ve tabi olacağı işlemler çevre, sağlık, gümrük ve yerel
yönetim mercilerinin kontrolüne ve iznine tabidir.Dikkat edilecek bir başka
nokta da sorumluluğun her zaman liman işletmesinde olmasıdır. Yani limanlar
atık alımı için taşaron dahi kullansalar oluşan hata ve aksaklıklardan
Denizcilik Müsteşarlığına karşı kendileri sorumlu olacaklar. Sonuç atık
yönetim belgesinin iptaline kadar gidiyor, bu da liman başkanlığınca limana
gemi alınmasına izin verilmemesi sonucunu doğuruyor.Çevre, gümrük ve sağlık
makamları ise direk atık alım işi yapan firma veya işletmeleri sorumlu
tutacak, aksaklık ve mevzuata uyumsuzluk görürse işletme izinlerini iptal
edecektir.Atık alım işi yapan üçüncü şahıslar gerekli tüm çalışma izinlerini
çevre ve yerel yönetim mercilerinden alacaklar ve Denizcilik Müsteşarlığı
ile değil limanlar ile hizmet anlaşması imzalayacaklar, Denizcilik
Müsteşarlığı da her türlü işlemde ve problemde liman işletmesinin muhatap
kabul edecek. Böylece, Türk Ticaret Kanununun 947. maddesinde belirtilen
“İşverenler, emrinde çalıştırdıklarının fiillerinden sorumludur” hükmüne
paralel olarak atık alım konusunda olabilecek aksaklıklardan direk liman
işletmesi zarar görecek. Birkaç senedir uygulamada olan “gemilerden atık
toplanmasına ilişkin uygulama esasları” bu yönetmeliğin yürürlüğe girişi ile
12 ay içinde uygulamadan kalkmış oluyor. Hatırlanacağı üzere uygulama
esaslarında Denizcilik Müsteşarlığı atık alım firmaları ile direk muhatap
oluyor ve atık alım tankerlerinin çalışması için belge veriyordu.Ancak
“uygulama esasları” limanlara veya kara atık alım hizmetlerine dair bir
düzenleme yapmıyor, MARPOL sözleşmesinin tüm eklerini kapsamıyordu.Ayrıca
uygulama esasları yağlı atık alım işini yapan firmaların alma, taşıma ve
bertaraf şartlarını denetleyip düzenlediği için aslen Çevre ve Orman
Bakanlığınca yapılması gerekli bir uygulamaya müdahil oluyordu.
Uygunluk belgesi almak isteyen liman
işletmecisinin öncelikle limanına gelen gemilerin ihtiyaçlarına uygun yağlı
atık, zehirli atık, foseptik veya çöp alım tesisi kurmak veya bu hizmeti
veren firmalarla anlaşma yapması gerekmektedir. Tesisi zaten olan limanlar
da sistemin etkin ve verimli olarak çalışması için gerekli düzenlemeleri
yapacaklar, varsa aksayan noktaları düzelteceklerdir. Örneğin birçok
limanımızda çöp ücretleri liman masrafları içinde otomatik tahsil
edilmektedir.Limanda anlaşılmış çöp hizmeti veren firma da mevcuttur.Ancak
gemilerin çöplerinin otomatik alımı yapılmamakta, kaptanlar çöp hizmeti için
defalarca limandan hizmet istemek zorunda kalmakta, çoğu zaman da
zamansızlık veya ilgisizlik nedeni ile çöplerini veremeden limandan
kalkmaktadır.Bu durumda gemi, ücretini ödediği halde hizmeti alamamaktadır.
Bu, yönetmeliğe göre bir uygunsuzluktur ve düzeltilmez ise uygunluk
belgesinin askıya alınmasını gerektirebilecektir. Düzgün işleyen atık alım
sistemini kurmuş olan liman, bir plan hazırlayacak ve bu plan ile
limanındaki atık alım hizmetlerini açıklayacaktır. Küçük iskele veya
rıhtımlar için birkaç sayfadan oluşacak plan, Ülkemizin büyük limanları için
daha kapsamlı olmak zorundadır.
Atık yönetim planı hazırlamak ve atık alım
tesisini çalıştırmak görevi o limanı işleten özel veya tüzel kişiliğin
sorumluluğundadır. Eğer plan hazırlamak ve tesisleri işletmek konusunda
yetki veya sorumluluk şüphesi olan liman işleticileri mevcut ise derhal
Denizcilik Müsteşarlığı sorumlu Bölge Müdürlüğüne yazılı olarak başvuru
yapılmalı ve vakit geçmeden durumun açıklığa kavuşturulması
istenmelidir.Planın hazırlanması ve planda bulunması gerekli bilgiler ile
ilgili açıklamalar yönetmelikte verilmiştir. Ayrıca bu sistem AB ve diğer
gelişmiş birçok ülkelerde uzun süredir kullanımda olduğu için yurt dışında
da çok sayıda örnek plan ve bilgi kaynağı mevcuttur. Denizcilik
Müsteşarlığının da yakında örnek bir atık yönetim planını sektör bilgisine
sunması bekleniyor.
Limanların
kabul edecekleri atık türleri ile ilgili olarak yönetmelik, MARPOL
sözleşmesinin yürürlükte olan 4 eki uyarınca gemilerin normal operasyonu ile
ortaya çıkan yağlı atıklar (sintine suyu, slaç ve slop) , kimyasal
tankerlerin tehlikeli yüklerinin atıkları, foseptik suları ve çöp
tanımlarını yapıyor.Ayrıca gemilerin yük atıklarının da tehlikesiz olmak
kaydı ile alınabileceği belirtiliyor. Atıklar konusunda önemli olan, bu
atıkların geminin normal operasyonları sonucu ortaya çıkmış olmasıdır.Yük
olarak taşınan ve ticari değeri olan atıklar ve maddeler bu yönetmelik
kapsamı dışındadır.Bu atıkların içinde ulusal çevre mevzuatımıza göre
ülkemiz kaynaklarına zarar verebilecek ve hastalık bulaştırabilecek hayvan
ve bitki atıkları, tıbbi ve enfekte atıklar, zehirli, tehlikeli ve kimyasal
madde atıkları, büyük miktarlarda bozulmuş veya hasarlanmış yük atıkları
varsa o zaman ilgili mevzuat çerçevesinde (örneğin tehlikeli atıkların
kontrolü yönetmeliği) işlem yapılması gerekecektir. Liman işletmecisi, kabul
ettiği atığın tehlikesi ile ilgili bir şüpheye düştüğünde derhal ilgili
merciler ile temas kurmalı ve görüş istemelidir.Olumsuz görüş verilen veya
şüpheye düşülen durumlarda tehlikeli olabilecek atıklar alınmamalıdır.
Yönetmelik
incelendiğinde, sadece limanlara yönelik uygulama ve yaptırımların
düzenlendiği, alınan atıkların ne olacağı konusuna ise girilmediği
görülüyor. Yani Denizcilik Müsteşarlığı atık alımı işleminin sadece limanlar
ve gemiler ayağı ile ilgili bir düzenleme yapmıştır.Limanları düzenleme ve
MARPOL muhatabı olma konularında gerekli teknik bilgi ve lojistik imkanlar
sebebi ile ülkemizde en uygun makam Denizcilik Müsteşarlığı olduğu için
limanlara yönelik düzenlemenin Müsteşarlıkça yapılması uygulaması doğrudur.
Denizcilik Müsteşarlığı, ülkemizde atıkların yönetimi veya nihai bertarafı
konusunda sorumlu makam olmadığı için yönetmelikte atık yönetimine
girilmemesi de doğrudur. Yönetmelikte alınan atıkların taşınması,
depolanması, kontrolü ve nihai bertarafı da düzenlenmemiş ve konu atık
yönetimi ile ilgili mevzuatı olan diğer kurumlara (örneğin Çevre Bakanlığı)
bırakılmış.Ancak sistemin düzgün işlemesinin gereği için çok doğru olarak bu
işi yapan firmalar ile çevre, sağlık ve gümrük makamlarının arasında
yapılacak anlaşma, protokol ve izinlerin de istenmesi hükmü getirilmiş.
Yönetmeliğin ruhu, bir şehir veya yerleşim yerinde benzinlik, oto
tamirhaneleri gibi kuruluşların yağlı atıkları ne yapılıyor ise gemilerden
alınan yağlı atıkların da aynı işleme tabi tutulması, şehrin çöpü nereye
kimin kontrolünde gidiyor ise geminin çöpünün de aynı yolu izlemesidir. O
zaman gemiden alınan atığı da benzincinin, tamircinin, sanayi mahallesinin
veya fabrikanın atığını kontrol eden makamın kontrol etmesi gereği
doğrulanmış olmaktadır.
Denizcilik Müsteşarlığı bu yönetmelik ile, Gemi
ve Liman Emniyeti (ISPS) ile ilgili düzenleme ile birlikte limanlara ait bir
düzenleme daha yapmış oluyor.Aslında ideal olan gemilerle ilgili MARPOL
kapsamındaki diğer tüm düzenlemelerin de Denizcilik Müsteşarlığı tarafından
yapılmasıdır. Örneğin çevre mevzuatına uyumsuzluklar nedeni ile gemilere
belediye zabıtalarınca kirlilik cezaları adı altında yapılan birçok
bilgisiz, yanlış ve kötü niyetli uygulamalar denizcilik sektörünün
malumlarıdır.
Liman atık alım tesisleri yönetmeliği ülkemizde
MARPOL anlaşmasının imzalanmasından beri oluşmuş bir boşluğu
doldurmaktadır.Yıllardan beri IMO çerçevesinde şikayetlere konu olan ve
ülkemizin itibarını düşüren bir MARPOL uyumsuzluğu bu yönetmelik ile
inşallah azalacak veya sona erecek. Önemli olan uygulamanın da teoride
belirtilen paralelde yapılması, tüm liman işletmecilerinin de ülkemiz deniz
çevresinin korunmasına önemli etki yapabilecek bu yönetmelik gereklerine
uyum konusunda yapıcı, destekleyici ve proaktif davranmalarıdır. Aksi halde
11 Mart 2005 tarihinde, geçiş dönemi bitip de yönetmelik uygulanmaya
başladığında hazır olmayan limanlara gemi girişine izin verilmeyecek, o
zaman da hazırlık için iş işten geçmiş olacaktır.
| Bu Yazıya Yorumunuzu
Ekleyebilirsiniz... |
|
|
|
[documents/YORUM/C_YALCIN_30_04_2004_Atik_Alim_tesisleri_Yonetmeligi_Yorum.htm] |
Yazarın Diğer Yazıları
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit
Yalçın 2004
|