|
Teknik
Bakış................................................................20.12.2003 |
|
Deniz Kazalarının Araştırılması |
 |
|
Cahit Yalçın |
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi
(UNCLOS) Madde 94 gereğince her bayrak devleti, kendi bayrağını taşıyan
gemilerde açık denizlerde oluşan kazaları uygun yeterlikteki uzmanlar
görevlendirerek araştırmak zorundadır. Ayrıca yine aynı sözleşme 2.
maddesine göre de Bir devlet, kendi hükümranlık sahasında oluşan ve can
güvenliğini ve/veya çevre temizliğini tehdit eden veya kendi kurtarma-yardım
birimlerinin müdahalesini gerektiren her kazanın nedenlerini bulmak amacı
ile araştırma yapmak hakkına sahiptir.
SOLAS sözleşmesi (SOLAS74/78, Ch I, Kural 21)
gereği her idare, kendi bayrağını taşıyan ve konvansiyona tabi olan
gemilerde oluşan kazaları, eğer araştırma, kazaların azaltılması yolunda
mevcut kurallarda ne gibi değişiklik yapılabileceği konusunda yardımcı
olacaksa araştırmayı kabul etmektedir. Aynı zamanda her idare IMO
teşkilatına bu tip araştırmaların bulguları ile ilgili konu ile alakalı tüm
bilgileri vermeyi de taahhüt etmektedir. IMO teşkilatı da bu bilgilerden
yararlanarak oluşturduğu rapor veya tavsiye kararlarında herhangi bir kişi
veya gemiye herhangi bir sorumluluk yüklenmeyeceğini veya herhangi bir kişi
veya gemilerin milliyetinin açıklamayacağını taahhüt etmektedir.
Benzer şekilde MARPOL 73/78 konvansiyonu 8. ve
12. maddeleri (articles) kazaların araştırılması konusunda imzacı idarelere
kesin sorumluluklar yüklemektedir.
Bilinmesi gerekli en önemli noktalardan
birisi, tüm bu konvansiyonlarda bahsedilen “kaza araştırmaları” nın hukuki
veya adli araştırmalar ile hiçbir alakası olmadığıdır. BM ve IMO
konvansiyonlarında bahsedilen kaza araştırmaları tamamen denizde can ve mal
güvenliğini arttırmak, kazaların tekrarını önlemek, yeni güvenlik önlemleri
alarak veya yeni kurallar oluşturarak güvenlik, emniyet ve çevre koruma
konularında daha yüksek standartlar ulaşılmasını sağlamaktır.
Uluslar arası konvansiyonların bu güne kadarki
seyrine bakıldığında hemen hemen tüm kuralların hep önemli kazaların
araştırılmasından sonra ve bu kazalardan çıkartılan dersler sayesinde
yapıldığı görülecektir.(reaktif yaklaşım) Örneğin SOLAS 1914, 1503 kayıplı
Titanik kazasından sonra yapılmıştır. MARPOL 1973, Manş denizini 120.000 MT
ham petrol ile kirleten Torrey Canyon kazasından sonra düzenlenmiş,
imzalanması gecikmiş, ancak 1976 ve 1977 deki yine büyük kirlilik yaratan
Amaco Cadiz ve Argo Merchant kazalarından sonra MARPOL 1978 protokolü
imzalanmıştır.Herald of Free Enterprise, Estonia, Exxon Valdez, Achille
Lauro, Braer, Erika ve en son olarak da Prestige hep geçirdikleri kazalardan
sonra yapılan araştırmalar sayesinde kuralların ve yöntemlerin değişmesi
için tetik rolü oynayan gemilerdir. ISM kodu, Ro-Ro yolcu gemilerine
getirilen sıkı kurallar, çift cidarlı tankerler, AB deniz güvenliği kuruluşu
(EMSA) nın etkinliğinin artması hep bu ve bunlara benzer kazaların ardından
geliştirildi.1 Temmuz 2004 de tüm dünyada uygulamaya girecek olan ISPS kodu
dahi bir olayın, 2001 terör saldırılarının tetiklemesi üzerine
düzenlendi.Bu nedenlerle deniz kazalarının araştırılması denizcilikte ileri
ülkelerde devamlı öncelik teşkil etti.
Ülkemizde bu güne kadar IMO nun istediği amaç
ve yöntemlerle deniz kazaları araştırması yapılmamıştır. Mevcut durumda
herhangi bir devlet kuruluşunda bu konuda bir yapılanma da yoktur. Bu durum,
hem kazaların araştırılmaması sonucu, kazanın ardındaki gerçek yol açıcı
nedenlerinin bilinememesi ve gerekli tedbirlerin alınamaması sonucu direkt
kendi gemilerimizi ve denizcilerimizi menfi yönde etkilemiş, hem de kendi
karasularımızdaki yabancı bayraklı gemilerin karıştığı kazaları araştırmak
isteyen yabancı otoriteler ile işbirliği kuramamamıza ve ülkemizin uluslar
arası alanda ve IMO çevrelerinde prestij kaybına yol açmıştır. Aynı zamanda
boğazlarımızda oluşan birçok önemli kazanın bilimsel yöntemlerle araştırılıp
kazaya yol açan nedenlerin belirlenmemiş olması denizcilik dünyasına
sesimizi duyuramamıza, halen boğazlar rejimimizde zorluklar yaşamamıza yol
açmaktadır. Bir tek kazanın bile uluslar arası konvansiyonları değiştirdiği
bir ortamda, birçok önemli kazanın oluştuğu Türk boğazları, yeteri kadar ses
getirememekte, trafiğin azaltılması açısından taraftar toplayamamaktadır.
IMO sözleşmelerinin muhatabı durumundaki makam
olan Denizcilik Müsteşarlığı yetkilileri, imzaladığımız konvansiyonlar
nedeni ile üstlendiğimiz bu araştırma sorumluluğumuzun yerine getirilmesi ve
sistemin kurulması için gerekli düzenlemelere geçtiğimiz ilkbahar aylarında
başlamışlardır. Bu düzenlemeler kapsamında her bölgeden deniz kazaları
araştırmasında yer alabilecek uzmanlar belirlenmiş, toplantılar yapılmıştır.
Deniz kazaları araştırması için gerekli mevzuat, idari yapı,
araştırmacıların eğitimi tahmini masraflar ve araştırma yöntemleri
konularında IMO ve denizcilikte ileri ülkelerle temaslar kurulmuştur.
Kaza araştırmalarına başlayabilmek için en
önde gelen düzenlemelerden olan idari yapı konusunda dünyada birçok değişik
uygulama mevcuttur. AB deniz güvenliği kuruluşu EMSA tarafından hazırlanma
aşamasında olan yeni “AB kaza araştırmaları direktifinde” yer alacak
maddelerden biri de “kaza araştırmaları” kurumunun denizcilik idaresi
dışında veya idareden bağımsız ayrı bir yapılanma içinde olmasının
istenmesidir.Bunun nedeni, kaza araştırma sonuçlarında sıklıkla ülkenin
denizcilik idaresinin de denetim ve belgelendirme işlerinde eksikliğinin
tespit edilmesi ve bu ayrı yapı sayesinde denetim ve belgelendirme makamına
eleştiri ile denetleme yapılabilmesine olanak sağlanmasıdır.Ülkemizde olması
gereken idare yapılanması açısından da, eğer bağımsız kaza araştırmaları
kurumu kısa sürede kurulamayacak ise, başlangıçta Denizcilik Müsteşarlığı
içinde kaza araştırmaları ile görevli en az 2-3 tercihen 4-5 kişilik bir
uzman kadro ile 2-3 kişilik bir destek ekibinin tüm vaktini bu işe
ayırabilecekleri uygun bir yapı kurulması söz konusu olmalıdır.Kurulacak
yapının 2-3 kişilik yani sadece çekirdek kadro olması halinde, kuruluşun
içindeki yetişmiş uzmanlardan kaza incelemelerinde destek alınmalıdır.
Böylece delil toplamak için profesyonel denizci veya gemi inşa mühendisleri
gibi araştırmacılar görevlendirilecek, analiz ise delillerin toplanmasından
sonra merkezdeki ekip tarafından yapılabilecektir.
Konu ile ilgili AB “kaza araştırmaları
direktifi” tahminen 2004 yılı ortalarında oluşacaktır. Bu direktife göre
kaza araştırmaları biriminin İdareden bağımsız olması istenecektir. Bu
nedenle nihai yapılanma olarak direkt Ulaştırma Bakanı makamına bağlı
bağımsız bir araştırma birimi kurulmalıdır.Bu birim, ABD, Kanada,Avustralya
veya İsveç gibi ülkelerde olduğu şekilde deniz, hava, kara ve demiryolu gibi
tüm ulaştırma sistemi kazalarının araştırmasından sorumlu bir yapı
olabileceği gibi İngiltere veya Almanya’da olduğu şekilde sadece deniz
kazalarının araştırmasından sorumlu olacak şekilde de oluşturulabilir.İdeal
olan, kaza ile ilgili hukuki sorumluluk doğurabilecek bilgilerin dışarıya
sızmaması için kurumun devamlı kendi uzmanlarını istihdam etmesidir.Ancak bu
mümkün olmaz ise araştırma kurumu, okullar ve benzer bağımsız kaynaklardan
gerektikçe uzman talebinde bulunabilir.Bu konuda varsa ülkemizdeki hava ve
kara kazalarının araştırılması için kurulmuş mevcut sistemler ve mevzuatın
da incelenmesi gerekmektedir.
Bağımsız araştırma birimi kurulduğunda, IMO
ile ilgili işlemler için Denizcilik Müsteşarlığında 1-2 kişilik bir yapı
oluşturulmalı, bu yapı IMO’ya bildirimler ve kaza araştırma kurumu ile
denizcilik idaresi arasında koordinasyondan sorumlu olmalıdır.
Diğer önemli bir konu da araştırmaları hukuki
zemine oturtacak ulusal mevzuatın hazırlanmasıdır. Mevzuat hazırlığı için,
öncelikle kurulacak yapı ( Denizcilik Müsteşarlığına bağlı veya bağımsız
kaza araştırma birimi/kurumu) konusunda karar verilmesi gereklidir. Yapı
kararlaştırıldıktan sonra, öncelikle bir çerçeve kanuna ( Denizcilik
Müsteşarlığının Kuruluş Kanunu veya Deniz Güvenlik Kanunu gibi) kaza
araştırmaları ile ilgili genel maddeler eklenmelidir.Bu maddeler gemilerde
oluşan kazaların şirketler veya kurumlarca idareye derhal bildirilmemesi
durumunda uygulanacak mali cezaları/yaptırımları da içermelidir.Yürütme için
ilgili makamca yönetmelik veya yönerge şeklinde bir düzenleme yapılmalıdır.
Bu düzenleme, kaza araştırmalarının yürütülmesi için IMO’nun A.849(20) ve
A.884(21) sayılı kararlarını esas almalıdır.Önemli olan, mevzuatın ana
amacının suçlu bulmak veya sorumluluk yüklemek değil, sadece denizde
güvenliğin arttırılması için kazanın kök sebeplerinin araştırılması
olmasıdır.Bu sayede gemi ilgililerinin hukuki bir sorumluluk kaygısı olmadan
araştırma kurumuna kaza konusunda bilgiler vermesi sağlanabilir. Ayrıca, AB
nin 2002 yılında aldığı karar uyarınca deniz kazaları araştırmaları kodu
(IMO nun A.849(20) numaralı kararı) üye ülke idarelerince mevzuat olarak
tanınmalıdır.
Birçok devlet, kaza araştırmalarına yeni
başladığında masraf ve ulaşım konularındaki zorluklar nedeni ile öncelikle
kendi karasularında oluşan kazaları incelemektedir.Ülkemizde de öncelikle
tüm karasularımızda, özellikle de boğazlar bölgesinde olan her bir kazanın
incelenmesi, kanıtların ve görüntülerin toplanması ve nedenlerinin analiz
edilmesine derhal başlanması gerekliliğine inanılmaktadır. Türk
karasularında, özellikle boğazlar bölgesinde oluşan kazalarda inceleme
yapılması ve kazanın nedenlerinin bulunarak açıklanması boğazlar rejimimizin
dünyaya daha iyi anlatılması için elzemdir. Kaza raporunda ihmal, teknik
arıza, aşırı yoğun trafik, kılavuz kaptan kullanılmaması, boğazların
coğrafik özellikleri, hava durumu gibi etkenlerin kazanın oluşturmasına olan
etkileri açıklanması ve kaza raporunun sunularak dağıtılması Türk Boğazlar
Politikasının dünyaya iyi tanıtılması yolunda çok büyük ölçekte katkı
yapacaktır. Uluslararası toplantılar bu iş için son derece
uygundur.Özellikle MAIIF (Deniz kaza araştırma uzmanları uluslar arası
forumu) ve IMO ile benzer güvenlik amaçlı toplantılar ülkemizin her zamanki
tezi olan kaza tehlikesi ve riskin anlatılması için dünyadaki en uygun
platformlardır. Bu nedenle bu ve benzer “güvenlik” amaçlı toplantılarda
mutlaka boğazlar ve kazalar konulu geniş sunumlar yapılmalı, boğazlarda
artan trafiğin ne kadar büyük bir risk oluşturduğu film ve resimlerin de
yardımı ile dramatik olarak vurgulanmalı, olan kazaların araştırma raporları
açıklanmalı, ulusal tezimiz savunulmalıdır.Ayrıca kaza araştırmaları ile
ilgili sunumların tüm katılımcı ülkelere dağıtılması, yaratılan etkinin daha
da kalıcı olması açısından çok faydalı olacaktır.Ancak yukarıda da
belirtildiği gibi, istenen etki ancak teknik ve bilimsel yapılmış kaza
araştırmaları ile sağlanacaktır. Çünkü bu durumda hiçbir ülke veya grup,
bilimsel gerçeklere karşı çıkamayacaktır.
Kaza araştırmasından istenilen sonucun
alınması için yapılanmanın kaza yerine hızlı intikali sağlayacak şekilde
oluşturulması gereklidir.Hızlı intikal için de oluşan kazaların hızla
öğrenilmesi gereklidir.Bunun için de hem gemi ilgililerine bildirim
zorunluğu getirilmeli, aksi halde yaptırım uygulanmalı, hem de
karasularımızdaki kazalar için arama kurtarma merkezleri ile kaza
araştırmaları birimi arasında direk bağlantı tesis edilmelidir. İngiltere
kaza araştırmaları kurumu (MAIB) kaza ihbarlarının % 98 ini deniz güvenliği
kuruluşundan (MCA) almaktadır.
Yurt dışında Türk bayraklı bir gemide kaza
olması halinde öncelikle, derhal kazanın oluştuğu ülke ile en hızlı yöntemle
temasa geçilmeli ve o ülkenin oluşan kazayı inceleyip incelemeyeceği
sorulmalıdır. Aynı şekilde eğer kazada başka bir gemi de yer almışsa o
geminin bayrak otoritesi ile de derhal temas edilmeli ve bu şekilde
ülkelerden biri baş araştırmacı ülke olacak şekilde bir yapılanma teşkil
edilmelidir.Eğer kazanın oluştuğu ülke kazayı araştırmayı kabul ederse
genellikle lider araştırmacı ülke, kazanın oluştuğu ülke olmaktadır.Bu
durumda bayrak devleti sadece bir katılımcı göndermekte ve ortak kanıt
toplanmakta, veya kimse gönderilmeyip kanıtlar mümkün olduğunca armatör,
klas kuruluşu, P&I gibi diğer ilgililerden toplanmakta ve araştırmacı
devletten kaza inceleme dosyasının bir kopyası istenmektedir. Yurt dışında
olan kazalarda eğer kazanın oluştuğu devlet kaza araştırmaları yapmıyorsa,
kaza araştırması için ekip gönderilip gönderilmemesi ülkenin yapılanmasına
ve kazanın ciddiyetine bağlıdır.Genellikle çok ciddi kazalarda ( 3 kişiden
fazla ölümlü kaza, geminin batması, önemli miktarda maddi hasar veya büyük
çevre kirliliği) bayrak devletinden ekip yollanmaktadır. Daha basit
nitelikli kazalarda uzaktan delil toplanarak araştırma yapılmaktadır.Ancak
bütçesi ve imkanları geniş olan ve olaya ciddi eğilen ülkeler daha basit
nitelikli kazalarda dahi uzman görevlendirerek delil toplamakta ve araştırma
yapmaktadır. Kaza açık denizde oluşmuş ise kazaya karışan diğer
gemi/araçların bayrak idaresi ile temas kurulmakta ve taraflardan birinin
liderliğinde kaza araştırılmaktadır. Bu araştırma, kazanın ciddiyetine göre
ya kazadan sonra ilk uygun limanda gemiye giderek veya uzaktan delil
toplanarak ve ortak çalışma ile yapılmaktadır.
Kaza araştırması ve analizi tamamlandıktan
sonra rapor hazırlanmalı, hazırlanmış rapor görüşler için raporun
ilgililerine (bayrak devleti, sahil devleti, armatör vs. gönderilmeli,
muhtemel görüşler için 1-2 ay gibi makul bir süre beklenmeli, bu arada
rapor, kurumun hukuk danışmanları tarafından kanuni bir suçlama veya
sorumluluk yaratmadığının temini açısından incelenmelidir. Raporun sonuna
kazadan çıkartılan dersler ve tekrarlarının önlenmesi için tavsiyeler
sıralanmalı, bu dersler ve tavsiyeler bir özet ve genelge şeklinde konu ile
ilgili tüm kurum ve kuruluşlara bildirilmelidir. Türk bayraklı gemilerin
ciddi ve çok ciddi kaza araştırmaları sonucunun IMO ya bildirimi
şarttır.Ülkemiz sorumluluk sahasında oluşan ve yabancı bayraklı gemilerin
karıştığı kazaların raporları İngilizce’ye tercüme edilmeli ve hem IMO ya
hem de geminin bayrak devletine gönderilmelidir.Ayrıca kaza araştırma
raporlarının Türkçe ve İngilizce olarak İnternet’ten yayınlanması da
denizcilik sektörünün rapora kolay ulaşımı ve bilgilenmesi açısından çok
faydalı olacaktır.
Ülkemizde en kısa sürede başlaması beklenen ve
son hazırlık çalışmaları yapılan deniz kazaları araştırmaları, uluslar arası
hukuka uyum yolunda atacağımız çok önemli bir adım, ülkemizin prestijini
yükseltecek bir uygulama ve gemilerde denizde can ve mal güvenliğini daha
üst seviyelere taşımamız için bir gelişme olacaktır.Dünyada güvenlik
bilinci, ancak gelişmiş ülkelerde üst seviyededir.Başka bir deyişle,
dünyanın teknolojik gelişmeyi yakalamış tüm ülkelerine bakıldığında güvenlik
bilincinin üst seviyede olduğu görülmektedir. Bu nedenle kaza
araştırmalarının yapılması, ulusal gelişmemiz ve çağdaş medeniyetle birlikte
hareketimiz yolunda çok önemli bir ilerleme olacaktır.
| Bu Yazıya Yorumunuzu
Ekleyebilirsiniz... |
|
|
|
[documents/YORUM/C_Yalcin_2003_12_20_DenizKazalari_sonuclar.htm] |
Yazarın Diğer Yazıları
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit
Yalçın 2004
|