Teknik Bakış................................................................09  Eylül 2004

Yüzyılın En Önemli Tehdidi

Cahit Yalçın

Dünya denizcilik endüstrisinin bu yüzyıl karşılaşacağı en büyük tehdit sizce nedir? Batan, yanan veya kaybolan gemiler mi? Korsanlık mı ? Tanker kazaları mı? Yüzyılımızın en büyük tehdidi bunlardan hiç birisi değil. Tehdit, 1 damla suyun içinde gizli.

 Problem: 

Tüm dünya denizlerinde, minik deniz canlıları gemilerin ballast suları ile her tarafa bedava yolculuk yapıyor, kaçak yolcular gibi gizlenerek gittikleri yeni ortamlarda yaşamaya çalışıyorlar. Boşaltıldıkları yeni ortamlarda, eğer doğal düşmanları yoksa bölgeyi istila ediyorlar ve bölgenin ekosistemini ciddi bir biçimde bozuyorlar. Tüm yörenin balıkçılık gibi ekonomik faaliyetlerini sekteye uğratıyor, insanlarda hastalıklara hatta ölümlere yol açıyorlar. 

  Ballast suları ile taşınan istila edici deniz canlılarının doğal ekosisteme verdiği zararlar, günümüzde dünya okyanusları ve denizlerinin;  

  1. kara kaynaklı deniz kirlenmesi,

  2. yaşayan deniz kaynaklarının aşırı miktarda tüketilmesi ve,

  3. kıyı ile deniz canlılarının fiziksel değişimi ve yok edilmesi

 

problemleri ile birlikte en büyük ilk dört tehdit arasında sayılıyor.

 

 

Ballast suyu, gemi dengesi ve ağırlık yapması için gemilerin tanklarında taşınması mecburi olan sudur. Gemiler, yük taşımadıkları zamanlarda pervanenin daha çok suya girmesi, geminin suya biraz daha batırılarak dengesinin sağlanması ve gemi yapı elemanlarına binen stresin azaltılması gibi amaçlar ile ballast taşırlar. Ballast olarak, eskiden kum, taş veya metal kullanılmıştır. Günümüzde ise geminin dip kısmındaki ve yan taraflardaki tanklara alınan deniz suyu kullanılır. Yükünü boşaltan gemi, pompalar ile denizden çektiği deniz suyunu tanklarına doldurur. Seyir sonunda gittiği limanda yükleme yaparken de taşıdığı deniz suyunu denize geri bırakır. İki liman arasında bazen binlerce mil mesafe olabilir. 200 bin tonluk bir gemi, her seferinde yaklaşık 60 bin ton ballast suyu taşır.

 

Problem, geminin ballast olarak aldığı suda istenmeyen deniz organizmaları olduğunda başlamaktadır. Bu organizmalar bakteriler, mikroplar, plankton türleri, küçük omurgasızlar, sporlar, yumurtalar veya daha büyük türlerin larvaları şeklinde olabilir. Tür transferinin risk faktörü, deniz canlılarının hemen tüm türlerinin hayat çevrimlerinin başında plankton şeklinde olmaları yüzünden artıyor. Böylece, hayatlarının ileriki evrelerinde büyük olan veya deniz dibine yapışan canlılar da gemilerin ballast alım devrelerinden ve pompalarından rahatlıkla geçebilerek her tarafa yayılabiliyor. Dünyada her gün yaklaşık 7000 ayrı canlı türünün ballast suları ile yer değiştirdiği tahmin ediliyor.

Gemi tanklarına alınan canlılardan birçoğu, daha alım sırasında veya sefer sırasında ölüyorlar. Tankta hayatta kalanların da çoğu, boşaltıldıkları ortamlardaki tuzluluk, sıcaklık, yoğunluk gibi faktörler sebebi ile yaşayamıyor. Ancak bazı durumlarda, bazı türler yaşamayı, hatta koloniler oluşturmayı başarabiliyor, ciddi tehdit haline gelebiliyorlar.

 Tehdit:

Tehditler üç ana kategoriye ayrılıyor: 

  • Ekolojik: İşgalci türlerin, doğal türlerin biyolojik çeşitliği ve ekolojik dağılımlarını etkileyip azalttığı durumlardır. Yapılan çalışmalar her hafta, hatta bazen her gün, yayılımcı türlerin dünyada bir bölgeyi işgal ettiğini göstermektedir.

  • Ekonomik: Balık kaynakları, kıyı endüstrisi, turizm ve diğer ticari aktivitelerin işgalci türlerce sekteye uğratılması halidir. ABD’de yapılan araştırmalar, işgalci türlerin sadece bu ülke içindeki ekonomik kaynaklara 138 milyar dolardan fazla zarar oluşturduğunu göstermektedir.

  • İnsan sağlığı: Toksik organizmalar, hastalık mikropları ve patojenlerin ballast suları ile yayılarak insanlarda hastalık ve hatta ölüme sebep olmasıdır.

Dünyada, yukarıda açıklanan üç tür tehdidi çok ciddi şekilde oluşturan yüzlerce tür işgalci deniz canlısı tespit edilmiştir. En göze çarpan örneklerden sadece birkaçı şunlardır. 

Avrupa Zebra midyesi (Dreissena polymorpha) : Kuzey Amerika  Büyük Göller yöresine taşınmış, tüm iç su yollarının % 40 ını istila etmiştir. Su kenarlarındaki birçok endüstri tesisinin soğutma suyu devrelerini tıkamış, 11 yılda 1 milyar dolarlık masrafa yol açmıştır.

 

Kuzey Pasifik Denizyıldızı: (Asterias Amurensis): Güney Avustralya’ya taşınmıştır. Obur bir avcı olan bu tür, ticari midye ve istiridye yataklarında büyük zararlara yol açmaktadır.Çok hızlı üremesi yüzünden sadece Tasmanya’nın bir nehir yatağında yaklaşık 30 milyon bireylik yoğunluklara ulaşmıştır. Bu yoğunluk, türün kendi doğal ortamında yapılan araştırmalarda ölçülen yoğunluklardan fazladır.

 

 

Toksik dinoflagellates: Ülkemiz suları da dahil olmak üzere dünya çevresindeki bir çok yere ballast suları ile yayılmıştır. Uygun koşullarda bu mikro alg “kızıl kuşaklar” oluşturacak şekilde çoğalmaktadır. İstiridye ve midye gibi filtre beslenme şeklinde beslenen kabuklulara bulaştığında zehir salgılamakta, bu midye ve istiridyeyi yiyen insanlarda da felç veya ölümlere sebep olmaktadır.

 

Ülkemiz denizlerinde de zaman zaman görülen yayılmacı toksik alg  kolonisi

 

  Kolera mikrobu (Vibrio Cholera): 1991 yılında, Peru’nun üç ana liman kentinde aynı anda başlayan kolera salgını, tüm Güney Amerika’yı süpürmüş, bir milyondan fazla kişi hastalanmış ve ve 1994 yılına kadar on binden fazla insanı öldürmüştür. Güney Amerika’yı kasıp kavuran bu kolera türü, daha önceden sadece Bengladeş’te görülmüştü. Bu salgının, mikrobun direk ballast suları ile taşınması ile başladığı tespit edilmiştir. 

 

 

  Kuzey Amerikan Deniz anası (Mnemiopsis leidyi) : Amerikanın doğu kıyılarından Karadeniz’e ve Azov denizine taşınmış, hızla üreyip yerel zooplanktonlar ile aşırı şekilde beslenerek besin zincirini bozmuş ve Karadeniz’deki balık stoklarının 1990 lardan itibaren çöküşüne büyük ölçüde etkide bulunmuştur. Ülkemizde ve tüm Karadeniz çanağında çok büyük ölçekli ekonomik zararlara yol açmış, şimdi de Hazar Denizini tehdit etmektedir.

 

 

Özellikle son 20-30 yılda dünya deniz ticaretinin ve dolayısı ile ticaret filosunun aşırı büyümesi ile yılda yaklaşık 10 milyar ton deniz suyunun ballast olarak taşınarak yer değiştirdiği ve deniz ticaretinin de halen artmaya devam ettiği göz önüne alındığında, problemin hala tepe noktalarına ulaşmadığı belli olmaktadır.

 

Mücadele

 

         Bu küresel tehdide ve yayılan organizmaların yok edici etkilerine karşı, 1988 yılından beri konu ile uğraşan Birleşmiş Milletler Uluslar arası Denizcilik Teşkilatı (IMO), öncelikle konu hakkında birçok tavsiye niteliğinde karar aldı. Problemin büyüklüğü ve mücadele yöntemlerinin şekli konusundaki tartışmalar sebebi ile çok şiddetli tartışmalar yaşandı. Amaç, bulunan çözümün güvenli, çevresel olarak kabul edilebilir, ekonomik ve fonksiyonel olması idi. Özellikle masraflar konusunda, dünya deniz ticaretinden pay alan ABD, Almanya, İngiltere gibi ülkeler, organizmaların gemilerde yönetimi için gerekli önlemlerin alınmasını ister, yani topu gemi sahiplerine atarken, büyük deniz ticaret filolarına sahip olan Panama, Liberya, Malta, Yunanistan gibi ülkeler de limanlarda ballast alım tesisleri kurulması için mücadele verdiler yani onlar da topu, ticareti fazla olan ülkelere attı. Sonunda yıllar süren tartışma ve diplomatik toplantılardan sonra  IMO, Şubat 2004’te Ballast Sözleşmesini kabul etti. Sözleşme, dünya deniz ticaret tonajının en az % 35 ini oluşturan en az 30 ülkenin onaylamasının ardından yürürlüğe girecek. Sözleşme hükümlerine göre tüm gemiler, bir plan dahilinde taşıdıkları ballast sularının gittikleri limanlara tehdit olmaması için gerekli tedbirleri alacaklar. Bu tedbirler, ozon, ultraviyole ışın kullanımı, elektrik akımı ve ısı yöntemleri veya kimyasal maddeler ve ilaçlar kullanılarak organizmaların öldürülmesi,  filtrasyon, seperasyon, sterilizasyon gibi mekanik tedbirler, ballast suyunun komple değiştirilmesi, ballastın doğrudan denize değil de alım tesislerine boşaltılması gibi standartları saptanmış yöntemler ile ballast yönetimini içeriyor. Sözleşme, başta yeni gemiler için geçerli olacak,  mevcut gemiler de aynı kurallara belli bir geçiş süreci sonunda uyacaklar. Sözleşmede ayrıca imzacı ülkeler, sözleşmede uygun görülen ek önlemleri de alma konusunda opsiyon sahibi durumdalar.

 

Sözleşme dışında, gemi ilgilileri veya liman devleti tarafından alınabilecek önlemler de genel başlıklar halinde aşağıdaki şekilde sayılabilir:

 

 Gemi ilgililerince alınabilecek önlemler:

  • Gemi personeline konu ve tehdit hakkında eğitim vermek,

  • Risk oluşturduğu bilinen yerlerde, bölgelerde  ve zamanlarda balast almaktan kaçınmak veya minimize etmek,

  • Balast tanklarını tortusuz durumda bulundurmak,

  • Güvenli ve uygulanabilir olduğu ölçüde denizde iken balast değişimi yapmak,

  • Gemi balast yönetim planı taşımak ve içeriğini uygulamak,

  • Balast kayıt jurnali tutmak ve rapor formlarını liman devleti otoritelerine vermek,

  • Liman devletinin kurallarına uymak.

 

Liman devleti tarafından alınabilecek önlemler:

  • Ülkede konu ile ilgili otoriteyi tespit etmek ve ulusal bir görev birimi oluşturmak,

  • Kamuoyu bilincini arttıracak kampanyalar düzenlemek,

  • Limanlara gelen gemilerden rapor istemek ve ulusal bir bilgi sistemi oluşturmak,

  • Her bir liman için risk değerlendirmeleri yapmak,

  • Liman ve kıyı sularında biyolojik araştırmalar yapmak, durumu devamlı gözlem altında bulundurmak, zararlı veya doğal olmayan türlerin tespiti durumunda denizcilik sektörünü alarma geçirmek,

  • Uygulanabilir ve ekonomik olduğu sürece limanlarda ballast alım ve ıslah tesisleri kurmak.

 Tehdit ve ballast sözleşmesinin hükümleri konusunda daha detaylı teknik bilgi, www.imo.org ve http://globallast.imo.org   web adreslerinden bulunabilir. Balast sözleşmesi ile ilgili daha geniş bilgi, bu köşede ileride verilecektir.

 

Bu Yazıya Yorumunuzu Ekleyebilirsiniz...
s-form-fields="YORUM ISIM " u-confirmation-url="onay.htm" U-File="YORUM/C_YALCIN_09_09_2004_Yuzyilin_En_Onemli_Tehdidi_YORUM.htm" S-Format="HTML/DL" startspan S-Email-Address="admin@turkishpilots.org" S-Email-Format="TEXT/PRE" -->

Adınız-Soyadınız:


[documents/YORUM/C_YALCIN_09_09_2004_Yuzyilin_En_Onemli_Tehdidi_YORUM.htm] 

Yazarın Diğer Yazıları

Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.© Cahit Yalçın 2004

 

 


 

 

 

 

 Hit Counter