|
IMO’DAKİ MSC 71 TOPLANTILARI
Cahit
İSTİKBAL
MSC (Deniz Güvenliği Komitesi) 71.
Dönem toplantısı 19 Mayıs 1999 Çarşamba günü Genel
 |
|
Çalışma Grubu Mola anından bir kesit: Cahit İSTİKBAL, Nilüfer
ORAL, Geoffrey J. TAYLOR (IMPA) |
Sekreter O’Neill in açış konuşmasıyla
0930 da başladı. Daha sonra oturum Başkanı Giuliano Pattofatto
yöneticiliğinde gündem maddelerine geçildi. Sırasıyla gündem
maddeleriyle ilgili çalışma grupları oluşturuldu. Bunlar STCW, Bulk
Carrier Safety, Korsanlığın Önlenmesi, İnsan Unsurunun Rolü
konularında oluşturuldu. Türk Boğazları 22. Gündem maddesi olarak
öğleden sonraki oturumda sırayı aldı.
IMO MSC Toplantılarında genel olarakşu
sıra izleniyor:
-
İlk gün genel kurulda
gündem okunuyor, gündemle ilgili kısa sunuş konuşmaları yapılıyor,
ayrıntıları görüşmek için çalışma grupları oluşturuluyor. İsteyen
ülkeler ve organizasyonlar kendilerini yazdırarak bu çalışma
gruplarına katılabiliyorlar.
-
Çalışma grupları ayrı
salonlara geçiyorlar ve sadece kendi konuları ile ilgili
müzakereleri yapıyorlar. Sonuçta bir rapor ortaya çıkıyor, bunu
genel kurula sunuyorlar.
-
Genel kurulda rapor
okunarak son sözler dinleniyor, sonra MSC raporuna geçiriliyor.
MSC 71/22/8 no.lu kağıdı sunan IMPA,
IFSMA ve IAIN adına IAIN (Uluslar arası Seyir Enstitüleri Birliği)
temsilcisi kağıdın sunuşunu yaptı. Bu kağıtta Türk Boğazlarında
kılavuz kaptan alma oranının az olduğu, IMO nun bu konudaki
tavsiyesini yenilemesinin yararlı olabileceği, ayrıca TUBRAP
sistemine katılımın artmasının da trafiğin daha iyi
yönetilebilmesini sağlayacağı belirtiliyor ayrıca Türk Boğazları
için IMO gündemine yeni bir güvenlik unsuru “Active Escort Towage”
(Aktif Eskort Yadekleme) getiriliyordu. Kağıdın en hassas noktası
ise “Türk Boğazlarının bütün gemilerin TSS e uyamadığı dar ve
dönüşlü kesimlerinde Colreg Kural 10 dışında başka rotalandırma
sistemlerinin uygulanmasının uygun olabileceği” belirtilerek bu
bölgeler için yine Ships’ Routeing içinde bir sistem olan “two-way
routes” öneriliyordu.Bu kağıt daha sonra çalışma grubunda da temel
olarak alındığı için nelerden bahsedildiğini ayrıntılı olarak
incelemekte fayda var.
MSC 71/22/8 No. lu kağıt şu konuları
içeriyordu:
-
Türk Boğazları’nın
Türkiye için hayati önemde olduğu, İstanbul Boğazı’nın 10
milyonluk nüfusu barındıran ve UNESCO tarafından korunmaya alınmış
bir şehrin ortasından geçtiği vurgulanıyor. (Madde 4)
-
1994 te IMO nun
benimsemesi ile yürürlüğe giren rotalandırma sisteminin gayet
güzel işlediği, bundan sonra kazaların azaldığı ve çok
gerekmedikçe bu sisteme dokunulmaması gerektiği vurgulanıyor
(Madde 5)
-
Türkiye’nin halen VTS
kurmak ve Kılavuzluk İstasyonlarının yerini değiştirmek gibi
iyileştirme çalıştırmaları yapmakta olduğu belirtiliyor. (Madde 6)
-
TUBRAP sistemine bütün
gemilerin uyması gerektiğine işaret ediliyor. (Madde 14)
-
Geçen gemilerin ancak %40
ının kılavuz kaptan aldığına, oysa güvenliğe en önemli katkının ve
trafik akışının etkinleştirilmesinin ancak bütün gemilerin kılavuz
kaptan almasıyla sağlanacağına değiniliyor. (Madde 15)
-
Bir kazanın felket
boyutlarında olabileceği ve bazı bölgelerde büyük gemilerin eskort
römorkörü almasının uygun olacağı belirtiliyor. (Madde 16) 1996
yılında geçen gemilerden 7236 tanesinin 150 metreden büyük olduğu
dolayısı ile TSS e bazı bölgelerde uyamayan gemilerin adedinin
çokluğu vurgulanarak yeni kurala göre TSS in bütün gemilerin
uyacağı şekilde dizayn edilmeleri gerektiğine atıfta bulunuluyor.
(Madde 7-8-9)
-
TSS e uyamayan 150 m den
büyük bazı gemiler için trafiğin tek yönlü kapatılması
gerçekleşirken uyamayan bir kısım yine 150 m den büyük gemi
geçişlerinde ise trafiğin kapatılmadığına işaret ediliyor. Oysa
onlar da TSS e uyamıyorlar, Kural 10 a uyamıyorlar,trafik o zaman
kapatılmıyor, demek ki hiç kapatılmasa da olacak, demeye
getiriliyor. (Madde 10)
-
IMO nun benimsediği diğer
hiçbir TSS de trafiğin bu kadar sık kapatılmasının söz konusu
olmadığı belirtilerek, sık sık kural 10 dan kural 9 a
geçmenin TSS i kullanan gemilerde “belirsizlik”
yaratabileceği iddia ediliyor. (Madde 11)
-
İstanbul ve Çanakkale
Boğazları’nın dar ve keskin dönüşlü bölgelerinde iki yönlü TSS
yerine daha uygun bir rotalandırma sisteminin IMO nun
benimsemesiyle uygulamaya konulması öneriliyor (Madde 12 ve 13)
Daha sonra Türkiye adına
Dışişleri temsilcisi Haydar Berk MSC 71/22/9 ve MSC 71/22/11
inf sayılı Türkiye’nin kağıtlarını sundu. MSC 71/22/9 no. lu kağıt
IMPA, IFSMA ve IAIN tarafından sunulan MSC 71/22/8 no. lu kağıda
cevap niteliğinde bir “action paper” idi ve şu görüşlere yer
veriliyordu:
-
Türk Boğazları’nın
güvenliği hem Türkiye hem de uluslar arası denizcilik camiası için
hayati öneme sahiptir.
-
Rotalandırma konusunda 6
ncı kısıma eklenen yeni paragrafın başka uygulama alanı
olmadığından doğrudan Türk Boğazları’nı hedef almaktadır.
-
Gecikmelerin Kural10
uygulanarak trafiğin kapatılması yüzünden olduğu düşünülüyor, bu
yüzden Kural 9 sürekli olmak kaydıyla geçerli kılınarak trafiğin
daha hızlı akması ve beklemelerden doğan masrafların azalması
amaçlanmaktadır.
-
COLREG Kural 9 boğazlarda güvenliği sağlamak için yeterli
değildir. Dar yerlerde karşılaşan 200 m. Den büyük iki gemi Kural
9 u uygulamaya kalkarlarsa büyük olasılıkla çatışacaklardır.
Geçidin darlığı ve kuvvetli akıntı da büyük gemilerin bu geçişini
kesinlikle tehlikeli hale getirecektir.
-
Geçen gemilerin büyük çoğunluğu 150
metreden küçüktür ve sadece %3.95 i 200 metreden büyüktür, geçen
gemilerin büyük çoğunluğu TSS den faydalanmaktadırlar ve bu sistem
güvenli olduğunu kazaların azalması ile kanıtlamış bulunmaktadır.
-
Kural 10 un bazı bölgelerde kaldırılmak istenmesinin
nedeni ekonomiktir, oysa ekonomik gerekçeler güvenlik ve deniz
çevresinin korunması kavramlarının önüne geçemez.
-
Türkiye TUBRAP sistemini
getirdi ancak geçen gemilerin ancak %50 si buna uyuyor.
-
Kılavuz kaptan alınmasını
IMO kuvvetle öneriyor, ancak İstanbul Boğazında tüm gemilerin
ancak %38 i, Çanakkale Boğazında da ancak %30 u kılavuz kaptan
alıyor. Halbuki İstanbul Boğazından geçen 150 metreden büyük
gemilerin %91 i kılavuz kaptan almaktadır. Büyük gemi kaptanları
boğazda seyrin güçlüğünün demek ki bilincindeler.
-
Başarısını kanıtlamış
olan halihazır TSS e dokunulması doğru olmayacaktır.
Bu kağıtta “action” olarak da genel
kurulun bu görüşleri dikkate alması ve kayda geçirmesi isteniyordu.
Türkiye’nin sunduğu
ikinci kağıt olan MSC 71/22/11.inf kağıdı ise bir bilgi kağıdı (information
paper) idi ve Türk Boğazlarındaki kirliliğin çevresel boyutlarını ve
deniz canlılarının türlerindeki azalmayı anlatıyordu.
Daha sonra ABD adına heyet başkanı
Angelo söz aldı ve özetle şunları söyledi:
“1994 Yılında bu komite Türk
Boğazlarında bir güvenlik sorunu olduğunu kabul ederek 63.
oturumunda TSS leri ve ekli Kural ve Tavsiyeler’i onayladı. Şimdi
beş yıl sonra buradayız ve geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki
Türk Boğazları konusunda iki kesin gelişme olmuş: Bunlardan
birincisi 1994 ten beri kaza sayısında görülen on kat düşüştür. Öyle
sanıyorum ki bu güvenlik konseyi bununla gurur duymalıdır. İkinci
önemli gelişme ise şudur: yine 1994 ten beri bu komite Türk
Boğazları ile ilgili tartışmalar yapıyor. Bu tartışmalar her şey
üzerinde yoğunlaşıyor ancak bir şey hariç: güvenlik. Öyle sanıyorum
ki bu da bu güvenlik konseyinin pek gurur duyabileceği bir şey
değildir.”
Angelo daha sonra MSC 70 te
hazırlamakta olduğu raporu tamamlayamamış olan Rotalandırma Çalışma
Grubu’ndan hazırlamakta olduğu raporu, bu toplantı için sunulan
kağıtları ve Türkiye’nin sunduğu ilave bilgileri de dikkate alarak
sonuçlandırılmasını istemeyi önerdi. Ayrıca mevcut sistemin
güvenliğe ve deniz çevresiin korunmasına getirdiği avantajları da
değerlendirerek, her önerinin artısının ve eksisinin çalışma
grubunca ortaya konulmasını ve genel kurulun da bu verilere göre
hareket etmesini tavsiye etti.
Angelo kurulacak modern bir VTS
sisteminin Türk Boğazlarında güvenliğe büyük oranda bir katkı
sağlayacağına inandığını ve bunun şu anda gündemde olan uygulamadan
doğan pek çok soruna da çözüm sağlayacağını
sözlerine ekledi.
Amerikan heyetinin bu önerileri bütün
ülkeler tarafından kabul edildi. Çalışma grubunun Perşembe sabahı
çalışmalarına başlaması kararlaştırıldı.
Rotalandırma Çalışma Grubu, 20 Mayıs
1999 Perşembe sabahı 0900 da kendisine ayrılan IMO nun 3 numaralı
salonunda Kaptan J.N.F.Lemeijer (Hollanda) başkanlığında
çalışmalarına başladı. Çalışma Grubundaki Türk Heyeti aşağıdaki 8
kişiden oluşturuldu:
|
TEMSİLCİ
|
TEMSİL ETTİĞİ KURUM
|
|
Mehmet HATİP
|
Denizcilik Müsteşarlığı
|
|
Ersin ERÇİN
|
Dışişleri BAKANLIĞI
|
|
Aykut EROL
|
Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği
|
|
Cahit İSTİKBAL
|
Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği
|
|
Saim OĞUZÜLGEN
|
Türkiye Denizcilik İşletmeleri
|
|
Hüseyin ERTAN
|
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı
|
|
Kemal BATTAL
|
Genelkurmay Başkanlığı
|
Ayrıca Türkiye’nin IMO daimi temsilcisi
Mithat RENDE ile Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Haydar BERK de
çalışma grubu toplantılarına zaman zaman katıldılar.
Rotalandırma grubuna ayrıca şu ülkeler
temsilcileri ile katıldılar:
BULGARİSTAN
G.KIBRIS
FRANSA
ALMANYA
YUNANİSTAN
JAPONYA
NAMİBYA
HOLLANDA
NORVEÇ
PANAMA
POLONYA
ROMANYA
RUSYA FEDERASYONU
GÜNEY AFRİKA
UKRAYNA
İNGİLTERE
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ
Aşağıdaki Uluslararası
Organizasyonlar ise danışman statüsünde çalışmalara katıldılar. (Bu
danışman organizasyonlar her konuda diledikleri zaman söz alıp
açıklama yapabiliyorlar ancak oylamalarda oy hakları bulunmuyor. Oy
hakkı sadece ülkelere veriliyor.)
ULUSLARARASI KILAVUZ KAPTANLAR BİRLİĞİ
(IMPA) (Kapt. Geoffrey TAYLOR Katıldı)
ULUSLARARASI SEYİR ENSTİTÜLERİ BİRLİĞİ
(IAIN)
ULUSLARARASI GEMİ KAPTANLARI
FEDERASYONU (IFSMA)
ULUSLARARASI DENİZ TİCARET ODASI (ICS)
PETROL ŞİRKETLERİ
ULUSLARARSI DENİZCİLİK FORUMU (OCIMF)
Çalışma grubu, NAV
44/14 (5 ve 7 no.lu ekler dahil) MSC 71/22 (Sekreterlik), MSC
71/22/8 (IMPA, IFSMA ve IAIN), MSC 71/22/9 (Türkiye) MSC71/INF.10(Türkiye)
ve MSC71/INF.11(Türkiye) no.lu kağıtlar ile Deniz Güvenliği
Komitesi’ne ve Seyir Güvenliği (NAV) alt komitesine sunulan ilgili
kağıtları da dikkate aldı.
Oturumun açılışında grubu yöneten
Kaptan Lemeijer, Gemi Rotalandırması hakıında Genel Hükümler Bölüm
3.4 te belirtildiği üzere bir rotalandırma sistemi ile ona ekli
“Kurallar ve Tavsiyeler” de dahil olmak üzere yapılacak her türlü
değişiklik ve eklemenin ilgili Sahil Devletinin onayını
gerektirdiğini hatırlatarak Çalışma Grubunun konular hakkında fikir
belirtirken politik tartışmalara girmemesi gerektiğinin ve Ulusal
nitelikteki “Türk Boğazlar Tüzüğü” nün burada tartışılmaması
gereğinin altını çizdi.
MSC 71 ilk günkü toplantısında çalışma
grubuna hangi konularda çalışma yapacağı konusunda görevlendirme
yapmıştı. Bu görev şu konuları içeriyordu:
-
Türk Boğazlarında
yürürlükte olan IMO “Seyir Kural ve Tavsiyeler” inin yeniden
gözden geçirilmesini de içerecek ayrıca seyir güvenliği ve deniz
çevresinin korunması konularını bütün yönleriyle dikkate alacak
şekilde ve hem bu oturumda, hem de daha önceki oturumlarda IMO’ya
sunulan ilgili bütün kağıtları da değerlendirerek yazılmakta olan
yeni raporu sonuçlandırmak;
-
Hem IFSMA,IAIN ve IMPA
tarafından verilen MSC 71/22/8 No.lu kağıdı hem de Türkiye
tarafından verilen MSC 71/22/9 No.lu kağıdı
değerlendirerek bugüne kadar Türk Boğazlarında uygulanan
IMO tarafından benimsenmiş sistem sayesinde ulaşılan güvenlik
düzeyi ile Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü Kural 9 ve/veya Kural
10 un bu bölgelerde uygulanması halinde ne gibi sonuçlar
doğacağını karşılaştırarak her bir önerinin artıları-eksileri
içeren teknik
çalışmayı hazırlamak,
-
Bu çalışmanın analizini
genel kurula sunmak.
Çalışma grubu zamanın büyük çoğunluğunu
bu artılar-eksiler tablosunun hazırlanması için
kullandı. Bu nedenle Türk Boğazları için yeni bir rapor
hazırlanması çalışmasını tamamlayamadı ve MSC 70/23/ek.1, 12 no.lu
taslak kağıt değişmedi.
Çalışma grubu yaptığı artılar-eksiler
çalışmasında şu tablo üzerinde mutabık kaldı:
ARTILAR-EKSİLER TABLOSU
|
ÖNERİ
|
ÖNERİNİN ARTILARI
|
ÖNERİNİN EKSİLERİ
|
|
Türk Boğazlarının dar ve keskin
dönüşlü yerlerinde büyük gemiler için “Aktif Eskort Yedekleme”
(örneğin Romorköre halat vererek) işleminin getirilmesinin
dikkate alınması.
|
-
Dümen dinletmede
yardımcı olur
-
Emercensi ve makine
arızası durumlarında durma mesafesini kısaltır
-
Akıntının olumsuz
etkilerini azaltır.
-
Geminin gitmesi
gereken trafik ayırım şeridinde kalmasında yardımcı olur.
-
Kaza durumunda
hasarın az olmasını sağlar.
|
-
Eskort Yedekleme
geçişi daha karmaşık hale getirir.
-
Oluşacak “karavan”
geminin “rota genişliği” ni arttırır.
-
Romorkörün zamanında
sağlanamaması durumunda sıkışıklığa neden olur.
|
|
İlgili bütün taraflar IMO’nun Türk
Boğazlarından geçen bütün gemilere kılavuz kaptan almaları
yolunda yaptığı “şiddetli tavsiye” yi daha çok dikkate almaya
çağrılmalıdırlar.
|
|
Not: Çalışma Grubunun Yunanistan ve
Güney Kıbrıs hariç tamamı, bunun bir eksi olamayacağı
düşüncesinde birleşmişlerdir.
|
|
Türk Boğazlarından geçmek isteyen
bütün gemilerin TUBRAP sistemi uyarınca önceden haber vermeleri
ve gerekli şekilde VHF dinlemesi yapmaları.
|
-
Eğer kılavuz kaptan
isteniyorsa bunun önceden ayarlanmasını sağlar
-
Eskort romörkör
isteniyorsa bunun önceden ayarlanmasını sağlar.
-
TUBRAP gereğince
bütün gemilerin önceden geçişlerini haber vermeleri Türk
Boğazlarında güvenliği arttırır.
|
(Bu eksi maddesi sadece Yunanistan
ve G.Kıbrıs’ın talebi ile eklenmiş, diğer ülkeler çıkartılmasını
istemişlerdir.)
|
|
İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın
dar ve keskin dönüşlü olan bölgelerinde Trafik Ayırım Şeritleri
yerine IMO tarafından benimsenmiş rotalandırma sistemleri tesis
edilmesi dikkate alınmalıdır, Türk Boğazları’nın diğer
kısımlarında Trafik Ayırım Şeması uygulanmaya devam edilebilir.
|
-
Gemilerin IMO
tarafından benimsenen rotalandırma sistemine bütünüyle
uyabilmeleri sağlanır.
-
Trafik tek
yönlü düzenlenip karşı yönden kapatıldığında Kural 10 dan
Kural 9 a geçilmesi gerekmez.
-
Rotalandırma sistemi
süreki biçimde kullanımda kalır öyle ki denizciler
haritalarındaki sistemi her durumda kullanabilirler.
-
İnsan Unsuru yönünden
bakıldığında, COLREG kurallarının uygulanmasını kolaylaştırır.
-
[Trafiğin
sınırlandırılmasını engeller ki bu da karaya oturma ya da
çatışma gibi tehlikeler yaratmaktadır]
Not: Çalışma Grubunun
çoğunluğu bu son maddenin öneriyle alakalı olmadığı
görüşündedirler.
Not: Türkiye bu
konudaki artıların hepsine itiraz etmiştir.
|
-
Halihazırda
yürürlükte olan rotalandırma sistemi 1994 ten beri başarısını
kanıtlamış ve kaza oranları önemli oranda düşmüştür.
-
Sistemin
elemanlarından herhangi birinde yapılacak bir değişiklik, bir
bütün halinde başarılı olan sistemin tümleşikliğini bozabilir.
-
[Türk
Boğazlarındaki rotalandırma sistemlerinin kısa mesafelerde
farklı sistemlere geçme şeklinde düzenlenmesi İnsan Unsuru ve
teknik yönlerden kargaşaya yol açar]
Not: Çalışma Grubu bu
konuda ikiye bölündü.
-
Şu anda uygulanmakta
olan dışındaki sistemler Türk Boğazlarında uygulanarak
başarısını kanıtlamış değillerdir.
-
[Trafik Ayırım
Şemalarının bazı bölümlerini değiştirmek, sürekliliği olan
trafik şeritlerinden yararlanmakta olan büyük çoğunluktaki
gemileri de bu olanaktan alıkoyacaktır.]
Not: Çalışma Grubu bu konuda ikiye bölündü.
Not: Çalışma Grubu bu
konuda ikiye bölündü.
Not: Çalışma Grubu bu
konuda ikiye bölündü.
Not: Çalışma Grubu bu
konuda ikiye bölündü.
|
Çalışma grubunda bu artılar-eksiler
tablosunun hazırlanması uzun tartışmalar sonucunda oldu. Dernek
temsilcilerimizin IMPA temsilcisi ile yaptığı görüşmeler sonucu IMPA
Türk Boğazlarındaki kılavuzlukla ilgili MSC 70 toplantıları
esnasında belirttiği görüşünü tekrarladı. IMPA temsilcisi genelde
Geoffrey J. TAYLOR’un yaptığı konuşmalar genelde
Türkiye nin tezlerini destekleyici nitelikte idi. Kılavuz
kaptan alma oranının düşük olduğunu ve bu oranın yükseltilerek bütün
gemilerin bu önemli güvenlik unsurundan faydalanmasının
sağlanmasının gerektiğini tekrarladı. Ayrıca “Aktif Eskort
Yedekleme” konusuna önem verdi ve bunun İstanbul Boğazı gibi dar ve
keskin dönüşleri olan bir yerde gemilerin manevrası için önemli bir
avantaj sağlayacağıını, ayrıca aktif eskort romörkörü ile yedeklenen
geminin kılavuz kaptan almak zorunluluğunun da doğacağını ve
böylelikle en yüksek güvenlikli geçişin sağlanabileceğini ifade
etti. Konu hakkında daha fazla bilgi talebi üzerine G.J.Taylor bu
romörkörler hakkında ayrıntılı bilgi verdi ve bunların özel
üretilmiş romorkörler olduğunu, geminin kıçından halat alarak ikinci
bir dümen işlevi gördüğünü anlattı.
IAIN (ULUSLARARASI SEYİR ENSTİTÜLERİ BİRLİĞİ) temsilcisi ise Trafik
Ayırım Şeritlerinin dar ve keskin dönüşlü yerlerde kaldırılarak
buralarda COLREG Kural 10 un sürekli şekilde geçerli kılınması
yolunda görüşlerini sürekli tekrarladı.
Dernek temsilcileri Kapt. Aykut Erol ve
Kapt. Cahit İstikbal teknik konularda bütün üyeleri aydınlatıcı
açıklamalarda bulundular ve artılar-eksiler tablosunun
hazırlanmasında ve genel politikanın teknik bazda belirlenmesinde
aktif katkıda bulundular. Çalışma Grubunda Türk heyetinin sözcüsü
Ersin Erçin idi. Ancak heyetin diğer üyeleri, Nilüfer Oral Cahit
İstikbal de gerektiğinde teknik konularda söz aldılar.
Çalışma Grubunda bazı ülkeler
–Yunanistan, Bulgaristan ve Rusya- Karadeniz’deki veya Marmara’daki
bir limandan kalkan ve Türk Boğazlarına varışı 24 saatten az zaman
alan gemilerin ilk TUBRAP raporunu vermelerinin imkansız olduğunu
belirttiler. Türkiye MSC 71 INF 10 ve MSC 71 INF 11 no.lu kağıtları
hakkında bilgi verdi. Bu bilgiler Türk Boğazlarının biyolojik
dönüşümü, ekolojik karakteristikleri ve çevresel sorunları ile
ilgiliydi. Çalışma grubu verilen bu bilgileri not etti.
Çalışma Grubu sonuç olarak şu görüşleri
MSC genel kuruluna iletme kararı aldı:
-
Büyük gemilerin İstanbul ve Çanakkale
Boğazları’nın dar ve keskin dönüşü olan yerlerinde
karşılaşmalarını engelleyebilmek için bu gemilerin geçişleri
esnasında trafiğin tek yönlü olarak düzenlenmesi gereği vardır.
-
Halen kılavuz kaptan almadan geçen
gemilerin geçişlerinde kılavuz kaptan almaları için daha fazla
teşvik edilmelidirler,
-
Halen gemi rapor sistemine (TUBRAP)
katılmayan gemilerin bu sisteme katılmalarını sağlamak için daha
kuvvetle teşvik edilmeleri gerekmektedir.
-
Türkiye, İstanbul Boğazı,
Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı için planladığı VTS sistemini
mümkün olan en kısa zamanda kurması için çabalarını sürdürmeye
teşvik edilmelidir.
Çalışma Grubu, yaptığı çalışmada
aşağıdaki gerçekleri gözönünde tuttuğunu da genel kurula bildirdi:
Halen uygulanmakta olan IMO
onaylı rotalandırma sistemi yeterli ve etkindir;
-
Türkiye halihazırdaki
IMO-onaylı rotalandırma sisteminde ve buna ilişik “IMO Kurallar ve
Tavsiyeleri” nde bir değişiklik talep etmemektedir.
-
Çalışma Grubu, yapılan
kapsamlı teknik tartışmalar sonucunda, yapılacak bir değişikliğin
Türk Boğazlarında güvenliğe kesin ve açık bir katkısının olacağı
sonucuna varmamıştır,
-
İlgili Sahil Devleti bir
değişiklik talebinde bulunmadığından, halihazırda yürürlükte olan
IMO-onaylı rotalandırma sisteminde bir değişiklik yapılması
konusunda bir anlaşmaya varılması konusunda ciddi bir gereklilik
yoakın gelecekte yoktur.
-
Gemi Rotalandırması
Hakkında Genel Hükümler Bölüm 3.4 te belirtildiği üzere bir
rotalandırma sisteminde IMO’nun değişiklik yapabilmesi için ilgili
Sahil Devleti’nin onayı gerekmektedir.
Çalışma Grubu’nun büyük
çoğunluğu bu konudaki görüşmelerin artık bitirilmesi gerektiği,
tarafların bütün enerji ve çabalarının Türk Boğazlarında TUBRAP
sisteminin tam ve etkin bir şekilde çalışması,
geçen bütün gemilerin kılavuz kaptan alması ve modern bir VTS
sisteminin en kısa zamanda kurulması üzerinde yoğunlaştırılması
konusunda fikir birliğine vardılar. Yunanistan ise bu görüşlere
katılmadı.
Çalışma grubu sonuç
olarak Deniz Güvenliği Komitesinden şunları yapması talebinde
bulundu:
-
Çalışma Grubu’nun
Türk Boğazlarında yürürlükteki “IMO Kural ve Tavsiyeleri” nin
yeniden gözden geçirilmesini de içeren seyir güvenliği ve deniz
çevresinin korunması konularında yeni bir rapor hazırlanması
konusunda bir gelişme sağlayamadığının kaydedilmesi.
-
Çalışma Grubu’nun
trafiğin tek yönlü olarak düzenlenmesi, kılavuzluk, TUBRAP ve VTS
konularında görüşlerinin kaydedilmesi.
-
Öneriler
doğrultusunda artılar-eksiler tablosunun hazırlanması konusunda
benimsenmiş olan usulün kaydedilmesi.
-
Artılar-eksiler
tablosunun kaydedilmesi.
-
Yukarıda belirtilen
“gözönünde tutulan gerçekler” konusunda Çalışma Grubu’nun büyük
çoğunluğunun fikir birliğine vardığının kaydedilmesi.
-
Raporu genel olarak
onaylayarak uygun kararların alınması.
Böylece Çalışma Grubu
bu çalışmasını 4 günlük müzakere sonucunda rapor haline getirdi.
Raporun diğer dillere çevrilerek son şeklini alması sekreterliğin
bir günlük çalışmasını gerektirdiğinden Deniz Güvenliği 71. Dönem
Genel Kurul’a getirilmesi ancak 27 Mayıs 1999 Perşembe günü oldu ve
gündem yoğun olduğundan ancak öğleden sonra görüşülebildi. Genel
kurul çalışma grubunun isteklerini onayladı, Türkiye’nin VTS
konusunda Komiteyi bilgilendirmeye devam etmesini istedi.
____________________________________________________________________________________
KULLANILAN
KISALTMALARIN AÇILIMLARI
IMO: International
Maritime Organization: Uluslararası Denizcilik Örgütü
MSC: Maritime Safety
Committee: Deniz Güvenliği Komitesi
COLREG: Collision
Regulations: Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü
TSS: Traffic Separation
Scheme: Trafik Ayırım Şeması
VTS: Vessel Traffic
Services: Gemi Trafik Hizmetleri
TUBRAP: Türk Boğazları
Rapor Sistemi
©1999
TUMPA
 |