|
Seyir Defteri
27 Mayıs 2003 |
|
VTS-Kılavuzluk
İlişkileri ve Kılavuz Kaptanın Rolü
(Yazarın IMPA'yı
temsilen katıldığı ve Ukrayna-Nikolayev'de 12-16 Mayıs 2003 Tarihlerinde
düzenlenen "Kılavuz Kaptanların ve VTS Operatörlerinin Eğitimi ve
Sertifikalandırılması" Konulu konferansta sunulmuştur) |
 |
|
Cahit İstikbal
|
Türk Boğazlarında hizmet veren bir kılavuz
kaptan olarak ve kılavuz kaptanların uluslararası kuruluşunun yönetim
kurulunda görev almış bir kişi olarak, güncel bir konu olması nedeniyle,
VTS-Kılavuzluk ilişkileri, VTS-Gemi arasında etkileşim, haberleşmenin önemi,
kılavuz kaptanların sahip olması gereken nitelikler üzerinde duracağım.
Sunum süresinde IMO, IALA, IMPA ve EMPA gibi uluslararası kuruluşların karar
ve tavsiyelerine de değineceğim.
Kılavuz kaptanlar, “Yüksek risk taşıyan deniz
alanlarında” güvenliği sağlayan esas unsurlardan birisidirler. Sahilde
konumlanan VTS sisteminden farklı olarak, kılavuz kaptanlar, görevlerini
bizzat hedef alanda, yani geminin köprüüstünde gerçekleştirirler, yani
olayın tam kalbinde görev yaparlar. Kılavuz kaptan, gemiyi hisseder; onun
denizle olan etkileşimini anlar, geminin köprüüstü ekibi ile göz-göze
iletişimde bulunur, geminin neler yapabileceğini ve muhtemelen neleri
yapamayacağını takdir edebilir. Kanımca kılavuz kaptanı, yüksek riskli deniz
alanlarında görev alan diğer unsurlardan farklı kılan en önemli yanı bu
durumudur. Bu ayrımı daha başlangıçta yapmak, öyle inanıyorum ki, her şeyden
önemlidir, çünkü eğer bunu yapmazsak, doğru yönde ilerleyemeyiz ve yüksek
riskli deniz alanlarında görev yapan farklı unsurların gereksinimleri ve
görevleri konusunda doğru bir değerlendirmede bulunamayız.
Kılavuz Kaptan ve Kılavuz Kaptanların Eğitimi
IMO Genel Sekreteri William O’Neil; kılavuz
kaptan ve kılavuzluğun esaslarını Honolulu’da yapılan 15. IMPA Kongresinde
şöyle ortaya koymuştu:
-
Dünyamızın uluslarının deniz güvenlik
gereksinimleri için yeterlikli ve iyi yönetilen kılavuzluk servisleri
olmalıdır.
-
Kılavuz Kaptanlar çok iyi yetişmiş ve
yeterliliklerini her zaman en üst düzeyde tutacak eğitim ve meslek içi
eğitim ile donatılmalıdırlar.
-
Güvenliğin en yüksek öncelikte olmasını ve
ticari kaygılardan etkilenmemeyi garanti edecek ulusal bir hukuk sistemi
yürürlükte olmalıdır.
Kılavuz Kaptanların eğitimi,
sertifikalandırılmaları ve çalışma usulleri ile ilgili temel uluslararası
belge, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) 1981 tarihli A.485(XII)
kodlu Kararıdır. Yakın tarihte bu Karar gözden geçirilmiş ve
güncelleştirilmiştir, ve Ocak 2002 ayında toplanan STW alt komitesinin 33.
Oturumunda da son halini almıştır. 2003 yılı sonundaki 23. Genel Kurul’da
yürürlüğe girecektir. Önceki Karar gibi, bu Karar da iki Ek’den
oluşmaktadır:
EK-I: Açık deniz kılavuz kaptanları dışındaki
kılavuz kaptanların eğitimleri ve sertifikalandırılmaları hakkında tavsiye;
EK-II: Açık deniz kılavuz kaptanları dışındaki
kılavuz kaptanların çalışma usulleri hakkında tavsiye.
Kılavuz kaptanların uluslararası organı
olarak, IMPA, bütün hükümetleri, denizcilik idarelerini, kılavuzluk
kuruluşlarını bu Kararın felsefesi ile uyumlu hale getirmeye
çağırmaktadır.Bu Karar, aslında Genel Sekreter O’Neil in yukarıda
özetlediğimiz konuşmasında özetlediği konuları içermektedir. Karardaki bazı
hususların burada altını çizmekte yarar görüyorum.
Bu Karar’da Uluslar arası Denizcilik Örgütü:
-
Kılavuz kaptanların deniz çevresinin
korunması ve deniz güvenliğinin arttırılmasında oynadıkları önemli rolü
onaylamaktadır;
-
Hükümetleri, güvenli ve etkin kılavuzluk
sistemlerini yönetebilecek yetkili kılavuzluk teşkilatlarının kurulması ve
sürdürülmesi konusunda çaba göstermeye davet etmektedir;
-
Yeterlik belgesi standartlarını yetkili
kılavuzluk teşkilatı’nın kararına bırakılmasını tavsiye etmekle birlikte,
bu standartların kılavuz kaptanların görevlerini etkin ve güvenli bir
şekilde yapabilmelerini sağlayacak derecede yüksek standartlar olması
gerektiği konusunda uyarmaktadır;
-
Meslek içi eğitime açık destek vermektedir;
-
Kılavuz kaptanlara yeterlik belgesi
verilmesi için bir müfredat tavsiyesi içermektedir;
-
Kılavuzluk süresince gemi kaptanının,
zabitlerin ve kılavuz kaptanın görevleri konusunda genel belirlemeler
yapmaktadır;
-
Hükümetlere, kılavuz kaptanların
kılavuzlayacakları gemide seyir veya çevre güvenliğini tehdit eder bir
unsur gözlemlemeleri halinde kılavuzlamayı reddetme hakkını vermelerini
tavsiye etmektedir.
VTS’nin Çalışması, Kılavuz Kaptanların Katkısı
ve İşbirliği İhtiyacı
Bir VTS’nin en önemli özelliği,
dinamik bir bilgi kaynağı olmasıdır. Her geminin
radar, ECDIS, VHF, seyir yayınları, limanlara girişlerle ilgili bilgileri
içeren kitaplar gibi kullanabileceği değişik bilgi kaynakları bulunur.
Bunların pek çok avantajları vardır ancak, radar ve ECDIS’I hariç tutarsak
hiçbirisi, en son bilgi ve haberleri güncelleştirme şansına sahip
değillerdir. Oysa bir VTS, görev sahasına giren deniz alanı için dinamik
bir bilgi kaynağıdır; en güncel ve güvenilir haberler ve seyirle ilgili
uyarıların alınabileceği bir bilgi kaynağıdır.
Bu bilgi, bölgede bulunan gemilerin konumları
ve tipleri, bölgede o an mevcut meteorolojik ve hidrolojik koşullar,
fenerler, ışıklı şamandıralar gibi seyir yardımcılarındaki arızalar gibi
önemli konuları içerebilir. AIS sisteminin devreye girmesiyle birlikte,
bütün bu dinamik bilgi ve uyarılar, bölgedeki bütün gemilerin kullanımına
açık olabilecektir, ve bu da, gerek VTS üzerindeki gerekse gemi üzerindeki
ses haberleşmesi yükünü ortadan kaldıracaktır. Yakın gelecekte VTS
sistemlerinin bugüne kıyasla “sessiz” hale geleceklerini söyleyebiliriz.
Pek çok ülkede, kılavuz kaptanlar, geminin
seyir güvenliğini sağlama görevine ek olarak, kılavuz kaptanlardan, gerek
kılavuzladıkları gemideki, gerekse civar gemilerde gördükleri eksik-hatalı
durumları ve deniz kirliliği olaylarını rapor etmeleri istenir. Örneğin,
1998 yılında revize edilen Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü’nde şu
hüküm yer almıştır:
“Kılavuz kaptanlar, kılavuzlamakta oldukları
gemilerde meydana gelen deniz kazalarını ve rotaları üzerinde seyir
güvenliği bakımından saptadıkları sakıncalı hususları, derhal Trafik Kontrol
İstasyonuna bildirecekler ve 24 saat içinde yazılı bir rapor vereceklerdir.”
Kılavuzluk ile VTS teşkilatlarının işbirliği
ve uyum içerisinde çalışmaları gerekir. Yukarıda belirtilen bunun nedeni
sayılabilecek örneklerden sadece bir tanesidir. Bu noktada, uyum ve
işbirliğinin kapsamının belirlenmesi amacıyla VTS’in verdiği hizmetlere kısa
bir göz atmak yararlı olacaktır.
VTS, yüksek rike sahip deniz alanlarında
kullanılan önemli unsurlardan bir diğeridir. IMO’nun A.857 (20) sayılı
Karar’ı, VTS Anahatları’nıu içerir. Bu Karar’a göre bir VTS’in vereceği
hizmetler şunladır:
-
Bilgi Hizmeti;
-
Seyir Yardımı Hizmeti;
-
Trafik Düzenleme Hizmeti.
Bilgi hizmeti, şu konuları içerebilir:
-
Konum raporları,
-
Diğer gemilerin adı ve manevra niyetleri;
-
Suyolu koşulları;
-
Hava durumu, tehlikeler ve geminin geçişini
etkileyebilecek herhangi diğer koşullar.
Seyir Yardımı Hizmeti,
IMO Tanımlamasına göre, “Zor seyir veya meteoroloji
koşullarında ya da arıza veya eksiklikler durumunda özellikle önem kazanan
bir hizmettir”. Bu hizmetin verilmesi için, yine aynı IMO Karar’ına
göre;
VTS; seyir yardımını bir gemi için gerekli
gördüğünde, ya da VTS merkezine gemiye “Talimat” verme yetkisi tanınan
bölgelerde, durum daha hassas bir hal almaktadır.VTS’nin verdiği
talimatların izlenmesi sonucunda bir kaza veya mali sorumluluk doğuran bir
durum meydana gelirse, sorumlu kim olacaktır? Bu konuya daha sonra tekrar
değineceğim.
Trafik
Düzenleme Hizmeti, yine IMO tanımlamasına göre,
“Tehlikeli durumların ve trafikte yığılmanın önlenmesi amacıyla
trafiğin operasyonel yönetimiyle ve gemi hareketlerinin önceden
planlanmasıyla ilgilenen bir hizmettir” Bu bağlamda, VTS otoritesi hız
sınırları koyabilir, takip edilecek rotaları belirleyebilir, gemi
hareketlerinin zorunlu olarak rapor edilmesini öngörebilir ve bunların
benzeri diğer uygulamaları yürürlüğe koyabilir. Bu hizmet, ilgili deniz
sahası içerisinde güvenliğin arttırılmasında önemli rol oynar.
Seyir
Yardımı Hizmeti ve Tartışmalar
Bir VTS’nin verdiği hizmetler içerisinde en
zor ve tartışmalı olanı “seyir yardımı hizmetleri” oluşturur. Daha önce de
değindiğim gibi, bu hizmet iki koşulda verilir: ya gemi bu hizmeti talep
eder, ya da VTS bu hizmete gerek olduğuna kendisi karar verir. Ancak,
sorun, geminin VTS tarafından verilen yönlendirmeye ne dereceye kadar
uymasının gerektiği ve uymadığı takdirde yasal sonuçlarının ne olacağı
konusunda düğümlenmektedir. Mali sorumluluk konusunda ne IMO’nun “VTS
Anahatları”nda, ne de IALA’nın “VTS El Kitabı” nda bir açıklık
getirilmemektedir, dahası, her iki dokümanda da “Güvenlikle ilgili nihai
kararın geminin köprüüstüne ait olması gerektiği” konusunda bir görüş
birliği vardır.
IMO’nun A.857(20) no.lu kararında (VTS
Anahatları) şöyle denilmektedir:
“Bir VTS’ye gemilere talimat verme yetkisi
verilirken, bu talimat sonuca yönelik olmalı, yapılacak rota değişikliği ya
da yapılacak makine manevraları gibi hareket detayları gemideki kaptan ya da
kılavuz kaptana bırakılmalıdır. VTS’nin yapacağı operasyonların kaptanın
güvenli seyir ile ilgili yükümlülüklerini ihlal etmemesine ve kaptan ile
kılavuz kaptan arasındaki geleneksel ilişkiyi bozmamasına dikkate
edilmelidir”
IALA’nın geliştirdiği VTS El Kitabı’nın 2002
versiyonunda, IMO’nun yukarıdaki tavsiyeleri tekrarlanmakta ve şu eklemeler
yapılmaktadır:
“Gemi kaptanları, genellikle, VTS personelinin
uzmanlığına ve mesleki bilgisine güven duymakta ve verdikleri talimatları
yerine getirmektedirler. Bununla birlikte, VTS tarafından verilen bir
talimatın, yerine getirilmesi gemiye zarar verebileceği değerlendirilmesinin
gemi kaptanınca yapıldığı durumlarda kaptanın bu talimata uymayabileceği
kabul edilmelidir”
“Geminin hareketlerinden doğacak mali
sorumluluğun sahibinin tayin edilmesi sürekli tartışmalı bir durum
olagelmiştir. Bunu çetrefilli kılan kaptanlar, kılavuz kaptanlar, armatörler
ve VTS arasındaki yasal ilişkilerdir. Buna karine teşkil edecek geçmişte bir
çok dava olmuşsa da, bu konu halen denizcilik hukuku ve özel hukukta her
olayda yeniden değerlendirilen konumdadır. Bir VTS operatörünün gemiye
verdiği bir talimat sonucu bir kaza olmuşsa, VTS’ye katılımın zorunlu mu
isteğe mi bağlı olduğu, Gemi kaptanının verilen talimatın kazaya sebebiyet
vereceğini düşündüğünde bu talimata uymama hakkının her zaman bulunduğu gibi
konuları da gözeten pek çok mali sorumlulukla ilgili deniz hukuku kuralları
uygulamaya konulabilir”
Son yıllarda, denizcilik teknolojisindeki
gelişmeler, gemilere sahilden “uzaktan kumanda edilmesi” fikrini de ortaya
çıkarmıştır. “Sahilden Kılavuzlama” (Shore-Based Pilotage), “İleri Seyir
Yardımı” (Advanced Navigational Assistance), Gelişmiş Seyir Yardımı” (Enhanced
Navigational assistance) gibi terimler ve “Modern Taşınabilir Kılavuzlama
Yardımcısı” (Innovative Portable Pilot Assistance) gibi araçlar gemilerin
kılavuz kaptanlar ve köprüüstü personelince güvenli yolalımının sağlanması
amacıyla geliştirilmiş ve geliştirilmektedir. Bu gelişmeler, yeterlilik ve
güvenilirlik ya da güvenilirliğin derecesi gibi soruların da gündeme
gelmesine neden olmaktadır. Köprüüstü personeline ve kılavuz kaptana
yardımcı olan bir araç olarak bu teknolojiler elbette ki kullanılmalıdır,
ancak, bu teknolojilerin kullanıcılar tarafından bazen gözden
kaçırılabilecek zayıf yanları olduğu da unutulmamalıdır.
IMO’daki MSC 71 toplantıları esnasında,
İspanya Delegasyonu bir öneri sundu. Bu öneride,
“VTS merkezinde bir geminin şüpheli manevralar
yaptığı ve normal çağrılara cevap vermediği durumlarda, geminin köprüüstünde,
kaptan kamarasında, ikinci kaptan ve personel kamaralarında ışıklı ya da
sesli alarmla uyarı verecek ve VTS merkezinden kumanda edilecek bir alarm
sistemi geliştirilmesi”
istenmekteydi.
Bu önerinin arkasındaki neden açıktı: “seyir
güvenliğinin ve özellikle VTS-Gemi arasındaki haberleşmenin artırılması için
yeni önlemler gerekmekteydi”.
Bu öneri, aslında iyi bilinen bir konunun,
“insan unsurunun” önemini vurgulamaktadır. Seyir yardımı ya da bilgisinin
kaynağı veya kalitesi kadar, onu uygulayacak olan “son kullanıcı” da
önemlidir. Sahilden gemiye uzanan güvenlik zinciri içerisinde en önemli
halka, köprüüstüdür; ve yüksek riskli deniz alanlarında, ve karar vermek
için çok az zamanın bulunduğu emercensi durumlarda bilgi ya da tavsiyeden
çok onun uygulanması büyük önem kazanmaktadır.
Sahilden gemiye seyir yardımı verildiği
durumlarda, aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:
-
Geminin durumu-Seyir
yardımı son çare mi?
-
Yardımın kalitesi –
Seyir yardımını kim veriyor?
-
Kullanıcının kalitesi-
Seyir yardımı kullanıcı-dostu (User-friendly) mu?
-
Sonucun çözümlenmesi-
Mali sorumluluk kimin olacak?
Sahilden seyir yardımı veya talimatı konusuna
IMO ve IALA nın getirdiği yaklaşım kumandanın gemiye ait olduğu ve sahile
ait olamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Bir VTS uzmanı ve IALA VTS
Komitesi danışmanı olan Kaptan Terry HUGHES, bu konuda şu değerlendirmeyi
yapmaktadır:
“Kılavuz kaptanlar, VTS yapısı içerisinde
kullanıcı ve bilgi sağlayıcı olarak önemli bir rol oynamaktadırlar. Ancak,
operasyonel bir VTS merkezinde görevlendirilmiş olan ve gemi ile
haberleşmede bulunan bir kılavuz kaptan, gemi üzerinde görev yaparken
olduğu gibi gemiye kumanda edemez; ancak VTS nin vereceği öngörülen
hizmetleri sağlar. “Sahilden Kılavuzlama” (Shore-Based Pilotage) ve “Uzaktan
Kılavuzlama” (Remote Pilotage) terimleri yanlış isimlendirmedir ve bunların
gemiyi Kılavuzlama anlamına geleceğini söylerken çok dikkatli olmak
gerekmektedir. Bu yardımın yetkili bir kişi tarafından verilmesi halinde
belki “Gelişmiş Seyir Yardımı” (Enhanced Navigational Assistance) terimi
uygun olabilir.”
AIS (Automatic Information System- Otomatik
Tanımlama Sistemi) bulundurma zorunluluğu IMO tarafından takvime bağlanmış
olan bir diğer önemli teknolojidir. 2008 yılı sonuna kadar bütün gemiler
AIS ile donatılmış olacaktır. Bu da kaçınılmaz olarak VTS anlayışını
değiştirecek ve VTS’ler daha çok “Sessiz VTS” halini alacaklardır.
Böylelikle VTS nin yukarıda saydığımız üç hizmetinden birisi olan “Bilgi
Hizmeti”, AIS aracılığıyla sağlanıyor olacaktır.
VTS tarafından verilen hizmetleri kullana
birimlerden birisi de kılavuz kaptanlardır. VTS de, kılavuz kaptanlar
tarafından sağlanan rapor ve bilgileri kullanmaktadır. Bu konu IMO’nun VTS
Anahatlarında açıklıkla belirtilmektedir
“VTS otoritesi, mümkün olduğu hallerde,
kılavuz kaptanın kullanıcı ve bilgi sağlayıcı olarak katılımını
sağlayacaktır”
VTS Merkezlerinde görevli Kılavuz Kaptanlar
Kılavuz kaptanların görev almasıyla VTS
merkezlerinin geminin güvenli geçişine katkıda bulunma ve bu geçişi en hızlı
ve güvenli şekilde sağlama işlevlerini daha etkin olarak yerine
getirecekleri konusunda yaygın bir inanç vardır. Bunun eksikliğinde nelerin
olabileceğiyle ilgili, gemi kaptanlarından, gemi ortamının gerçek
koşullarını hesaplayamayan operatörlerin görev yaptığı VTS merkezlerinden
aldıkları gerçekçi olmayan tavsiye ve talimatlarla ilgili pek çok şikayet
işittim. Bunlardan bazıları şöyleydi:
-“Benden tam kanal girişine varmışken geri
dönmemi istediler. Gemiyi araba mı sanıyorlar?”
-“Benim hemen önüme hızı çok düşük bir gemi
almışlar ve onu kanal içerisinde geçmek zorunda kalacağım. Oysa bu, önceden
planlanabilirdi”
-“Benden tam dönüş noktasına yaklaşırken hız
kesmemi istediler, oysa bunu yaparsam, dümen dinleme yeteneğimi
kaybedecektim. Bunu dikkate almaları gerekirdi”.
VTS merkezinde görev alan bir kılavuz kaptan,
bu şikayetlere neden olan eksiklikleri tamamlayabilir ve VTS’nin etkin
çalışmasına önemli katkıda bulunabilir.Ancak, bununla birlikte, VTS
merkezinde görev alan bir kılavuz kaptan, VTS merkezinde görev yaptığını ve
yaptığı işin de “kılavuz kaptanlık” olmadığını unutmamalıdır. Kılavuz kaptan
geminin durumunu değerlendirmede kendi mesleki çalışma deneyimini elbette
kullanacaktır, ancak, yapılacak işlemlerin kılavuzluk formatında değil, VTS
formatında olması gerektiğini her zaman dikkate almalıdır.
Alman Kılavuz Kaptanlar tarafından hazırlanan
bir tez çalışmasına göre, VTS merkezinde devamlı olarak görev alacak kılavuz
kaptan, en az şu görevleri almalıdır:
- Seyir tavsiyesini
de içeren seyir yardımı hizmetini vermek üzere sürekli olarak VTS
merkezinde bulunmalıdır, böylelikle örneğin teknik arızadan veya seyir
sorunlarından doğabilecek kazaları önlemede ya da siste veya başka bir
olayın ortaya çıkması halinde her an başvurulabilecek bir danışman
olarak ulaşılabilir olacaktır.
- Gemi üzerinde
bulunan görevli personele kaza sonrasında gerekli tavsiyeleri
vermelidir, VTS merkezinde bulunan bir kılavuz kaptan kriz yönetimini
derhal ve etkin bir şekilde üstlenebilecek bir konumdadır.
- Kanal/boğaz veya
trafik koşullarındaki değişimlerle ilgili özellikle de su çekimi ve su
derinliği ile ilgili olanlarda anında gemilere tavsiyede bulunmalıdır.
- Trafik
kurallarını seyir tavsiyesine dönüştürmek suretiyle gemilere
bildirmelidir.
- Demirleme veya
rıhtıma yanaşmada gemilere tavsiyede bulunmalıdır.
- Kılavuz
kaptanların gemiye binmeleri ve gemiden ayrılmalarını trafiğe engel
olmayacak bir şekilde yapmalarını koordine etmelidir.
- Kılavuz kaptan
alma mevkiine yaklaşmada veya kılavuz kaptanı alma ya da indirme
manevralarında gemi kaptanlarına tavsiyede bulunmalıdır.
Aynı tezde VTS merkezinde görev alacak kılavuz
kaptanların eğitilmeleri konusunda şu görüşlere yer veriliyor:
“Kılavuz kaptanların teknik, elektronik ve
veri işleme konularında almaları gereken eğitim ve trafik yönetimi konusunda
sonuçta ulaşmaları gereken uzman bilgisi açısından, kılavuz kaptanların
detaylı bir denizcilik eğitimi almış olmaları gerektiği ve mesleki düzey
bakımından mümkün olan en yüksek derecede olmaları gerektiği ortaya
çıkmaktadır. Bunlara ek olarak biz denizcilik haberleşmesi, haberleşme
teknolojisi, veri işleme, liman inşaatı, hidrodinamik, manevra teknolojisi,
ulaştırma lojistiği, trafik yönetimi teknolojileri ve trafik yönetim
sistemleri konularının da temel eğitim programlarına alınarak böylelikle
kılavuz kaptanların hem gemi üzerinde hem de VTS merkezlerinde yapacakları
iki göreve de hazırlanmalarının gerekli olduğu düşüncesindeyiz.”
Kılavuz kpatanların uluslar arası organı olan
Uluslar arası Kılavuz Kaptanlar Birliği (IMPA) tabiidir ki denizcilik
teknolojisindeki gelişmeleri ve bu teknolojinin kullanımını
desteklemektedir. Örneğin, Shanghai’da 1998 yılında yapılan Genel Kurul’da
alınan bir Karar’da şöyle denilmektedir:
“Kılavuz Kaptanların taşınabilir kılavuz
kaptan birimleri, AIS, ECDIS, PORTS, DGPS, Sessiz VTS gibi gelişmiş
elektronik sistemlerin limanlarda ve suyollarında kullanılmak üzere
geliştirilmeleri ve kullanılmalarında yardımcı olduklarını kabul ederek,
IMPA, hükümetleri, denizde can, mal ve çevre güvenliğinin daha da
arttırılması için bu gelişen denizcilik teknolojilerinin kullanılmasında
kılavuz kaptanların öncülük etmeleri konusunda rollerini kabul etmeye ve
desteklemeye davet eder”
Öte yandan, IMPA, VTS gelişimini de geleneksel
olarak destekleyegelmiştir ve IALA, IAPH ve IFSMA ile beraber, IMO’nun VTS
anahatları’nı hazırlamasında önemli katkıda bulunmuştur. IMPA, ayrıca,
1990’lı yılların başından itibaren Dünya VTS Kılavuzu’nun hazırlanmasına
katılmıştır. Kılavuz kaptanlık mesleğinin klasik geleneği ve gelişen yeni
teknolojileri birbiriyle kaynaştımayı amaçlayan Dünya Kılavuz Kaptanlar
Birliği, yüksek risk taşıyan deniz alanlarının güvenliği ile ilgili olarak,
geleceğe güvenle bakmaktadır.
Yazarın diğer yazıları:
Yazıların her hakkı yazara aittir. Kaynak
gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.©
Cahit İstikbal
|