|
THE DAILY STAR
SİYASİ DEĞİŞİKLİKLER BAKÜ-CEYHAN BORU HATTINA İYİ GELDİ... PROJENİN
YÜZDE 40'I TAMAMLANDI
Projeden sorumlu petrol devi BP'nin basın
sözcülerinden Tonby Odone, Londra'da, "projenin bütünü yüzde 40
oranında tamamlandı. Ancak yapılan işler ülkeden ülkeye değişiyor.
Türkiye'de güzergahın 300 kilometreden fazla bir bölümü kazıldı ve
borunun döşenme süreci başladı. Ceyhan'daki terminal de inşa halinde
ve güzel ilerliyor" dedi.
ANKARA, 16/12(BYE)--- Lübnan'da
İngilizce yayımlanan The Daily Star gazetesinin 16 Aralık 2003
tarihli sayısında, Iason Athanasiadis imzasıyla ve yukardaki başlık
altında bir haber yer almıştır. İnternetten sağlanan haberin
çevirisi şöyledir:
Kafkasya'da ekim ve kasım aylarında
gerçekleşen anlamlı değişiklikler, 3,6 milyar dolarlık boru hattı
yarılanma noktasına yaklaşırken, Azerbaycan ve Gürcistan'da ABD
yanlısı hükümetleri iktidara getirdi.
Azerbaycan ve Gürcistan'daki yeni
liderler, -İlham Aliyev ve Cumhurbaşkanı Vekili Nino Burjanadze-
Batı pazarlarına günde 1 milyon varil petrol taşıyacak
Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına destek vadettiler.
Hazar Denizi'nin enerji zenginliği
kilidinin anahtarı olarak görülen 1.767 km'lik boru hattı,
Azerbaycan'nın başkenti Bakü'den, Türkiye'nin Akdeniz limanı
Ceyhan'a uzanacak.
Projeden sorumlu petrol devi BP'nin
basın sözcülerinden Tonby Odone, Londra'da, "projenin bütünü yüzde
40 oranında tamamlandı. Ancak yapılan işler ülkeden ülkeye
değişiyor. Türkiye'de güzergahın 300 kilometreden fazla bir bölümü
kazıldı ve borunun döşenme süreci başladı. Ceyhan'daki terminal de
inşa halinde ve güzel ilerliyor" dedi.
Tartışmalı projeye, boru hattının
olağanüstü doğal güzelliklere sahip bir bölgenin tahrip olacağından
emin çevrecilerden yerel halka, olumsuz etkilerinden kaygılanan
insan hakları savunucularından Amerikan enerji politikasında Orta
Doğu'dan uzaklaşılmasını savunan Amerikan baskı gruplarına kadar bir
dizi çıkar grubu, karşı çıkıyor. "Institute for the Analysis of
Global Security" Direktörü Gal Luft, "ABD'nin Orta Doğu'dan Hazar'a
geçmesi ve yeni bir petrol 'el doradosu' olması iki tarafı keskin
bir kılıçtır. Bu büyük ihtiyaç duyulan kaynak çeşitliliğini sağlıyor
ve Orta Doğu'ya bağımlılığı azaltıyor. Ancak aynı zamanda
yolsuzluklara neden olup otoriterizmi, radikal İslamı ve hoşgörüsüz
çoğunluklara halkın tepkisini teşvik ederek Orta Doğu'nun birçok
sosyal hastalığını Hazar'a taşımaktadır" diyor.
Orta Asya'da boru hattı inşaatının
gizli tuzakları, muhalefetle birleştiğinde, en azından projeye
destek vermeme kararı alan bir banka -İngiliz Barclays örneğinde-
kredi temin sürecini zora sokmuş bulunuyor.
Socar, Unocal, Eni, Total SA ve
ConocoPhilips'in de dahil olduğu BTC hissedarları, inşaatın yüzde
30'unu finanse etmeyi kararlaştırdı. Kalan yüzde 70'in finansmanı
dışardan sağlanacak. BTC daha önce, BP dış finansmanı için 500
milyon dolar sağlamaya hazır olduğunu açıklamıştı. Dış finansman şu
dört kaynaktan gelecek: Dünya Bankası ve Avrupa Kalkınma ve İmar
Bankası (EBRD) gibi uluslararası finans kuruluşları, ihracat kredi
kurumları, ticari bankalar ve mali aracı rolündeki hissedarlar.
Kasım ayında EBRD ve IFC projeye ortaklaşa 375 milyon dolar kredi
verdi. Aralarında Citigroup, ING, WestLB ve Credit Agricole'nin de
bulunduğu diğer 15 ticari bankanın daha katkı sağladığı söylendi.
Ancak bu kuruluşlar, aralarında Fırat,
Dicle ve Gürcistan'nın Borjomi bölgesinde belediyelere tatlı su
sağlayan kaynakların da bulunduğu 20 büyük akarsuya yakınlığından
rahatsız olan çevreci gruplardan gelen eleştirilere maruz kaldılar.
Boru hattı keza Türkiye'de bir deprem fay hattı ve yedi ihtilaf
bölgesinden geçmektedir.
Uluslararası Af Örgütü, BP'nin
projenin bölgede yeni istihdam sağlayacağı vaadine karşılık, 30 bin
köylünün topraklarının müsadere edileceğini iddia etmektedir. Af
Örgütü'ne göre, petrol sadece ihraç için kullanılacağı için, enerji
açısından yoksul bölgedeki yerleşim merkezleri projeden sadece
zarara uğrayacak.
Af Örgütü ayrıca, BTC yatırımının
Türkiye'nin genel insan hakları sicilini iyileştirme yetisi üzerine
muhtemelen "kötüleştirici bir etki" yapacağını savunmaktadır.
Ancak BTC İcra Direktörü Michael
Townshend, yatırımın, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye'deki 450
köyün sakinleri olan en fazla etkilenecek kişiler için gerçek
yararlar sağlayacağına inanıyor. Kafkasya'da projenin güvenliğinin
sağlanması, programın başarı ya da başarısızlığı için büyük önem
taşıyor. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi'nin Başkanı Natık Aliyev'e
göre, şimdiye kadar boru hattının korunması için 170 milyon dolar
harcanmış bulunuyor.
Bilinmiyen sayıda AB özel timleri,
Mayıs 2002'de başlatılan 64 milyon dolarlık bir program kapsamında
1.500 ila 2.000 Gürcü askerini "anti-terörizm" teknikleri alanında
eğitiyor. Güvenilir bir senaryoya göre, ABD'nin Gürcü askerlerini
boru hattını sabotörlere karşı korumaları için eğitiyor.
ABD'nin eski Suudi Arabistan
büyükelçilerinden ve bir petrol uzmanı olan James Atkins, "bir boru
hattını sabotaja karşı sürekli koruma mümkün değildir. Her zaman
vurulabilir; Türkler Kürtlerle uzlaşmaktan çok uzakta bulunuyor ve
Kürt sorunu çözülmedikçe, hat tehlike içinde olacaktır" diyor.
Sabotajın önlenmesi mümkün olmasa da,
belki projenin hedef alınmasında caydırıcılık sağlanabilir.
Gürcistan ve Azerbaycan'daki son dönüşümlerde, her iki ülkede de
ABD'nin olaylarda dahli olduğu yönünde sağlam göstergeler
bulunmaktadır.
ABD'nin Gürcistan Büyükelçisi Richard
Miles, muhalefet lideri ve cumhurbaşkanlığı adayı Mikhail
Sakaşvili'yi Şevarnadze'nin iktidardan düşürülmesinde kayırmakla
suçlandı. Eski cumhurbaşkanı, Miles ve Gürcistan'da bir sivil
özgürlükler projesi oluşturan uluslararası borsacı George Soros'u,
alenen kendisine fiilen komplo kurmakla suçladı. Birçok analist, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell'in "istikrarsız bir Gürcistan,
otomatikman istikrarsız bir Kafkasya sonucunu verir" ifadesinden
hareket ederek, ABD'nin, halkı nezdinde hiç sevilmeyen bir
müttefikini desteklemekle, istikrar arasında tercih yapma durumunda
kaldığında, istikrarı sağlamak uğruna o müttefikini feda edeceği
sonucunu çıkarmış; darbeden sonra, ABD Başkanı George W.Bush,
Gürcistan'ın "toprak bütünlüğü"nü desteklediğini ilan etmişti.
Moskova merkezli bir Kafkasya ve Orta
Asya uzmanı olan Sergei Below, "protestolara rağmen, Azerbaycan'daki
babadan oğula iktidar devri fazlaca bir engel olmaksızın ve
muhtemelen hem ABD hem de Rusya'nın desteği ile gerçekleşti. Karabağ
ile ilgili olarak yeniden ani bir çatışma çıkmazsa, halihazırda
Azerbaycan'da istikrarsızlık olması ihtimali bulunmuyor" diyor.
|